Ekemekçibaşı Oteli – 1.Bölüm

 

Bin dokuz yüz elli yılının şubat ayında soğuk geçen bir kış günü akşamı iki arkadaş çalıştıkları bankadan yorgun adımlarla ayrıldı. Yüzlerinde mesai bitiminin mutluluğu vardı. Gün boyu devam eden kar yağışı hala sürüyordu. Ayakkabıları karın beyazlığında iz bırakıyordu. İzmir’in Konak semtinde yer alan banka Basmahane tarafına yakındı. Ellerini mantolarının ceplerinde sıkı sıkıya yumruk yapmış bu iki arkadaş, hızlı adımlarla sonraları semt sakinleri tarafından İkiçeşmelik Caddesi olarak anılacak olan Eşrefpaşa Caddesi’ne geldiler. Cadde dar Arnavut kaldırımlardan oluşan yokuş üzerine kurulmuştu. İki yanında baharatçı, kalaycı, ufak manav/bakkaldan oluşan bu yokuş birçok insanın kullandığı işlek bir caddeydi. Genç çınar ağaçları yolun iki yanını nizami bir şekilde kaplıyordu. Dükkan sahipleri yağmurdan, kardan, güneşten korunmak için iki tane uzun çubuğu dükkanlarının iki ucuna monte edip kalın bir brandayı çubuğun uçlarına geçirerek kendi imkanlarıyla gölgelik yapmışlardı. İkiçeşmelik Cami yokuşun orta yerinde iki yana eğimli ahşap çatısı, beş köşeli minaresi, yüksek kaide üzerine kurulmuş yuvarlak gövdesi ve tek şerefesiyle güzel bir görüntü sergiliyordu.

Dükkanların olduğu tarafta yürüyen Hasan, tıknaz, yeşil gözlü, hafifçe şişman, elmacık kemikleri havanın soğuğundan olacak ki kan kırmızı renge bürünmüş orta yaşlı birisiydi. Cadde tarafında yürüyen Mesut ise Hasan’a nazaran daha uzun boylu, hafif kamburu çıkmış, geniş omuzlu, geniş alınlı, saçları yeni beyazlamaya başlamış ve kulaklarını kapatacak kadar uzun, arkadaşıyla aynı yaşlarda seyreden şık giyimli birisiydi. Yürümeye devam ederlerken Mesut’un gözü Kemeraltı girişinden görünen Güzel İzmir Oteli’nin alt katındaki Ali Bey’in işlettiği meyhaneye takıldı. Kemeraltı’nın liman tarafından yanaşan ticaret gemilerindeki tüccarlar, burada üstü otel altı meyhane olan yerlerde içkilerini içer sonra da odalarına dinlenmeye çekilirlerdi. Bu uzaktan gelen kişiler için de geçerliydi. Evlerine dönemeyecek olanlar, sızanlar meyhaneden çıktıkları gibi yan kapısından otele giriş yaparlar orada dinlenirlerdi. Mesut arkadaşına dönerek, “Hasan bugün fazlaca yorulduk, vaktin varsa sana tek tekçi Ali Bey’in yerinde bir içki ısmarlayayım.” dedi. Hasan üşümekten kaskatı olmuş vücudunu Mesut’a döndürerek hafif bir tebessümle, “Aslında iyi olur, o dangalak işletme sahibinin hesaplarındaki yanlışlık bizi epey uğraştırdı. Bi yorgunluk rakısı iyi olur. İlk önce oraya gidelim, sonra da Kilimcizade Ahmet Bey’in sakız adasından getirterek kendi elleriyle ürettiği sakızlı rakıyı içmek için Ekmekçibaşı Meyhanesi’ne gidelim.” Bu kez de Mesut’un yüzünü tebessüm kaplamıştı. “Aman boşver o kendini beğenmiş işletmeciyi azizim, yarın istirahatteyiz nasılsa, Ekmekçibaşı’nı iyi düşündün, yanına da o mükemmel köftelerinden söyledik mi değme keyfimize.” diyerek cümlesini sonlandırdı. İki arkadaş istikametlerini değiştirerek Ali Bey’in tek tekçi yerine doğru hızlı adımlarla yürümeye başladılar.

                                                             *

Kısa süre sonra vardılar. Tek tekçi Ali Bey’in yerinde fazla durmadılar. Adı üstünde tek tekçi, içkini içersin yeni gelenlere yol açarsın. Konuşa konuşa Ekmekçibaşı Oteli’nin olduğu yere geldiler. Otel gösterişli, zamanın mimari desenlerini her metrekaresinde görmek mümkün… Tabelası ışıl ışıl, rengarenk… Buraların en iyisi benim der gibi… Mavi kapısı, kapının camını çevreleyen işlemeli perdesi, altında beyaz ahşap pencereli meyhanesi… Kapıda garson yardımcısı Selami sigarasını ağır ağır içiyor. Dumanı ziyan etmemek için dışarıya üfler üflemez hemen içine geri çekiyor. Bankacı arkadaşları görür görmez bitmek üzere olan sigarasını çevik bir el hareketiyle kenara fırlatıyor. “Aman efendim kimler gelmiş, sefalar getirmiş, buyurun. Sizin tayfadan bazı arkadaşlar da bu akşam şeref verdiler.” diyerek Hasan ile Mesut’u içeriye buyur ediyor. Kapıyı hızlıca açıyor. İçeriye ilk giren Mesut… Arkasından Hasan… En son da Selami… Masalar neredeyse dolu. İçerisi sigara dumanından ayın şavkıyla aydınlanan kente düşen sisi andırıyordu. Havayı daha da ağırlaştıran kızgın yağ kokusu anason kokusuna karışmıştı. Masalardan yükselen kahkaha sesleri pikaptan çalınan kanun sesinin önüne geçmişti. Selami boş olan bir masaya iki arkadaşı buyur ediyor. Hasan’la Mesut ahşap sandalyeleri geriye doğru çekip oturuyorlar. Hasan yan masada oturan Hakan, Necmi ve Osman’ı görüyor. Mesut’a işaret ediyor. Yeni oturdukları masadan kalkarak yanlarına gidiyorlar. Ufak olan masa beş kişiye yetmiyor. Devreye yeniden Selami girerek yan masayı tek hamlede kaldırıp diğer masanın yanına iki sevgiliyi kavuşturur gibi koyuyor. Başgarson Hayati yanında mezecisi Rum Nikos’u da alarak -Nikos’un elinde her zamanki gibi meze tepsisi var- selamını veriyor. Mezelerden seçtiriyor. Bol zeytinyağlı birkaç meze söylüyorlar. Yanlarına da meşhur köftelerden ekleyip ufak rakı sipariş ediyorlar. Siparişler kısa sürede masaya servis ediliyor. Pikaptan duyulduğu kadarki müzikle kadehlerini ardı sıra tokuşturuyorlar. Memleket meseleleri, siyaset, futbol sohbetleri arka arkaya sıralanıyor. Laf lafı açıyor, sohbet sohbeti doğuruyor. Bir ara Hasan derin düşüncelere dalıyor. Ağızından belli belirsiz, “Her şeyin başladığı zamana dönmek istiyor insan, ilk ekmeğini ısırdığı zamana, ilk suyunu içtiği… İlk aşık olduğu zamana. Arınmak istiyor. Zaman izin vermiyor...”  Masadakiler de bu söz üzerine bir kat daha dertleniyorlar. Hep beraber içiyorlar ve bir süre susuyorlar.

Devam edecek…

 

Image

Arzu KOLOĞLU

1978 yılında Niğde’de memur bir aile...

Image

Aynur GÖRMÜŞ

“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...

Image

Aynur KULAK

2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...

Image

Ayşegül EKŞİOĞLU

İstanbul’da doğdum, Pertevn...

Image

Ayşe OĞLAKÇIOĞLU DEMİR

1992 yılında KüTAHYA’NIN GEDİZ ilçesind...

Image

Burak KETENCİ

1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...

Image

Gülhan MERİÇ

1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...

Image

Hasan ÜNAL

1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....

Image

İbrahim KORKMAZ

1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...

Image

İlkay AKIN

Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...

Image

Psk. İlkim ÖZ

İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...

Image

Mehmet DEĞİRMENCİ

1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...

Image

Orçun OĞLAKCIOĞLU

Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...

Image

Özlem KALKAN ERENUS

1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...