İnişler çıkışlar

Kapalı İstanbul günlüğünden bir sayfa açıyorum yine kendime.

Değer ve değersizlik. Bu iki kavram ne çok yön verir hayatına. Hepsi sendedir, senden çıkar, devam eder ya da sonlanır. Sana sorar, aldığı yanıta göre güçlenir belki de erir gider. İnişler, çıkışlar sendedir. Karmaşa ve sorgulama, duygu durumlarındaki ani değişimler, yeri özel iç konuşmaları, hatırlatmalar hepsi sana ait. Fark edersin ya da etmezsin; her şey belli ki o adımı atma cesaretine bağlıdır. Tercih edilen yalnızlıklar kıymetlidir. Dünya bazen çok kalabalıktır, sokaklar, caddeler, insanlar. Bir odaya kapanıp kalmak değilse de derdin, bazı anları katlanılır kılmak için iyi bir koza bu seçim. Belki peşinden alacağın kararlar uzun zamandır aradığın şeydir kim bilir. Damıtmak, demlenmek, sadeleşmek, arınmak için. Yaşadığımız anlar, okuduğumuz öyküler, dinlediğimiz müzikler bir iz bırakmalı hayatımızda. Hayat çetrefilli, ona yakalanmak, ondan kaçınmak ya da yanında olmak hepsi insana özgü değil mi? Bize ait, varlığımızın bir parçası. Yine de öyle derinlikli ki nerede durduğumuzla nereden baktığımız arasındaki bağ çok şey anlatıyor aslında.

Bazı anlar gelir kalbinde tüm dünyaya yetecek kadar sevgi biriktirdiğini hissedersin. Öyle anlar da gelir ki ne denli içine kapanırsan kapan yalnızlığın yetmez, savrulduğun, dağıldığın, çözüldüğün ruh durumları sonsuza dek sürecektir sanki. Yine de her şey olur, her şey biter, hayat devam eder. Zaman başka akar, dünya başka türlü döner çevrende ve sen sonsuzluğa ulaşmak isteyen yıldız olursun. Narin, kırılgan, zarif; bir o kadar da görkemli, güçlü ve özgür.

Bugün bir cümle okudum. Kendime yoğunlaşmadığım bir andı üstelik, bir anda kalbime işledi, bana iyi geldi. “Birisine güvenmek istiyorsun değil mi? Güzel. O halde kendinden başla,” diyordu. Fişek gibi bir cümle. Aydığını, sarsılıp kendine geldiğin hissettiren bir etki yaratabiliyor, duymaya hazırsan tabii ki.

Bazen şöyle bir şey olur. Kendi halindeyken, aklının ya da kalbinin bir köşesinde minik bir çentik seni izler. Bakarsın, görürsün, o his yanındadır. Belki bir gün önce seni üzen bir olay yaşamışsındır. Belki de midende kelebekler uçuşmuş kısaca âşık olmuşsundur. Parktaki renk cümbüşü seni senden alırken biraz sert esen poyrazla eşzamanlı durulursun. Tam da o anda, hazırlıklı ya da değil, inişler çıkışlar diye hatırında kalacak o duyguyla yüzleşirsin. Sen iste ya da isteme, birdenbire olur, sana bağlı değil ki bu. Onun zamanı gelmiştir ve senin dışında her ne yapıyorsan yap kalbine dönmen gerekmiştir. Bunu fark et, önemse, emin ol sana iyi gelecektir.

Şaşırtıcı hızda hayatlar yaşıyoruz. Yoğun, yorgun, sarmalına kapıldığımız temponun içinde kendimizden geçiyoruz her birimiz, belki adını ilk kez duyduğumuz birine bir toplantıda daha çok zaman ayırıyoruz. Akıl çalışır, ruh seçer, duygu yaşar.  Yıllar önce katıldığım bir sohbetten çıktığımda beni ben yapan, şekillendiren, bende çok iz bırakan bir kavrama sarılma ihtiyacıyla yürüdüğümü ve gülümsediğimi hatırlıyorum.

Çocukluğumdu o.

Sekiz - on yaşımın Ayşegül’ü başımın üzerinde saydam bir baloncukla eşlik etti bana. Yıllar içinde hep elimi tutan, acısıyla tatlısıyla dönüştüren, yücelten bir değer olduğunun farkına vardım. Bazı ayrıntılarsa hiç değişmiyordu.  İlk kez karşılaştığım bir durum, kişi karşısında gözlerimde beliren merakın, insana güvenin, koşulsuz sevgi ihtiyacının değişmediği gibi. İşte bu üç unsurun büyüdüğünü zanneden biz yetişkinler için daima hatırlanması gereken masumiyet olduğuna inanıyorum, hep inandım. İllüzyon, dualite, var ya da yok, hayat tanımı kişiden kişiye değişse de, arka sıralara oturmuş, yerini bilen koruyucu oldu bu üçlü. Sadece zaman zaman yok-muş gibi gelen oysa hep var olan kıymetlileri ne kadar çok hatırlarsam değer-değersizlik kavramlarıyla o kadar barışık olacağımı öğretti bana deneyimlerim.

Ve anladığım, damıttığım,

Ayrıştırdığım belki,

İlke edindiğim tek gerçek, sıfatları çoğaltamayacağımız oldu. İkisi hariç

İyi kalp- kötü kalp. Hayatımdaki her düğümü çözecek kadar güçlü, yalın ve yeterliydi.  Her şeyin iyi ve yeterli olması için iyi ki öyleydi.

İçtenlikle / Mayıs 2019

Image

Ahmet ASLAN

Askerdeyken şiirler yazmaya başlayan Ahmet As...

Image

Arzu KOLOĞLU

1978 yılında Niğde’de memur bir aile...

Image

Aynur GÖRMÜŞ

“Aynur Görmüş” Kimdir ? 1976 yıl...

Image

Aynur KULAK

2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...

Image

Ayşegül Ekşioğlu

İstanbul’da doğdum, Pertevniyal Lisesi,...

Image

Burak KETENCİ

1976 yılında İstanbul’da doğdu. 35 sene...

Image

Canan Keleş

1989 yılında İstanbul’da doğdum. Lisans...

Image

Can ERSAL

Can Ersal İstanbul MSü Güzel Sanatlar Akadem...

Image

Caner GÖKÇEOĞLU

1979 yılı Ankara doğumlu, Eskişehir Osmang...

Image

Emine ÖZDEMİR

79 Düzce doğumluyum. Şu an Ankara'da yaşıyor...

Image

İbrahim KORKMAZ

1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...

Image

Gülhan MERİÇ

1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...

Image

İlkay AKIN

Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...