İmge

Bir kağıt ve bir kalemle var olduğum günden beri öğretilen bir dilin engebeli yollarında yürüyorum. Kimi zaman her harfiyle dost olduğum kimi zaman da bütün harfleri kullanılarak yazılan bir cümleyi anlayamadığım bir dil bu. Nefes aldığım ilk andan tam otuz üç yıl sonra insan olmanın en güzel halin...

Fortuna

“Herkes, şansını kendi yaratır.” dedi. Kül rengi bir günün içinde durup kendimi sorgulamama sebep olan bu cümlenin daha birçok konunun kapısını aralayacağını düşündüm. Kehribar, turuncu , mercan ve pas renklerinin yapraklarla can bulduğu ağaçlı bir yolu yürüyorduk. Yeryü...

Dedemden Notlar-2.Bölüm

İki parmağının arasında tuttuğu sigarasının dumanı, masanın üzerinde duran yarım kalmış çayının dumanına karışıyordu. Yüzündeki çizgiler derinleşmiş, gözlerini bir yere sabitlemiş, yine derin düşüncelere dalmıştı. Dedem ne zaman böyle dalsa, derin yaraları olduğunu düşünürdüm. Bu duruşunu büy...

Lento

Buğday rengi, ince ve zarif parmakları tuşların üzerinde dans ediyordu. Notaların sesine karışan hafif yaz rüzgarı ara ara esiyor, birbirine yakın mesafede oturan dinleyecilerin arasından hızla akıp gidiyordu. ülkenin en önemli antik tiyatrosunda dinlediğim bu piyanistle röportaj yapacağım gün...

Ilgım

Kraliyet, çelik ve bondi mavisinin birbirine karışarak can bulduğu bir denizin en duru yerinde, heybeti ve ihtişamıyla var olan bir ağaç o. Yüzyıllarca, dilden dile dolaşan bir efsanenin kahramanı. Bu efsaneye göre: Tomruk rengi kökleriyle yerin binlerce kilometre katını aştığı söylenen bu ağacın...

Dedemden Notlar

Göğün mavisinin olanca aydınlığıyla gözlerime dolduğu bir sabah. Uyanışıma yerleşen mutluluğun en büyük nedenlerinden biri: Odamın penceresinin, yeşilin türlü tonlarına açılıyor olması. Başka bir nedeni de dedemin evinde odamın olması tabii ki. çocukluğumda okul tatil edildikten hemen sonra e...

Hayat Ağacı*

Bir sesin bir türküyle renk renk yayıldığı yeryüzü burası. öğrenilmiş kelimelerin öğretilmiş kelimelerden daha ağır bastığı bir toprak bütünü. Bu bütüne armağan edilmiş bir nehrin kıyısındayım. Attığım her adımda ayaklarıma daha çok yeşilin bulaştığı bir yerdeyim: Bir yanı güneşe diğer yanı nehir...

Perestiş*  

“İnsanın insana ettiği” dedi. Başını öne eğdi, sonra aniden sağa çevirdi. Masanın üzerinde duran kül tablasındaki sigarasına baktı. Nefes aldıkça dağ gibi yükselen ciğerlerinden ve kesik kesik solumasından sinirli olduğu anlaşılıyordu. Sigarasını bir hışımla aldı, ucunda bi...

Primula*

Maviliğin sonsuzluğunu sesine katmış, birbiri peşinde koşuşan haylaz dalgalar ve sürükledikleri aydınlıkta yetişen martı sesleri, güzel bir rüyadan mı yoksa rüyaya mı uyandıklarını anlamaya çalışan ağaç dallarının esneyişleri. üzerine yağan karlardan silkelenerek ayağa kalkmaya çabalayan yeşilin...