Kendine Dönüş

 

 

Işıklı bir yol, sıra sıra kırmızı koltuklar, büyük bir perde…

Binlerce duygunun anı diye bırakıldığı bir sinema salonundayım. Ay; eylül, mevsim; sonbahar. Bugün yirmi beş yılımı paylaştığım dostumun beni buraya getirmesinde bir anlam arıyorum. İzleyeceğimiz film hakkında hiçbir bilgim yok. Tek isteğim; mutlu bir sonu olması. Bir tuhaflık ve beni biraz tedirgin eden bir hava var salonda. İkimiz dışında seyirci yok. Birkaç duyguyu bir arada yaşıyorum. Ve ışıklar kapanıyor. Beyaz perdeden yayılan ışığın dünyasına sürükleniyorum:

 

 Bir bahçe ve kırmızı rugan ayakkabılarıyla bahçede koşuşturan küçük bir kız çocuğu. Sırtı kameraya dönük, sarı saçları at kuyruğu yapılmış, beyaz muz çorabı, kırmızı pileli eteği ve mavi kazağıyla kendi etrafında dönüyor.  Sonra bir ses, çok iyi tanıdığım ama çok uzaktan gelen bir ses: “ Ilgım” diye sesleniyor. Çocuk dönüp kameraya gülümsüyor ve tek eliyle el sallıyor. Diğer elinden tutan bir kadın neşesiyle ışık saçıyor. Dostumla göz göze geliyoruz. Gözyaşlarım gözlerimin kıyısından atlayıp akıyor. “ Ilgım, canım benim.”

İnsan çocukluğuyla kaç kere karşılaşıyor ki. Yaş ilerledikçe çocukluğumuzla aramızda kalan mesafe de uzuyor sanırım. Mutluluğu gülüşünde taşıyan bu çocukla konuşmak isterdim. Sonra evimizin salonunda çekilmiş tatlı bir anı daha karşılıyor beni. Turuncu ve yeşil renklerin hakim olduğu bir halı var. Kahverengi iki koltuk, ahşap oymalı bir vitrin, tam ortasında tüplü bir televizyon, hemen üstündeki bölmede ise büyük bir teyp. Kırmızı rugan ayakkabılı kız çocuğu koltuğa yaslanmış, bir adamla konuşuyor. Adamın üzerinde beyaz bir gömlek ve ayaklarında terlik var. Saçlarını seviyor kızın, kameraya doğru yüzünü döndüğünde anlıyorum dedem olduğunu. Ah beni bu dünyada yücelten, sevgiyle büyüten, yüce yürekli dedem. Bana en yakın ve aynı zamanda en uzak tek adam! O saçlarını sevdiğin kızın şimdi kendiyle kavgalı bir insana dönüştü… Birkaç neşeli çocukluk anısıyla beraber okul yıllarım yansıyor perdeden. Bir basketbol maçına gitmişiz. Sevgi, Barış, Aslı, Mehmet ve ben. Sahada sınıfımızın en popüler adamı Mert var. Hepimiz heyecanla onu izliyoruz fakat aramızdan biri farklı bir gözle izliyor. Bundan on yıl sonra onunla bir cafede oturup bugün hissettiklerini gülerek anlatacağından habersiz. Ah sevgili kendim! Bazen seni hırpaladığımı, çokça üzdüğümü düşünüyorum. Sonra bir piknikte çekilen eğlenceli anlar geliyor karşımıza, Aslıyla birbirimize bakıp gülüşüyoruz, bir yandan da gözyaşlarımızı silerek.

  “Çok da güzel anıların oldu Ilgım”, diyorum kendime. Seni bu anılar büyüttüler, ruhunu beslediler. Üzenlere bile sitem edemezsin. Hepsi senin kendinde bir şeyleri fark etmen için vardı. Görevlerini tamamlayıp çekildiler. Ama kalbim! O aklımla büyük bir uyumsuzluğun kaptanı. Çoğu zaman da aklımın derin sularında yüzdürüyor gemisini…

Perde de liseden mezun oluşum var. Annemle babam benimle ilgili duygularını anlatmak için kamera karşısındalar. Annem, Neriman Hanım. Yüzündeki ışıltıyla çizgiler eşitlenmiş. Şimdi ona; “ Mutluluklarınla acılarını nasıl eşitledin?” diye soruyorum. Babam Tahir Bey. Memurluk hayatına nefes aldığı hayattan daha büyük bir adamlık sığdırmış. Ona hep hayranlık duydum. Kahramanım babam!

 

Perdedeki ışık kapanıyor. Son sahne yine küçük kızın. Gülümseyerek el sallıyor kameraya, istemsizce el sallarken buluyorum kendimi. Salonun ışıkları açılıyor, Aslıyla birbirimize sıkı sıkı sarılıyoruz:

“ İyi ki doğdun Ilgım, güzel yüreklim” diyor bana. Söyleyemediklerimi gözlerimden okuyor. Sinemadan çıkıp bir cafenin en ışıltılı masasına oturuyoruz:

 

  • Kendimi bulmaya öyle ihtiyacım vardı ki, bilmediğim daha önce hiç görmediğim bir boşluğun rüzgarlı havasında savruluyordum. Bunca zamandır sessiz oluşum bu yüzdendi belki de. Beni kendime dönüştürüp sesime kavuşturdun Aslı. Ben var olduğum günden beri ne güzel gülmüş, sevmiş, acı çekmiş, kızmış ve yorulup yorulup tekrar koşmuşum. Her insanın senin gibi bir omzu olan, başı sıkıştığında koşabileceği, yanında ağlayıp katıla katıla gülebileceği bir dostu olmalı.

 

   “Sayende kendimden bir kez daha iyi ki doğdum Aslı.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Image

Arzu KOLOĞLU

1978 yılında Niğde’de memur bir aile...

Image

Aynur GÖRMÜŞ

“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...

Image

Aynur KULAK

2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...

Image

Ayşegül EKŞİOĞLU

İstanbul’da doğdum, Pertevn...

Image

Ayşe OĞLAKÇIOĞLU DEMİR

1992 yılında KüTAHYA’NIN GEDİZ ilçesind...

Image

Burak KETENCİ

1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...

Image

Gülhan MERİÇ

1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...

Image

Hasan ÜNAL

1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....

Image

İbrahim KORKMAZ

1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...

Image

İlkay AKIN

Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...

Image

Psk. İlkim ÖZ

İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...

Image

Mehmet DEĞİRMENCİ

1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...

Image

Orçun OĞLAKCIOĞLU

Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...

Image

Özlem KALKAN ERENUS

1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...