Yeniden Doğurur Beni 

                               

 

Koşuyordu, neden koştuğunu kendisi bile tam anlayamadan. Kalbi küt küt atıyordu koşmaktan. Ve ayak bileklerinin üstünde büyük bir ağrı hissediyordu. Bir süre sonra durdu, çevresine bakındı. Kimseler yoktu, bir kedinin kendisine baktığını gördü. Gülümsedi. Kedinin umurumda bile değilsin tavrıyla, hissiz bakışına biraz içinden alınganlık gösterdi. Sonra yine gülümsedi. Bir kedinin hareketlerine bile içerleyebiliyordu artık. Garipsedi davranışını, düşündü yine gülümsedi. Gülümsedikçe daha çok gülmeye başladı. Bir duvarın dibinde kahkaha attığının farkına vardı. Sustu. Elleriyle sanki dudağının üstünde yemek artığını silermiş gibi gülmesini durdurmak için silme hareketi yaptı. Durdu. Yine güldü. 

Ağlamak istemiyordu. En azından bu gün.  

Ellerindeydi artık istediği. Kavuşmasına az kalmıştı. Eğer fiyatını artırmadılarsa büyük ihtimal birkaç gün kendisine yetecek kadarını alabilir, ağrılarını da bu şekilde atlatabilirdi.  

          “Farkına varmış mıdır acaba şimdiye kadar” diye düşündü içinden. Öyle ya nerden baksan, işten çıkma saati çoktan geçmişti. “Büyük ihtimal” dedi. “Büyük ihtimal gelmiştir annem eve.” Sonra derin bir sızıyı vicdanında hissetti. 

           Bir arkadaşı tavsiye etmişti. “Kimseye zarar vermemek gerekir, en güzeli demişti,  evden bir şeyler aşırmak.” 

          Babasını kaybettikten sonra başlamıştı belki de her şey. Korunaklı evin demir kapısı, ağır ağır açılmıştı tehlikelere karşı. Ne kadar da güçlü durmaya çalışsa da annesi, korumaya gücü yetmiyordu tek başına. Nasıl ki tek başına bir baba, bir aileyi ayakta tutamıyor, zorlanıyorsa;  aynı şekilde tek başına bir anne de aileyi ayakta tutmakta zorlanıyordu. Kardeşi daha çok küçüktü. Babasının öldüğünün bile farkına varmamıştı. “O şanslı” diyordu, “hiç tatmadı baba sevgisini. Katlanır. Ya ben... Tattım o sevgiyi ve şimdi yok. Yokluğunu daha çok hissediyorum.”  Kendisinin üzüldüğünü gören arkadaşları onu teselli etmek için çok uğraşıyorlardı. Kimi sırtını sıvazlıyordu, kimi gözyaşını siliyordu. Her şey, evet her şey o sırada olmuştu. Uzatıvermişti bir arkadaşı ilaç gibi bir şeyi. “Al demişti, al da rahatla…” Ağrı kesici gibi bir şey diyerek, içivermişti bir çırpıda. Nasıl da iyi gelmişti. İlk defa kendini bu kadar rahatlamış, kendini bulutların üzerinde hissediyordu. 

           Ama bu bulutların da bir yağmur zamanı vardı. Yağmur damlalarının yüksekten toprağa sert düşüşü gibi, kendini yatağa çakılmış hissetti sabah uyandığında. Tanıdık bir ağrı gibi durmuyordu bu. Arkadaşına durumu anlattığında ve ilacın yan etkisi nedeniyle canının yandığını söylediğinde,  arkadaşı, sadece yüzünde muzip bir gülümsemeyle karşılık vermişti.  İkinci hapı da bir gün sonra ki gece almış, aynı hoş ve kötü duyguları tekrar yaşadığında bunun artık normal bir ilaç olmadığını anlamıştı. 

            Anlamıştı anlamasına da, artık ilaca büyük bir istek duyuyordu vücudu.  Önceleri buna bir anlam verememişti ancak, hafif hafif de sezinlemişti neden olabileceğini. 

         Çıkmaz sokakta araba yarıştırmak gibi bir şeydi. Kaza kaçınılmazdı. Uyuşturucu hapları artık arkadaşı da vermiyor, bunun bir maliyeti olduğunu söylüyordu. Harçlığı ve biriktirdiği bir miktar parası ilk başlarda yetiyordu ama daha sonra o da yetmemişti. Birkaç arkadaşından borç almış, aldığı borç ile uyuşturucu almış, borçlarını da ödeyememişti. 

           Mecbur hissetmişti kendini. Kimseye zarar vermemeliydi. Evden bir şeyler aşırmak... Uzun süre bu fikir beynini kemirmişti. En sonunda dayanamayıp, annesinin çalıştığı bir gün, evde bulunan televizyon ile radyoyu öğle saatleri olmadan çıkartıp, akşama kadar birkaç ikinci el dükkanı dolaşarak, öldü fiyatına  satmıştı. 

      Elindeki paraya baktı. Annesini düşündü. Annesinin ne kadar üzüleceğini düşündü. Ağlamamak için kendini tutuyor, dudaklarını ısırıyordu. Titriyordu elleri, hem annesini üzdüğünden, hem uyuşturucu yoksunluğundan, hem de uyuşturucuya bir an önce kavuşmanın heyecanıyla. 

           “Kahretsin” diyordu, “Allah kahretsin beni. Bir araba çarpsa da, kurtulsam. Annemin gül yüzüne nasıl bakarım bir daha.” 

           Bir ceylan hızıyla zamanın geçtiğinin farkındaydı. Bundan sonra ki hayatını bir kâğıdı yırtar gibi yırttığını hissediyordu. İstiyordu maddeyi, istemiyordu sokakta kalmayı; istiyordu acılarının azalmasını, istemiyordu annesini üzmeyi. Terazinin iki kefesi arasında sıkışıp kalan gram taşı gibi zedelenmişti kalbi. Çok istiyordu maddeyi ve ölmeyi. 

         Duygularından sıyrılıp kendisine gelmesiyle birlikte, yine göz göze geldiler sokak kedisiyle. Kedi rahatsız olmuştu sanki kendisinin varlığından.  Dönüp arkasına baktığında,  minik kedi yavrularını gördü duvarın yıkık bir köşesinde. Anne kedi nasıl da beklemişti onun yavrularının başından gitmesini.  “Annem de bekler beni” diye düşündü bir an içine düştüğü durumu unutup,  içi sevgiyle dolarak! Hakkı yoktu annesini üzmeye. O bulurdu nasıl olsa bir çaresini, yine de tek sığınak annesinden başka bir yer olamazdı.   

                     Anne kediye, kurtarıcısı gibi sevgiyle baktı ve içinden şunlar geçti: 

              “Kızacak,  hatta çok çok kızacak, ama hep korumadı mı beni annem? Hata yapmak da hayatın bir parçası.  Unuttun mu,  hep çok cesaretlisin diye sevmez miydi beni annem?  Tamam, artık kucağındaki küçük masum bir kız çocuğu değilim ama gerekirse,  düzeltme için yeniden doğurur annem beni!” 

 

 

   Hasan ÜNAL

 

Image

Arzu KOLOĞLU

1978 yılında Niğde’de memur bir aile...

Image

Aynur GÖRMÜŞ

“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...

Image

Aynur KULAK

2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...

Image

Ayşegül EKŞİOĞLU

İstanbul’da doğdum, Pertevn...

Image

Burak KETENCİ

1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...

Image

Gülhan MERİÇ

1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...

Image

Hasan Ünal TEKAĞAÇ

1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....

Image

İbrahim KORKMAZ

1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...

Image

İlkay AKIN

Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...

Image

Psk. İlkim ÖZ

İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...

Image

Mehmet DEĞİRMENCİ

1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...

Image

Orçun OĞLAKCIOĞLU

Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...

Image

Özlem KALKAN ERENUS

1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...