Kendini Gerçekleştirmek - 4.Bölüm

 

Sınırlar ve Samimiyet

 

 

Sınırlar; yaşamız boyunca çevremizle ve kendimizle ilişkilerimizin sağlıklı yürütülebilmesi için  seçilmiş bir davranış biçimi, hatta bir duruştur.

Kendimizi gerçekleştirmemiz için, özgürce, düşlediğimiz hayatı yaşamamız gerekir. Bu seçimleri yaparken sınırlar  aslında bizi kısıtlamaz, daha da özgürleştirir.

Sınırlar çift yönlüdür; bu yüzden beklenti sadece kendi sınırlarımıza değil, iletişimde olduğumuz herkesin sınırına da saygı duymayı gerektirir. Yaşamda neyi kabul edebildiğimizi, neyi edemediğimizi belirleyen,  aslında kendin olabilmek yolunda, hatta kendini sevmek yolunda çok önemli bir özgürlük kapısıdır. İstemediğin hiçbir davranışı yapmamayı, istemediğin bir hayatı yaşamamayı sağlar yerini bilmek ve kabul etmek, aynı şekilde başkaları için de bu bakış açısı ile davranmaktır.

Herkes için her şeyi yapamaz, bütünü birden memnun edemezsiniz, etmemelisiniz de. İşte kendini gerçekleştirmede özgürlük de tam buradadır. Sınırları belirlenmemiş bir yaşam ya da bir ilişki, asla hayır denilemeyen bir ilişkidir. Bu da özgürce seçilmiş bir hayat değil, dayatılmış hayatların yaşanması demektir.

Oysa bu konuda her zaman önce kendimize sonra da karşımızdakine samimi olmak, niyetlerimizi doğru ifade etmek bize özgürlüğümüzü getirir. Çünkü dayatılmış bir hayattan kurtulmanın en önemli yolu, samimi olmak, sınırları bilmek ve sınırlara saygı göstermekten geçer.

Sınır koymak, bir duvar örmek, mesafeli, soğuk olmak asla değildir. Kendi değer ve duygularımızla, başkalarının değer ve fikirlerinin birbirinden ayrı olabileceğini görebilmek ve bunu kabul edebilmektir. Herkesin iletişimde kendini daha konforlu hissetmesini sağlayandır.

Bizden istenen, ya da bizim istediğimiz olsun;  sorulan her bir sorunun 2 cevabı vardır. Birisi evet ise öteki de hayırdır. Evet cevabında algıda bir sorun yoktur ama hayır cevabında bir reddedilmişlik hissedilir genelde. Kişiselleştirmemek gerekir  çünkü hayır da sadece bir cevap, bir tercih, özgürce ve samimiyetle verilmiş bir cevap hakkı kelimesidir.

Her hayır cevabını kişisel alıp, seni reddettiğini düşünüyorsun ve özgüvenin kırılıyor, değersiz mi hissediyorsun  ?

Bu hissettiğin duygunun, cevabın hayır olması ile bir ilgisi yok, hayır cevabının sen de yarattığı değersizlik duygusunun temeline bakman gerekir. Herkesin seçim yapma hakkı vardır çünkü, senin istediğin cevap gelmeyince öfkelenmeyi bırakmalısın.

Aslında kendisini seven kişi,  gerektiğinde birine hayır diyebiliyorsa, kendisine evet diyor ve samimice yapmak istemediği bir şeyde kendine öz değeri ile seçim hakkını kullanarak kendi yaşam sınırını belirliyordur.

Böylece özgür bir yaşamın en önemli parçasını da tamamlamış oluyor.

Peki sen kendine bir sor;

  • Gerçekten her evet dediğinde evet mi demek istiyorsun?
  • Kabul görmek, değer almak, onaylanmak için mi evet diyorsun ?
  • Sevilmemek korkusu ile karşındakine iyi görünebilmek için evet diyor olabilir misin ?
  • Sınırlarını belirlemede bir kontrolsüzlük yaşıyor olabilir misin?
  • Kendini ifade edebilmekte, sosyal iletişimde güçlenmeye ihtiyacın olabilir mi ?
  • Çok hızlı karar veriyor olabilir veya sözcükleri çok dolandırıp hayır demek isterken evet anlamına gelen sözcükler ya da beden dili tercih ediyor olabilir misin?

Unutma, sınırlar belirlemek, hayır demek seni dünyanın en kötü, en uyumsuz insanı yapmayacaktır, aynı düşünce ile,  evet demenin en iyi insan yapmadığı gibi.

Ödün vermeden, karşındakine hayır diyerek de, aslında insanları mutlu etmenin başka bir yolunu bulmaya dair kendine verimli zaman yaratmış olabilme ihtimalini düşünmeye ne dersin ?

Başkaları ile ilgilenirken, kendi isteklerini göz ardı ederek,  esas kendine haksızlık etmiş olmuyor musun ve bu ne kadar adil ?

Önce ben demek bencillik değildir, hep ben demek bencilliktir !

Sınır koymak ve kendinle ilgilenecek vakti yaratmak senin enerjini yükseltirse, kendin için hissettiğin doğru zamanlarda da diğer insanlara daha etkili bir şekilde yardım etmeni, başkalarının hayatını da güzelleştirmeye ilham olmanı sağlar.

Hayatında kaç kişiye istemeden, sırf onun beklentisi diye evet dediğini bir düşün ve her istemediğin halde karşındakine evet dediğinde bir kişiye hayır diyerek haksızlık ettiğini fark et.

Kendine!

Samimice kendine de sık sık evet demeyi, ayırmak istediğin o zamanı önce kendine ayırmayı, gitmek istemediğinde, o yere gitmemeyi, konuşmak istemediğinde o telefonla konuşmamayı, kalabalıklardan yorulduğunda tek başına kalabilme ihtiyacını, bir daha düşün. Odaklan bakalım bedenin ne istiyor .

Kendi öz şefkatinle önce kendini ihmal etme . Sen ne kadar özgür ve huzurluysan çevrene katkın da öyle olacak, emin ol.

Hayır demek istediğinde hayır demek SAMİMİYETTİR.

Özgür yaşamın, içsel huzur ve mutluluğun , aslında bizim ne kadar da yakınımızda olduğunu fark edeceksin!

 

Sağlıcakla

 

 

 

Image

Arzu KOLOĞLU

1978 yılında Niğde’de memur bir aile...

Image

Aynur GÖRMÜŞ

“Aynur Görmüş” Kimdir ? 1976 yıl...

Image

Aynur KULAK

2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...

Image

Ayşegül Ekşioğlu

İstanbul’da doğdum, Per...

Image

Ayşe Demir

1992 yılında KüTAHYA’NIN GEDİZ ilçesind...

Image

Burak KETENCİ

1976 yılında İstanbul’da doğdu. 35 sene...

Image

Gülhan MERİÇ

1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...

Image

Hasan Ünal

1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur. An...

Image

İbrahim KORKMAZ

1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...

Image

Psk. İlkim Öz

İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...

Image

Mehmet DEĞİRMENCİ

1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...

Image

Orçun OĞLAKCIOĞLU

1974 yılında Denizli’de doğmuştur. Li...

Image

Özlem KALKAN ERENUS

1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...

Image

Sedat DELİOĞLU

1979 yılında Tokat’ta doğdu. İnönü üniv...

Image

Selda ÖZTÜRK

SELDA öZTüRK / ANKARA Kafkas üniversitesi Bür...