Biz Olmak

“İnsan yaşadığı yere benzer” Edip Cansever...

Akşamlar kolektifi

Işığın ve karanlığın arasında büyük farklar olmaz kasabalarda. Akşam sessiz ve içli iner toprak yollara, çatılara. Varla yok arasında bir yaşamı öğütler akşamlar. Bakmayanın görmediğidir. Susuşlardır. Dağların ve yaylaların kederleri gelir pencerelere yaslanır. Masallarla, eskimiş sözcük...

Bir yokluktan

Bazen hayat. Fludur. Bulanıktır. Oldu bittiye gidendir. Ancak gittiğinde fark ettiklerimizdir. çünkü onun her duruma hakkı vardır.* Avuçlarımızın arasından simsiyah sızan akşamlar gibi, terk edilmiş evler, anlatıcısız kalan hikâyeler ve gümüş bir aydınlığın sihrinden uzak kalmış gecel...

Serüven

Işıyan kalbimin serüvenidir bu. Kimine göre uçsuz bucaksız bir boşluğun orta yerinde döne dura tükenen bir yanılsama; kimine göre amansız bir kalım kavgası. Yalınayak bir yalnızlığı kemiriyorum kimi zaman. Akşamüstlerinin içimden; başıboş bulutların üstümden, usul yavaş geçişini izliyorum. G...

Yağmur

Gözlerimi açtığımda kendimi, nemli ve gevşek bir toprağın üzerinde, topaklanmış çamur parçalarının alnıma, yüzüme bulaştığı bir yükseltide, yüzükoyun yatarken buldum. üzerime bulaşan toprak parçalarından güçlükle sıyrılıp doğrulmaya çalıştım. Hafifçe doğrulup da başımı kaldırmayı başardığımda, isya...

Renkler/Mavi

çöllerin suya hasret çağında ve çorak toprağında bir su düşüdür mavi. Develerin kuma gömülen adımlarının ve bu adımların ritmince çalkalanan kadife ezgilerin, büyük boşluğa dağılışı mavidir. Mecnun’un özlemlerinin rengi mavidir. Söylenmiş ve söylenecek sözlerin kalmayışı, söz dilinden hal dili...

Renkler/Siyah

önce gölgeler büyür. Işığın yalınayak söylediği bir bozlaktır bu. Eğilmiş mevsimlerin ya da ikindi vakitlerinin, düşmüş zamanların ve iri sözlerin türküsüdür. Rüzgârların silkelediği kasabalı camlardan, halince titreyen dallardan, nehir kıyılarından, dağ uçlarından geçerek giden ışığın içli s...

Kırk yaş dökümü

160 mevsim gördüm. 480 ay yaşındayım. Ufuk çizgilerine bakıp, yedi renkle karışa katışa dalıp gittiklerim oldu. Dağ başlarına, kiraza, bulutlara ve akşamlara tırmandım. Yağmur damlalarına, sur diplerinde açan sarı çiçeğin narin yapraklarına, bu yapraklarda tomurcuklanan, kendi desenlerini çizen taz...

Sözü arıyorum

Bir kelime arıyorum. Ancak ya öyle bir kelime yok, ya da ben bulamıyorum. Arıyorum. Dağları anlatsın istiyorum, yüzümüzü kesip geçen o acı yeli, ufalanan kayaları, mavi bir boşluğa taşan ağaç köklerini, vargit çiçeklerini, yayla göçlerini anlatsın. Serçelerin kışlık telâşını anlatsın, yaprak...

A’lar V’ler U’lar

Viyana’nın düzenli sokaklarında dolaşıyorum. Yüzlerce yıl öncesinde geziyormuş hissi veren grinin ya da beyazın tonlarında uzanan gotik, barok, grotesk yapılar. Binaların yüzlerinde, çatılarında ya da önlerinde; caddelerin birbirine çıkan düzlerinde, kıvrılıp bükülen sokak başlarında ya da mey...

Az Önce

Yüzünü yere eğmiş kızılca bulutların sürrealist manzarasına dalıp da renklerinden, dizilişlerinden, biçimlerinden, saklı anlamlar çıkarmaya çalıştığım şu gökyüzü tuvaline, salkım saçak, boğumlu bebek kolları gibi uzanan, ve böylelikle bu yağlı boya tablosunu, beşik dönencesine çeviren çınar ağacı...

Şiir Konuşmaları

Sedat Delioğlu derKi Şiir Konuşmaları Gün gülümsemiş ömrüm. Yüreği güz yağmurlarında yunmayanın bileceği hal değil. Gök bir yağlı boya tablosu, deniz alabildiğine mavi, yeşilin sesini duyuyor musun ömrüm? Yeşilin sesi mi olurmuş? Eğil, bak hele, yeşilden ala ses mi olurmuş? Bir düş görürü...

Serçe Uzağı

Sedat Delioğlu derKi SERçE UZAĞI Ah baksaydın gözlerime Simitçi Salih Sokağında Uçuk mavi Evlerle el ele, ikimiz İki yelkenli İki kanatsız kuş, ikimiz. İki küçük harf Cümle kapılarında Diz dize dursak da baksaydın Gözlerime bulutlar inerdi Tirşe rengi denize Dağ ufkuna bulutlar,...

Son Şiir

Sedat Delioğlu derKi; Son Şiir “Vah bana vah!Nedir gün, kaçtır yıl?Dünya mı tükendi, kıyamet midir duyulan, alem ne der buna…Gül rengidir dünyayı alan duman. Gülmez yüzleri çocukların…” Ahmet Telli ile telefonda görüşmüştüm. “Kardeşim hangi kitabımı istersin,...

Zamanaşımı

Sedat Delioğlu derKi ZAMANAŞIMI Eğrelti otlarının ritmini unutalım. Ayakaltlarında çimen yeşilini, sonra şu deli rüzgârların saçlarımıza dolanışı yok mu? Onu da. Seher vakitlerinin sersemliğini, puslu gözlerimizin aylak adımlarımıza yön veremeyişini ve sırf bu yüzden bir boşluğa çarpa...

Düş İzi

Sedat Delioğlu derKi DüŞ İZİ Seni kelimelere benzetiyorum. Bir ateş böceğinin izli kızılı gibi yanıp sönen kelimelere: Uçarı, kırılgan, sert, hüzünlü, anlam yüklediğimiz titreşimler bütünü. Eksiltili söz dizimi, geniş zamanların ulaşılmazlığı, geçmişin bitmemişliği… Seni, yüz bin yıl...

Sıradanlar Destanı 1.Bölüm

Sedat Delioğlu derKi SIRADANLAR DESTANI 1.BöLüM Adam: çocuğunu sırtlanmış; mayın tohumu, insan kanı bir toprağın üzerine basa basa; her bir adımda göğsünün boşluğundan doğan ve âdemelmasına uzanan yumruyu yuta yuta; kolunda taze yara, dilinde bin yıllık feryadı tuta tuta; sessiz, isli...

Sorular ?

Sedat Delioğlu derKi SORULAR? Sorular vardır, cevapları yoktur. Sorular vardır, binlerce yıllık bir yolculuktan dura dinlene gelir. Bir şairin kalbine çengeldir. Bir ozanın teline pelesenk. Bilimcinin aklında sınanmıştır. Bilicinin başıyla onanmıştır. Bir güzelin sıralı kirpiklerinin göl...

Sıradanlar Destanı 2. Bölüm

Sedat Delioğlu derKi SIRADANLAR DESTANI 2.BöLüM Pulları dökülüyor, bıçağın ağzını sürttükçe ölü balığın, gri tenine. Kadın: İnce eli, büklümlü saç teli, kınalı avuç içi ve teninin açılmamış taze gül rengi ve gelin çiçeği, al kuşak, tırnak boyası, iğne oyası ile susuyor bırakıp gitmeyi; göz...

Güz Evi

Sedat Delioğlu derKi GüZ EVİ 1. Bölüm Gökyüzünün silme maviye kesişine; köpüren bulutların başıboşluğuna, vurdumduymazlığına; ince rüzgârın ensemi yoklayışına dalmış; iki kolunu iki yana açsan sokağın bir ucundan diğerine ulaşacak kadar dar, kıvrıla büküle uzayan bir sokakta yürüyo...

Sıradanlar Destanı 3. Bölüm

Sedat Delioğlu derKi SIRADANLAR DESTANI 3. BöLüM Adamlar ve kadınlar: Elleri bağlı, dilleri kilit, Gülleri çürük, gözleri kanlı, sözleri yarım. Hay oğul Serpuşu sökük, pırtısı yırtık Yayan ayak, meydana varanda. El vurup, çarpana çalıp, Soluğunu soluğumuza vuranda Omuzdaşım...

Güz Evi

Sedat Delioğlu derKi GüZ EVİ 2. Bölüm Belki bir terziydi bu evi yaptıran. Evin yapımını, taş taş izlemişti. Her karesine teri dökülmüştü. Boş arsanın üzerinde yükseldikçe evin iskeleti, sonra o iskelet sıvaya boyaya büründükçe, bizim terzinin nabzının ritmine, gözlerinin ışıltısına...

Üçüncü Çoğul

Sedat Delioğlu derKi üçüNCü çOĞUL çok suçları var elleriyle yüzlerini kapamışlar* Yaz akşamlarından ateş böceklerini aldılar Serinliğini kuzey rüzgârlarının Ekmeği, zeytini, söğüt dalını Ardıç kuşlarını aldılar Sonra karar verdiler Hükmü yetmedi seher vakitlerinin...

Sıradanlar Destanı (4. Bölüm)

Sedat Delioğlu derKi SIRADANLAR DESTANI 4. BöLüM ören, yıkıntı Avlu düzü, Dağ bayır Kekik kokar, düş yorar Sual eder, tarih düşer. Gözleri büyük, gözleri kıvılcım, gözleri dağ başı Ay kızım Gözleri gündoğumu, saç boğumu, Kuyruk düğümü, iz düşümü, Gözleri ilkyaz, gözleri ayaz. Gözler...

Sürgün Çağı

Sedat Delioğlu derKi SüRGüN çAĞI Gün döner, Ay doğar, Köpüklü sulara... Hırçın dalgalar gelir, çarpar yüzümüze gözümüze, Ay döner, Gün doğar. Aylan ölür! Aylan ölür! Sedat Delioğlu Giresun - 2018...

Cinayetertesi

Sedat Delioğlu derKi Cinayetertesi Bir karga üç kez gakladı. Uzaktı, alaca sabahtı. Kulaklarında ıslıklandı yel Ense kökündeki ürperti bendim. Sanki bir ormandı Yeşili az, toprağı yok Bir karga tam üç kez. Dal eğildi kalktı Bir kanat üç kez şakladı Yakındı, hâlâ sabahtı. D...

Üçüncü Çoğu'lu Beklemek

Sedat Delioğlu derKi üçüNCü çOĞUL’U BEKLEMEK Kalbinin ara sokaklarında, tenha yollarında, üzerine uzun gölgeler düşen parke taşlarında yalpalayarak yürüyen şu harfler de neyin nesi? Eskilerden yenilerden birikerek gelen ya da yıkarak eskiyi ve şimdiyi sökün eden harfler. Yenile yenilen...

Yağız Gecenin Sonu

Sedat Delioğlu derKi Yağız Gecenin Sonu çatılardan sarkan buz hevenklerine; iri gövdelerini döndüre döndüre, bir rüzgârın peşine düşen kar tanelerinin dört yana savruluşlarına; kendine çekilen dalların, köklerin, çatıların, pervazların üstüne düşen ıslak beyazlığa rağmen, erkenci bir dağ men...