Sanatla Yaşa

Aynur Görmüş derKi

Sanatla Yaşa

 

Sanat aktivitelerinden herhangi biriyle uğraşan çocukların duygusal zekasının daha yüksek olduğu yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. Araştırmalara göre müzik, resim, drama, heykel, çizim vb. gibi yaratıcı ifade biçimlerinden herhangi birinde çalışmalar yapan çocukların hem yabancı dil, matematik, fen, coğrafya gibi konularda hem de uygulanan sınavlarda daha yüksek  başarılar elde ettiği ortaya çıkmıştır. Ama sanat  yaşamımızın her yerinde olmalıdır, sadece başarıya etkisi için değil ruhumuzun beslenmesi  için de sanatla yaşamalı insan.

 

Mesela ben, resim yaparken müziksiz yapılamadığı pratiği ile yetiştirildim ve fark ettim ki bu alışkanlıkla müzik durduğu an resim de duruyor bende... Uyumadan önce her gün yarım saat bile olsa bir kitap okumadan uykuya dalamamayı ya da 3-4 kitabı aynı dönemde okumakla farklı ruh hallerime farklı kitapların iyi gelmeye başladığını keşfettim... Her yıl, yılın en iyi filmleri açıklandığında her birini heyecanla izlemeyi beklemek, hikayesini araştırmak ve konularından kendime mesajlar çıkarmayı adet edindim mesela... Veya çok sevdiğim oyunların ya da tiyatroların biletlerini alıp takip etmekten aldığım keyfi anlatamam...

 

İşte her şey gibi bunlar da yaşadıkça pratik kazanılan alışkanlıklar oluyor ve insana dolu dolu yaşadığını hissettiriyor. Sanatsal faaliyetlerde bulunmak insanı farklı düşünmeye sevk ediyor, sorgulatıyor, merakımızı arttırıyor, bakış açımızı değiştiriyor, hayatımıza yeni heyecanlar, belki de hobiler katıyor, esnek bir insan olmamıza katkı sağlıyor. Hayatın içinde mutlaka bir sanatsal aktivite sokabilirsek  ruhumuz da besleniyor ve özgürleşiyor, hayatın farklı tatlarına varıyor insan.

 

Sınırlanmadan ve özgür düşünce ile gerçekleştirilen bu faaliyetler sayesinde çocukların da  hayal gücü ve yaratıcılığı gelişiyor, karar verme, problem çözebilme yetkinliği artıyor. Elbette temel olan ailelerin çocukların yeteneklerini ve isteklerini gözlemleyerek bir sanatsal aktiviteye doğru yönlendirmesi ve aynı zamanda da  yaratıcılıklarının sınırlandırılmaması büyük önem taşıyor bana göre. Ve onlara bu alışkanlığı sadece söylemlerle kazandırmaya çalışmak değil, sanattan kendi hayatımızın içine de bir parça kattığımızda bu kültürü bilinçsizce çevremize aşılamış  oluruz.

 

Çocuklara sanatı aşılayalım ama özgür bırakalım, sınır koymayalım. Bırakın hayalindeki ağaç mor ya da mavi, güneşi kırmızı olsun... Bırakın hayalindeki kahramanı resmetsin kağıda sadece sevdiği renklerle, sevdiği birine bildiği kelimelerle şiir yazsın, duygularını hikayelerle anlatsın, kalemi korkak alışmasın, içine drama katsın, saçının şeklini verirken özgürce seçim yapsın. Böyle resim mi, hikaye mi olur demeyin, hayallerini kısıtlamayın, özgüvenini düşürmeyin. Yarattığı şeylerin üzerine konuşun, neyi resmettiğini anlattırın, ifade yeteneğini güçlendirsin ne yapmaya çalıştığını anlatarak, ilgi gösterin ki daha da istek duysun gelişmeye, devam etmeye. En sonunda da beğenin, takdir edin.

 

Deneyim, yaşanmışlık, söylemlerden, nasihatlerden daha etkili bir yoldur. Çocuklar; gözlem yapar, taklit eder. Pratiğini sizden nasıl görür, yaşarsa onu öğrenir ve alışkanlığa çevirir. Ve bunlarla birlikte de merak eden, üreten, ürettikleri ile de  dışardan bir güce ihtiyaç duymadan iç motivasyonunu kendi sağlayan bireyler yetişir. Sanat insanı disipline eder, gözlem becerilerini arttırır. Hep daha iyisini yapma ve öğrenme isteği yaratır, yaptığını beğenmez, siler, bir daha yapar, bir daha dener, korkmaz hata yapmaktan, bunu gelişim olarak görür. Bu sayede hayatta deneyip deneyip  pes etmemeyi, iyisi için mücadele etmeyi, istenirse çok çalışarak her şeyin yapılabileceğini, gelişebileceğini tecrübe eder ve bunu hayatın bir sürü alanında kullanabilir. Başarının sadece notla, sınavla olmadığını, başarının aslında mutlu olmak, her konuda üretebilmek, hobiler edinmek ve bunlardan keyif almak olduğunu öğrenir her yarattığı ya da öğrendiği yeni şey ile. 

 

Bu sayede de sosyal, özgüvenli, duygusal, üreten, düşünen, sorgulayan, ve her şeyden önemlisi yaşamaya tutkusu olan bireyler yetiştirebilmek için çocukların mutlaka sanatsal bir aktiviteye yönlendirilmesi olmazsa olmazdır bence.

 

Pablo Picasso ne güzel söylemiş; “Her çocuk bir sanatçıdır, sorun büyüdüğümüzde nasıl sanatçı kalabileceğimizdir.”

 

Sanata teşvik edelim, sanatla yaşayalım. Sağlıcakla...

 

Aynur Görmüş

Image

Arzu KOLOĞLU

1978 yılında Niğde’de memur bir aile...

Image

Aynur GÖRMÜŞ

“Aynur Görmüş” Kimdir ? 1976 yıl...

Image

Aynur KULAK

2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...

Image

Ayşegül Ekşioğlu

İstanbul’da doğdum, Per...

Image

Burak KETENCİ

1976 yılında İstanbul’da doğdu. 35 sene...

Image

Gülhan MERİÇ

1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...

Image

Hasan Ünal

1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur. An...

Image

İbrahim KORKMAZ

1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...

Image

İlkay AKIN

Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...

Image

Mehmet DEĞİRMENCİ

1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...

Image

Orçun OĞLAKCIOĞLU

1974 yılında Denizli’de doğmuştur. Li...

Image

Özlem KALKAN ERENUS

1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...

Image

Sedat DELİOĞLU

1979 yılında Tokat’ta doğdu. İnönü üniv...

Image

Selda ÖZTÜRK

SELDA öZTüRK / ANKARA Kafkas üniversitesi Bür...

Image

Serap Şahin

1987 yılında Bolu’da doğdum. Dokuz Ey...