Kurtarılmış dil

Kurtarılmış Dil

Spot: Kurtarılmış Yazar, Kurtarılmış Dil

İspanya’dan göç eden Sefarad bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Öğreniminin Zürih ve Frankfurt’ta tamamladıktan sonra Viyana’ya dönüp Doğa Bilimleri ve Felsefe bölümlerinde doktora yaptı. Ardından yazarlık geldi. 26 yaşında başyapıtı olan Körleşme romanını yazdı. Önemle tavsiye edeceğim bu romanı okudunuz mu? Kitlelerin psikolojisini ona yabancı birinin bakış açısından anlatan roman Nazi Almanya’sı tarafından yasaklandı ve ancak 1960’lardan sonra keşfedilebildi.

Elias Canetti. 1981’de Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü. Ömrünün büyük kısmını İngiltere’de geçirdi. Eserlerini Almanca kaleme aldı. Elias Canetti. Çağdaş edebiyatı kitle ve iktidar üzerinden yazdığı eserlerle besleyen bu anlamda en yetkin kalemlerden biri olan Canetti;  bir yazar daha ne yaşayabilir sorusunun da karşılığıdır aynı zamanda. Çocukluk ve gençlik yıllarına ve daha sonraki yaşamının bir bölümüne dair anılarını Kurtarılmış Dil, Kulaktaki Meşale ve Gözlerin Oyunu isimli üç kitapta toplayan Canetti’nin bu üçlemedeki ilk kitabı olan Kurtarılmış Dil üzerine olan yazıma başlıyorum şimdi.

Sel Yayınları tarafından yayınlanan bir Elias Canetti kitabı olan Kurtarılmış Dil – Bir Gençliğin Öyküsü bir deneme kitabı. İlk olarak 1977 yılında yayınlanan kitaptaki tüm denemeler Canetti’nin ilk gençlik yıllarına dayanan; göçler, yitimler, kökler ve köksüzlük duygularıyla beraber ailesiyle oluşturmaya çalıştığı yaşamından birebir örnekler verdiği, ilk entelektüel bakış açısının oluşmaya başladığı dönemlere odaklanan Kurtarılmış Dil düz bir deneme kitabından öte bir edebi bir yaşam kitabı.

Kitap beş bölümden oluşmakta. Birinci bölüm olan Rusçuk, Canetti’nin en eski anısı olan ve ona kırmızıyı çağrıştıran çocukluk anısıyla başlıyor. Algılarının ne kadar açık olduğunun göstergesi olan bu çocukluk anısı ailesiyle birlikte yaşadığı ilk anılarının da temellerini atıyor. Ailesiyle birlikte göçlerle geçen bu ilk bölüm denemelerinde kardeşinin doğumundan, Ermeni ve Türk komşularından anılara, harflerle ilk haşır neşir oluşundan, lanetli olarak tanımladığı yolculuğa kadar anılarını bizlerle paylaşıyor. Ailesi ile ilgili yazdığı şu paragrafı okuduğumuzda onun çocukluk dünyasını daha iyi anlıyoruz:

“Akşamları annemle babam gezmeye gittiklerinde, evde kızlarla kalırdım. Kocaman oturma odamız alçak Türk divanlarıyla çevriliydi. Her yerde serili halılar ve birkaç küçük sehpayı saymazsak o odadan belliğimde kalan tek tük eşya bu divanlardı. Karanlık olduğunda kızlar korkardı. Divanlardan birine, pencerenin önüne hep birlikte kıvrılırdık; beni ortalarına alır, kurt adam ve vampir öykülerine başlarlardı. Bir masal bitmeden diğeri başlardı: korkardım, ama kızlara iyice sokulmakta hoşuma giderdi. Öyle korkardık ki, hiç kimse ayağa kalkmaya cesaret edemezdi. Annemle babam eve döndüklerinde, hepimizi tir tir titreyen bir yığın halinde bulurdu.”

İkinci bölüm Manchester, Canetti’yi biraz daha büyümüş çocukluktan çıkmış olarak okuyoruz. Artık ailesiyle birlikte İngiltere’de olan Canetti babasını kaybetmiştir. Bu aşamada annesiyle olan bağlarının daha da kuvvetlendiğini okuduğumuz Canetti için yeni şehir, yeni arkadaşlar, yeni düzen zamanı başlamıştır. Ve tüm dünyanın aşina olduğu ilk olarak tanıklık ettiği iki felaketten bahsetmekte.

“Bu dönemde yaşanan ve bugün, bütün halkı toplu olarak duygulandıran, harekete geçiren, ilk tanıklık ettiğim olaylar olduğunu anladığım iki felaket de gemiler ve coğrafyayla ilgiliydi. Birincisi Titanik’in batışı, ikincisiyse Kaptan Scott’ın Güney Kutbu’nda ölmesiydi.”

 

Üçüncü bölüm Viyana, Canetti’nin Viyana yıllarına odaklanıyor. Viyana’ya gitmek için saatlerce süren tren yolculuğunda annesinin ona henüz yaşamakta olan Franz Kafka ile ilgili hikâyeler anlattığından bahseden Canetti yine yeni bir şehirde, yine yeni bir düzen kurma çabasındadır ailesiyle birlikte. Manchester’dan getirdiği kitaplara gömülmüştür. Bir Ağustos günü 1. Dünya Savaşı’nın başladığı haberi gelir.

“Ne yaptığımı tam olarak anlamış değildim, bu durum düşmansı bir kalabalıkla yaşadığım bu ilk deneyimi daha da unutulmaz kıldı. Sonuç olarak, geri kalan savaş yılları boyunca, 1916’ya dek Viyana’da, daha sonra Zürih’te, İngilizleri tuttum. Ama yumruklardan dersimi almıştım: Viyana’da kaldığım sürece, tutumumu kimsenin fark etmemesi için çaba gösterdim. Artık evin dışında İngilizce sözcükler bize kesinlikle yasaktı. Tabuya uydum ve İngilizce kitaplarımı okumayı, daha da büyük bir merakla sürdürdüm”

 Dördüncü bölüm Zürih Scheuchzerstrasse, Canetti’nin Viyana’dan kaçarak Zürih’e kendilerini atmalarıyla başlıyor. İsviçre topraklarına ayak basmak savaştan ve ölümden kurtulmak demek oluyor Canetti için. Sürekli yerinden yurdundan olma, sürekli yeni kişiler, adapte olma problemlerin psikolojisiyle savaşmak zorunda olan Canetti yeni şehrindeki yeni okuluna bir türlü adapte olamıyor, fakat artık kafasındaki öyküleri yazıya dökmeye başlıyordu.

“Yolu öyle iyi biliyordum ki, çevremdeki hiçbir şeye dikkat etmiyor, sağda solda görülmeye değer bir şey var mı diye düşünmüyordum ama öykümde duyulmaya değer bir şey vardı. Çok heyecan vericiydi, eğer serüvenler kendime saklayamayacağım denli merak uyandırıcı ve gerilim doluysa, eve gelir gelmez “Sonra? Sonra” diye bana asılıp duran kardeşlerime anlatırdım.”

Beşinci bölüm yine Zürih fakat bu sefer Tiefenbrunnen şehri. Canetti yine Zürih’tedir fakat farklı bir şehrinde okumaktadır artık. Öyle böyle bir düzen kurmuştur fakat yine de göçebeliğin vermiş olduğu sorunlar bitmemektedir. Kitaplara gömülmüştür ve annesi arada onu ziyarete gelmektedir. Birinde savaşın artık bitmiş olmasından dolayı Almanya’ya taşınmaktan bahseder annesi ama Canetti bunu kesinlikle istememektedir. Fakat çabaları nafile olacaktır.

Çağdaş Alman edebiyatının en önemli kalemlerinden biri olan Elias Canetti’nin Kurtarılmış Dil kitabı edebi zekâsının ve yazın yeteneğinin keşfini sağlayan ilk deneyimlerini bizimle paylaştığı, okuru dertlerine ortak ettiği önemli bir kitap. Üçlemenin ilk kitabı olan Kurtarılmış Dil öncülüğüne Sel Yayınları Kulaktaki Meşale ve Gözlerin Oyunu kitaplarını da yayınlayacak.

Kurtarılmış Dil

Yazar: Elias Cannetti.

Yayınevi: Sel Yayınları

Çeviri: Şemsa Yeğin

Yayın Tarihi: Ekim, 2018

Sayfa: 339

   

Image

Ahmet ASLAN

Askerdeyken şiirler yazmaya başlayan Ahmet As...

Image

Arzu KOLOĞLU

1978 yılında Niğde’de memur bir aile...

Image

Aynur GÖRMÜŞ

“Aynur Görmüş” Kimdir ? 1976 yıl...

Image

Aynur KULAK

2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...

Image

Ayşegül Ekşioğlu

İstanbul’da doğdum, Per...

Image

Burak KETENCİ

1976 yılında İstanbul’da doğdu. 35 sene...

Image

Canan Keleş

1989 yılında İstanbul’da doğdum. Lisans...

Image

Can ERSAL

Can Ersal İstanbul MSü Güzel Sanatlar Akadem...

Image

Caner GÖKÇEOĞLU

1979 yılı Ankara doğumlu, Eskişehir Osmang...

Image

Emine ÖZDEMİR

79 Düzce doğumluyum. Şu an Ankara'da yaşıyor...

Image

İbrahim KORKMAZ

1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...

Image

Gülhan MERİÇ

1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...

Image

İlkay AKIN

Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...

Image

Mehmet DEĞİRMENCİ

1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...