Işıltılı bir ağacın altında oturuyoruz. Daha doğrusu ben oturuyorum, onun başı dizlerimde, öylece uzandığı çimenlerin üzerinde ikimiz de aynı hayalin güzelliğinde dolaşıyoruz.
“ Bir mayıs sabahı.”
Doğanın gücüne , eşsizliğine yaslanmış öylece soluk alıyoruz. Ben saçlarını seviyorum. Baştan sona kendince bulduğu yolda kıvrılan o güzel saçlarını. Hiç konuşmadığımız için mi yoksa aslında sessizliğimizle birçok şey konuştuğumuz için mi bilmiyorum daha çok çıkıyor kuşların sesi.
Ben onu tanıdığım günü düşünüyorum. Gözlerim dalıp gidiyor varlığının büyüsüne. Ne çok değiştim onunla, ne çabuk ve güle oynaya büyüdüm. Bir terazide bana öğrettiklerinin karşısına benim ona öğrettiklerimi koyunca hep öğrendiğim taraf ağır bastı. Hep güzel olmadık elbette. Birbirimize sırtımızı döndüğümüz zamanlar da oldu ama en fazla on dakika. Aslında ikimizde iyi biliyorduk ki; biz bir hayatın iki farklı temsilcisiydik. Birimiz düşünüyor diğerimiz yazıyordu. Sonra düşlerimizin sınırları dar gelmeye başladığında kitaplar girdi hayatımıza. Onu en çok o zaman anlamaya başladım. Aynı dilin kelimeleri arasında gezindikçe keşfetmenin güzelliğini görüyorduk...
“ Bir mayıs sabahı “ bir ağacın sonsuz güven veren gövdesine yaslandım.
“Ne düşünüyorsun? “ dedim.
“Hiç.” Dedi. Belli ki düşündüğü milyonlarca şey vardı.
Yattığı yerden doğruldu. Bir çiçeğin yapraklarını sevdi. Başını kaldırmadan konuşmaya başladı:
“ Bizi düşünüyorum. Sevgisizlikten sevgiye varan bir hayatın zorlu yollarını sonra. Birbirimizin hayatında var olmamız nasıl tesadüf değilse aynı yollardan geçiyor olmamız da tesadüf değil, üstelik aynı duygularla. Sahi aramızdaki bunca yaşa rağmen bizi eşitleyen şey nedir? Nasıl bu kadar yürekten duyabiliyoruz birbirimizi.”
Aydınlık dolu yüzünü yüzüme denk getirdi.
“ Sen hiç kendinle konuşuyor musun? “ diye sordum. Başıyla evet der gibi onayladı.
“ Ben , kendime dönüp seni buldukça daha çok anladım seni. İkimizin birbirinden çok başka fakat bir o kadar aynı olduğu bir koşuşturmanın içinde güvenle sana yaslandım. Yanımda olmadığın zamanlarda durup durup bendeki sana anlattım birçok şeyi. Biliyorum bu sevginin gücü ulaştırdı sana bunları. Her şeye ve herkese rağmen ne güzel büyüdük değil mi? “ dedim.
İnce ,uzun bir sessizlik oldu. Sonra gülmeye başladık. Anılarımız geldi aklımıza. Ben yaşça büyük olandım ama en çocuk kalan da bendim belki. İkimizde yağmur yağdığında yürümeye aşıktık…
Yarpuz kokusunu, bir Neşet Ertaş türküsünü, bir Nazım Hikmet şiirini hep yanımızda taşıdık sonra..
“Bir mayıs sabahı “ ben seninle tanışınca dünya aydınlandı Vera. Ruhumun yarısı senin izindir. Şiirli, türkülü, yarpuz kokulu yollar hiç bitmesin…
1987 yılında Bolu’da doğdu. Dokuz Eylül üniversitesi Yerel Yönetimler ve Anadolu üniversitesi Kamu Yönetimi, Adalet bölümü mezunudur. Amas...
1978 yılında Niğde’de memur bir aile...
“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...
2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...
İstanbul’da doğdum, Pertevn...
1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...
1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...
1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....
1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...
Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...
İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...
...
1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...
Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...
1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...