Dedemden Notlar

 

 

 

İki parmağının arasında tuttuğu sigarasının dumanı, masanın üzerinde duran yarım kalmış  çayının dumanına karışıyordu. Yüzündeki çizgiler derinleşmiş, gözlerini bir yere sabitlemiş, yine derin düşüncelere dalmıştı. Dedem ne zaman böyle dalsa, derin yaraları olduğunu düşünürdüm. Bu duruşunu büyüdükçe fark etmeye başlamıştım. Çocukluğumda onunla beraber bakkala gitmeyi daha çok düşünüyor, toprağı çapalayıp sebze, meyve tohumları ekmenin hayalini kuruyordum. Büyüdükçe ben de değiştim. Hayallerim bir çocuk masumluğundan bir yetişkin çaresizliğine dönüştü…

Dedem; hayatıyla ilgili hiçbir şeyi anlatmadığı için konuştuğunda verdiği öğütlerin arasından ona dair bir şeyler yakalamaya çalışırdım. Keyifli olduğu zamanlarda hiç susmaz; keyfi olmadığında yürüyüşe çıkar, uzun uzun yürür ve düşünürdü. Bir zaman, derdinin aşk yarası olduğunu bile düşündüm. Sorsam anlatmazdı. Sormasam her gün içim içimi yiyecekti. O gün olanca cesaretimi toplayıp :

 

  • Dede, senin bir derdin var. Belli ki derin bir dert. Bana anlatmak ister misin?

 

Çayının kalanını bir çırpıda içip bana döndü ve gülümsedi:

 

  • Sen bana bakma kızım, durup düşünmeye, düşünüp anlamaya ihtiyacım oluyor. Kaldı ki her insanın kendinden uzak tutamadığı bir derdi vardır elbet, dedi.

 

Daha çok meraklanmıştım.

 

  • Demek ki söylemediğin bir derdin var. N’olur anlatsana!

 

“Sonra.” dedi. Elindeki sigarası iyice küçülmüş dumanı zayıflamıştı. Söndürdü ve ayağa kalktı.

 

  • Ben, biraz yürüyeceğim, dedi.

 

 Masanın üzerinde duran kasketini aldı ve ahşap merdivenlerden yavaş yavaş indi.Peşinden gittim:

“ Ben de yürümek istiyorum, söz veriyorum bir şey sormam.”  dedim.

 

“Haydi, gel öyleyse!”

Ben ayakkabılarımı giyene kadar evin önündeki patikadan yukarı, ormana doğru yürümeye başlamıştı. Ellerini belinin üzerinde bağlamış; eline kırılmış, cılız bir ağaç dalı almıştı. Bu ormanın özellikle sonbahar aylarında ziyaretçi akınına uğrayan bir gölü vardı. Gölün kıyısında duran iskeleye vardığımızda soluklanmak için ahşap merdivenlere oturduk. Yanımda getirdiğim su şişesinden bir iki yudum su içti, cebinden işlemeli mendilini çıkartıp yüzünün terini sildi. Birkaç dakika sonra:

“Demek dedenin derdi olduğunu düşündün.” dedi ve gülümsedi.

 

  • Var elbet kızım, var. İnsanları ve insanlığı düşünürüm. Sevdasına denk gelmeyen yüreklerin yaşadığı yangını, iyi niyetlerin bir bir harcandığı bu dünyayı düşünürüm. Düşünürüm de bir tek çözüm bulamam.

 

Derin bir nefes aldı. Başını hafifçe göğe çevirdi. Sonra dizine dayadığı dirseğinden kuvvet alarak elini çenesine koydu. Yine derinlere dalmıştı ki sessizliği yırtan kelimeler döküldü dilinden:

 

  • Bir sevdam vardı, yüzünde güller açan bir sevdiğim. Gençtik, hoyratça harcıyorduk zamanı. İnsan dediğin, bir şeyin değerini kaybettikten sonra anlıyor ya, kaybedenlerden olduk kızım. Sen, herkesi senin yerine koyanlardan sakın. Seni incitmeden sevecek olanın yüreğine yerleş. Bu dünyada gülmenin başka türlüsü güç. Sen, kendi gülistanına var güzel yavrum, yüreği güzel insanlara denk gelesin, dedi.

 

İkimiz de gözümüzdeki yaşı saklamadık. Göğe baktık, her şeyin başlayıp bittiği o maviliğe…

Image

Arzu KOLOĞLU

1978 yılında Niğde’de memur bir aile...

Image

Aynur GÖRMÜŞ

“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...

Image

Aynur KULAK

2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...

Image

Ayşegül EKŞİOĞLU

İstanbul’da doğdum, Pertevn...

Image

Burak KETENCİ

1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...

Image

Gülhan MERİÇ

1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...

Image

Hasan Ünal TEKAĞAÇ

1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....

Image

İbrahim KORKMAZ

1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...

Image

İlkay AKIN

Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...

Image

Psk. İlkim ÖZ

İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...

Image

Mehmet DEĞİRMENCİ

1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...

Image

Orçun OĞLAKCIOĞLU

Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...

Image

Özlem KALKAN ERENUS

1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...