Mekânın uğultulu gürültüsüne eşlik eden sigara dumanlarının yaydığı sisi yararak güçlükle ilerlemeye çalışıyordu Asuman.
Elinde servis tepsisi ile en öndeki masaya nihayet varabilmenin rahatlığını yaşıyor olmak, bu küçücük mutluluk kırıntılarıyla günü kurtarmak yetiyordu onun gibi bir cafe elemanına.
Ya da o öyle sanıyordu, kim bilir?
Hayatın yükünü erken yaşta omuzlarına almak zorunda kalan genç bir kızdı o.
Oysa ki ne hayâlleri vardı onun da, diğer tüm yaşıtları gibi.
Evi terkedip giden babasının ardından üzüntüsünü bile yaşamaya vakti olmamıştı oysa onun.
Herkesin hayat gailesine düştüğü bir devirde, en yakınları bile sırtını dönmüştü onlara. Annesi ile birbirlerine kol kanat gererek yaşamaya, dimdik ayakta durmaya mecburlardı.
Belki de en iyisi buydu.
Zirâ, zor koşullar güçlü liderler yaratırdı. Sahi ya, hayatının tek lideri olmaktan daha güzel bir duygu var mıydı ki şu dünyada?.
Henüz bilemiyordu cevabını. Soru sormaya bile vakti yoktu Asuman'ın.
Yakın çevresi ona ''Asu'' diye seslenirdi.
Elindeki tepside yer alan soğuk kahveleri masaya servis ettikten sonra, yine kalabalığı yara yara mutfağa doğru geri yürümeye başladı Asuman.
Çalıştığı cafe şehir tiyatrosunun zemin katında yer alıyordu.
Kimleri ağırlamıyordu ki o cafe, hele ki prömiyer ve gala zamanlarında.
Hem bulundukları şehirden hem de diğer illerden onlarca ünlü yönetmen, müzisyen, aktör ve aktris hınca hınç doldururdu cafeyi ve fuayeyi.
Asuman gibi, hem çalışıp hem de okumak zorunda olan bir genç kız için bulunmaz bir nimetti aslında bu ortam.
Elini uzatsa anında bir yıldıza değebilirdi.
Oysa yıldızlar değil miydi hem çok yakında hem de aynı zamanda çok uzakta olanlar?
''Asu, Zafer Bey’lerin masasına bir bez götürüp masalarını siler misin?'' sesi ile irkildi bir anda Asuman. Ve daldığı derin düşüncelerden sıyrılıverdi hızlıca.
Seslenen, kasada duran iş arkadaşı Ersin'di.
Hemen mutfağa girip tezgâhta duran bezi alarak cafenin içine geri geldi.
Bulundukları tiyatronun genel sanat yönetmeni Zafer Bey'in bulunduğu masaya giderek dökülmüş olan meyve suyunu güzelce temizledi.
Kibarca gülümseyerek teşekkür etti genel sanat yönetmeni Asuman'a.
Neredeyse bir yıl oluyordu bu cafede işe başlayalı. Zafer Bey ve tüm diğer tiyatro sanatçıları ile sıcak denebilecek kadar bir yakınlık vardı aralarında.
İşini bitirdikten sonra sessizce geriye dönecekken, Zafer Bey'in yanındaki sarışın küt saçlı hanım elini uzatarak Asuman'ın boynundaki işlemeli fulara dokundu gülümseyerek.
Turkuaz rengi kumaştan üzeri simli minik kelebeklerle süslü el işlemeli fular oldukça dikkatini çekmişti, hayran hayran bakıyordu Yasemin Hanım.
Ne olduğunu anlayamadı bir an Asuman, böyle bir şeyi beklemiyordu o anda.
''Ne kadar hoş bir işlemesi var, daha önce hiç bu kadar orijinal bir işçilik görmemiştim''dedi.
Asuman kibarca gülümseyerek ''Teşekkür ederim'' dedi fısıltıyla.
Zafer bey, masada oturan tiyatro ekibine dönerek ''Asuman bu cafenin en çalışkan en hanım hanımcık elemanıdır, bizim de az kahrımızı çekmiyor burada'' dedi şakayla karışık.
''Estağfurullah'' dedi Asuman. İsminin anlamı gibi, gökyüzünü andıran sessiz dinginliği ile.
''Bu şehirde böyle işçilik yapan mağazalar var mıydı ya?'' diye sordu etrafındakilere.
Sorusuna yanıt alamayınca tekrar Asuman'a döndü soran gözlerle.
''Nereden satın aldıysan söyler misin tatlım?''
Asuman , yüzündeki kocaman gülümseme ile Yasemin Hanım'a bakarak ''El işçiliği, kendi ellerimle işledim. Kumaşını ise Bursa'daki bir kumaş pazarından almıştım yıllar önce'' dedi.
''Bayıldım'' dedi Yasemin Hanım. Ve çok da kıskandım doğrusu. Ancak ''Benim'' diyen bir tasarımcı çizip işleyebilir böyle estetik bir parçayı.
Terziliğin var mı senin Asuman? dedi sonra.
''Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne ve Dekor Tasarımı Bölümü 2.sınıf öğrencisiyim ben'' dedi Asuman gururla.
Kimseler bilmiyordu, en büyük hayali yakışıklı aktörleri, Yeşilçam aktrislerini giydirmekti onun.
Mutfak tezgâhı ile servis masaları arasına sıkışan yaşamını katlanılır kılan belki de tek hayaliydi bu.
Hayatın aniden gelen sürprizleri, en tatlısıydı belki de.
''Bu genç ve yetenekli hanımı bu yıl staj kadromuza dahil etsek de, bizlere de rengârenk kostümler, elbiseler dikse olmaz mı Zaferciğim?'' dedi, Sahne Dekoru Tasarımcısı Yasemin Hanım. Asuman, gökyüzü gibi umut dolu bir gülümseme ile başını salladı usulca.
Hıdrellezde dilediği dileği geldi aklına bir anda, sahi o gül dalına astığı kırmızı keseyi kim almıştı daha sabah olmadan o daldan?
SERPİL KAYA