Şems ve Mevlana

''Sevmeyene karınca yük, sevene filler karınca. Dağı bile taşır insan aşık olup inanınca.'' 1186 yılında Tebriz'de doğmuştur. Adı Muhammed b. Ali'dir. (Lakapları Şemseddin, Şems, Şems-i Tebrizî ve Şemsü'l-hak ve'd-din'dir.) Doğum tarihi net olarak bilinmemektedir. Şems-i Tebriz&ic...

İç Konuşmaları – XI

Kozasını kıramamış bir kelebek telaşı taşırdım içimde. çünkü içimdeki duyguyu birine verememekle, vermek istememek arası bir hıncın içinde duruyordum. Duruyordum, çünkü size gelmeyene gidemiyorsunuz. Duruyordum çünkü sürekli olarak yolların önünü kesiyorsunuz. Biri de omzumuza dokunup “k...

Yedi Uyurlar Mağarası (ASHAB-I KEHF)

Yedi Uyurlar efsanesi, Anadolu’da yüzyıllardır kulaktan kulağa dolaşan bir hikayedir. Milattan sonra 2. yüzyıl başlarında putlara tapmayı reddettikleri söylenen 7 gencin, sığındıkları mağarada 309 yıl uyudukları rivayet edilir. Bu mağara Mersin'in Tarsus ilçesinde bulunmaktadır. Ashab-ı...

Kentler, Yerler, Kuşlar

Bazen ne konuşuyorum, bilmiyorum. Ne anlattım, nerede susmam gerekti. Bazen canım sadece durmak istiyor. Durup öylece bakmak, gördüklerimi kimselere anlatmamak, saklamak hep kendime saklamak; ama sonra koşmak, deli taylar gibi koşmak! Bir şeylere anlam yüklemekten yoruldum artık. Şu delicesine es...

İç Konuşmaları IV.

(*)"Birini çok sevmek gibiyim" öyle alelâde, öyle yarım yamalak. Ne gidebiliyorum ne kalmak konusunda bir uyumum var. Bugün Tanrı kucaklıyor öksüz kızını. Iç çekişlerim ümitli. Kulaklarımda dilini konuşamadığım bir ezgi dolanıyor.Bir acı harman oluyor tenime. Yollar boş, henüz kimsecikl...

dünyaya alışan adam şiir yazamaz

"dünyaya alışan adam şiir yazamaz" demiş İsmet özel. başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız bakıp başkasının başkayla kurduğu bağlantıya aşka dair diyoruz ilk anı bu olmalı ilk önce damarlarımızda duyuyor çağıltısını uzak iklimlerin kokusu gitmediğimiz şehirlerin önceden bir baş...

İç Konuşmaları - VIII.

Bana diyorum, yeni bir şeyler anlatsan. üzerine kafa yormamıza gerek kalmayacak kadar sıradan olsun ama. Bana bir şeyler anlat ki ben rahatça susabileyim. çünkü artık gelmiyor içimden anlatmak bile. Sorulardan, yargılardan, aklım üzerine yürütülen akıllardan kendimi koruyorum. Bu bana ev gibi...

Makbule

Mutfak kapısının eşiğinde durdum. Bir adım daha atıp içeri girmeye cesaret edemiyordum. Ellerime baktım. Ayazdan buza kesmiş ellerimi neredeyse hareket ettiremiyordum. Uzun uzadıya inceliyordum ellerimi. Benim çok güzel ellerim yoktu. Ama annemin elleri, yeni filiz vermiş pamuk fidesi kadar pürüs...

Hicran

O gece Turgut ve Füsun’un evlilik müjdelerini kutlamak için toplaşmıştık Müzeyyen Meyhane’sinde. Uzunca bir masa, udi ve tamburi sesine harman olmuş sanat müziği tınısı kulaklarımızda. Kadehlerin birbirine fütursuzca çarpmasının çıkardığı küçük çığlık, kadehten aldığım her yudumla yür...

Tek Ayak Yürüdüm Tanrı'ya Koşarken

Kafamı kaldırıp pencereye doğru baktım. Şiddetli bir yağmur, hırçın bir rüzgârla sevişiyordu. Yerimden kalkamıyordum. üzerime ölü toprağı atmışlardı sanki. Hafifçe araladığım gözlerimi geri yumdum. Karların üzerinde çıplak ayak dönüp durduğumu hayal ettim. İncecik kar taneleri yüzüme temas...