Yol

 

Göğün boşluğunda çalkalanan köpük köpük dalgalar,  gümüşi bulutlarla arasına net bir sınır çizen tenne rengi güneşin vedası…

Hepsi bir nefes kadar yakınımda duruyordu. Renklere isimler verilen bir şehirden geliyordum. Birbirini görmeyen insanların arasından sıyrılıp payıma düşen renkleri alarak gelmiştim bu kıyıya ve en güzeli, yalnız değildim. Şimdiye kadar sıradan görünen her şey önemli olmak için birbiriyle yarışıyordu burada. Anlaşılmadığımız yerlerden gelip bu kıyıyı boydan boya renklendirmemiz tesadüf olamazdı…

 Bütün sessizliğini yanına almış, karşısında duran bitimsizliğin derinlerine dalmıştı. Yanına oturdum, dalga sesleriyle  rüzgarın deniz suyundan kıyı tozuna karışması arasında duran bir sesle;

“ Herkes incitilmiş ve yanlış yerde olabilir mi?” diye sordum.

Yüzü denize dönük;

“  Önemli olan incitildiğini düşünecek kadar kendini bilmemek. “ dedi. Durup düşündüm, sesinin izini takip ederek dolaştığım harflerde bir anlam aradım ya da haklılığıma ulaşabileceğim bir kelime. Her söylediği , söyleyeceği doğruluğun yolundan gidiyordu. “Nasıl?” dedim.

  • Aslında insan, ancak kendi kendini incitebilir. Bunu en çok beklentileriyle yapar. Kendinde eksik olduğunu düşündüğü her şeyi bir başka akıldan, ruhtan tamamlamaya çalışır. Belki de herkes, doğru yerin yanlış duranıdır.

Aklımda birçok çelişki birbirini kovalıyordu. Anlamaya çalışmak yoruyordu beni. Her zaman kolay soruların cevaplayanı olmuştum ve ne zaman bir cevap arasam kolay sorulara koşmuştum. Ama bu kez çok başkaydı durumum. Ben sormadan anlatmaya başladı:

“ Önemli olan, hayatın anlamına varmak. Bunu da ancak kendine yolculuk yaparak keşfedebilir insan. “

O; kendince yazdığı bir anlamla bakıyordu hayata, ben ise kendim hariç herkesin hayatını incelemiştim. Yürümek, yemek yemek, uyumak… bizi eşitleyen eylemlerdi ama hissetmek? Ona bir çare bulunabilir miydi ?

Benim gibi yüzeye çıkmayan binlerce cümlesi vardı belki de…

Zaman biraz aktıktan sonra;

“Bizim orada – renklere isimler verilen şehirde - her duygunun bir rengi vardır ve her insanın da. Belki de insan, rengini keşfederek başlamalı ‘ben’ yolculuğuna.” Dedim.

“Kulağa hoş geliyor” dedi ve gülümsedi. Yüzünün yaradılış mucizesini dolaştım bir süre. Sonra insan olabilmenin, bir yolu yavaş adımlarla yürümekle eş değer olduğunu düşündüm. Ne büyük incelikler gizliydi. Var oluyorduk, büyümek için türlü deneyimlerden geçtikten sonra belki hayatın sonuna yakın insan olmanın farkına varıyorduk. Bu yolculukta beni en çok meraklandıran ve düşündüren şey; bir başka insanı tanıma isteği olmuştu ama bazı insanların benzersizliği de büyülüyordu...

Bir rüzgar esti, bir kum saati kadar ilerleyen zaman güzel anılar yükledi yolculuğumuza. Soluduğumuz havanın ritmine kapılarak düşündüm:

“ Hissetmek ne renkti?”

Image

Arzu KOLOĞLU

1978 yılında Niğde’de memur bir aile...

Image

Aynur GÖRMÜŞ

“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...

Image

Aynur KULAK

2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...

Image

Ayşegül EKŞİOĞLU

İstanbul’da doğdum, Pertevn...

Image

Burak KETENCİ

1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...

Image

Gülhan MERİÇ

1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...

Image

Hasan Ünal TEKAĞAÇ

1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....

Image

İbrahim KORKMAZ

1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...

Image

İlkay AKIN

Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...

Image

Psk. İlkim ÖZ

İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...

Image

Mehmet DEĞİRMENCİ

1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...

Image

Orçun OĞLAKCIOĞLU

Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...

Image

Özlem KALKAN ERENUS

1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...