Orçun Oğlakcıoğlu derKi
HATIRLA;
Mutsuzdu adam. Yaptığı işten, yaşadığı şehirden, yuvam diyemediği evden, kendine bile fazla gelen benliğinden mutsuzdu. Yalnızlığı seçmiş olmayı ne çok isterdi. Oysa seçmediği bir yalnızlık içinde çıkış yolunu kaybetmenin telaşıyla mutsuzluk soluyordu. Sevgiden ne ara bu kadar uzaklaşmıştı, kendi bile bilmiyordu. Kendine aynada bakmayalı uzun zaman olmuştu. Kurulmuş saat misali sabah aynı saatte uyanır, hangisini severek aldığını bile bilmediği kıyafetleri üzerine geçirir, unutmaması gerekenleri sırt çantasına doldurur ve her bir parçasıyla dökülürdü yollara. Artık ezbere yürüdüğü sokaklardaki mevsim geçişlerini bile fark etmeden varırdı işine. Hangi ara metroya bindiğini unuttuğuna şaşırır sonra boş verirdi unuttuğuna. İş dediği yerde fabrika dişlilerinin bir parçası gibi dönüp durması bittiğinde yine koyulurdu yola ve yıllardır yolu üzerinde ona selam veren ağacın, o ağacın gölgesinde doğan yavru kedilerin, o yavru kedilere her gün mama ve su veren yaşlı kadının farkında olmadan yürürdü. İçindeki kaybolmuşluk hissi barındığı yere vardığında bile geçmezdi. Bir tek aşk dolu insanlar, gülen yüzler, birbirine sarılan arkadaşlar, eğlenceli bir ortam, müzikle dans eden benzerleri olduğunu gördüğünde dışa vururdu içindeki mutsuzluğu. Bir tek o zamanlar, yalnız olduğu duygusu, gevşeyen vidalarını sıkıştırır kendi içine akıtmaktan vazgeçip umutsuzluğunu kendine göre düzensiz olan sevinçlere göz dikerdi. Tanımlanan hayat oyununun içinde iplerinden kurtulmak yerine, sadece bedeni değil ruhu da ele geçirilmiş bir kukla misali boşluğun içinde iplerinin müsaade ettiği kadar asılı kalırdı. İşte tam da bu yüzden kendisiyle kavga etme cesareti ve öğretisi olmadığı için kendi dışında herkesle kavgalıydı. Hayatını tek düzende geçirip korunduğunu sanarak yaşayınca, bir de bakmışsın tahterevalliye tek başına binip ne kadar yükseğe sıçrarsan sıçra hiç havada asılı kalamıyorsun özgürce.
Sen önündeki araba gitmiyor diye kornaya basıp öfkeni beslerken, öldürdüğün hoşgörün mutsuzluk tohumları salıyor ruhuna. Oysa ne kadar da kolay sevmek. Renginin, dilinin, mevkiinin, paranın, fiziksel özelliklerinin hiç önemi yok. Sevmek için senden istenen hiçbir şey yok. Sadece korkularından sıyrılıp, beklentilerini çöpe atıp, uyandığında kendine aynada bakarak başla güne. Hep yürüdüğün yollardan farklı bir yol seç bugün. Ve seçtiğin hangi yol olursa olsun seninle aynı gökyüzünü paylaşan her canlının farkında ol. Sana her gün selam veren ağaçla birkaç kelime et mesela. Yaşlı kadına selam ver ve yaptığını takdir et. Martılarla simidini paylaş ya da ne bileyim her gün metroya yürürken farkında olmadan önünden geçtiğin kemancıyla bir kaç bozukluk sevgini paylaş. Ufacık değişiklikler bile önce senin üzerindeki kara bulutları dağıtırken, yaşadığın dünyaya nasıl bahar kokusu yayılacak göreceksin. Hadi "iyi ki" lerle başla yeni güne. Senin sayende seninle aynı titreşimde binlerce ruh iplerinden kurtulup tahterevallileri paylaşacak özgürce. Dengede kalmak için düşmeyi de keyifle tecrübe etmek lazım, unutma ya da sadece hatırla...
Orçun Oğlakcıoğlu
İstanbul
Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’de doğmuştur. Lise öğrenimini Denizli Anadolu Lisesi’nde, üniversite eğitimini ise Orta Doğu Teknik...
1978 yılında Niğde’de memur bir aile...
“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...
2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...
İstanbul’da doğdum, Pertevn...
1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...
1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...
1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....
1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...
Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...
İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...
...
1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...
Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...
1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...