Çığlık

Karanlık çökünce Oturayımda bir tepenin üstüne Basayım çığlığı Kuzey Ege ye Konuşurum kendi kendime Pek yalnız sayılmam aslında Karşımda Uçsuz bucaksız deniz Yıldızlarla süslenmiş gökyüzü Ve Midilli Karşı tepeler Zeytin ağaçları Duymadılar Sevgili kara meltemi Al çığlığımı Birer...

Haydi Gel Artık

Ucu yanık bir resim İki damla yaş döker gözlerim Ya sözlerin çıkar mı aklımdan Bir yutkun Bir daha Sözcükler mi dökülen kaleminden Kağıtlar biraz ıslak masamda Birkaç çizik Biraz sitem Ve dilsiz duvarlar Gördüklerine inanır Karanlık odalar ürpertir içimi soğuk Gömleğimde yağ leke...

Sitem

Kaç düğüm attım boğazıma Kaç uykusuz gece Kaç günüm yorgun sabahlara uyanır Bir günüm yok huzura uyanan Yüreğim dayan Kaç günüm daha var Beter yalnızlıklar Susmak ölüm Bir çözülse dilim Sarmıyor artık bedenini elim Kelimeler peşi sıra Dizilmişler ardı ardına Dokunsan dökülecek Sussam kim bilecek...

Diren

Sokak lambasının ışıltısında Uçuşan kar taneleri Araba farlarında toplanan binbir çeşit böcek Fırtınada savrulan toz duman Nedir bu isyan Nedir bu koşuşturma Kimin acelesi var Ben değilim o yanlızlıklarda Delicesine aranan Savrulmam oradan buradan Sen o güzel kadın Diren tü...