Sevimli çöp kutusu Poki, şehrin en işlek caddelerinden birinde yaşıyordu. Kırmızı renkli gövdesi, mavi renk tutamaçları vardı. Üzerinde şehrin adının yazılı olduğu beyaz harfler vardı ki, en çok da onları seviyor ve şehrinden gurur duyuyordu.
Ancak caddeden geçen insanların büyük çoğunluğu, çöplerini yerlere atıyordu. Gerçi Ahmet Bey diye hitap edilen bir yaşlı bir amca, her yanından geçişinde cebinden çıkarttığı karalama kâğıtlarını verirdi ona. Ne kadar kibar ve nazik bir adamdı. Ancak Ahmet Bey de ortalarda gözükmüyordu. Hasta olmasından endişe ediyordu çöp kutusu. Zaman geçtikçe acıkmaya başlamıştı. Ne zaman yanından elinde dondurma yiyen bir çocuk geçse ya da bir iş yerinin kapısı açılsa umutlanırdı ama kimse ona çöp dökmüyordu ve Çöp Kutusu Poki 3-4 gündür açtı.
Açlığının zirve yaptığı sıralarda, mahallenin küçük yaramazı Can, içtiği gazozun cam şişesini attı. Depozitolu olan cam şişeyi, ilk hissettiğinde çok üzülmüş, elinden bir şey gelmemişti. Yavaş yavaş karnı ağrımaya başlamış, sancılanmıştı.
Geri dönüşüm kutusu Atiko, sokaktaki çöp kutusunun karın ağrısına yol açan cam şişe atma olayına şahit olmuş ve karşı kaldırımdan iç geçirmişti. Hâlbuki cam şişelerin geri dönüşüm olduğunu ve çöpe atılmaması gerektiğini tüm çocuklar bilirdi Arkadaşına çok üzülüyordu. Çöp Kutusu Poki, hem açtı, hem de karnı ağrıyordu.
Çöp Kutusu Poki’nin bulunduğu caddeden iki sokak ötede bahçeli bir evde yaşayan Burcu isminde çok iyi bir kız vardı. Poki’nin doyabileceği bir şey bulamadığı bu günlerden habersiz, elinde çikolatayla Poki’nin yanından geçti. Poki, her insan gibi, çikolatanın kokusuna bayılırdı. Zaten açtı ve çikolata kokusu da onu mest etmişti. Burcu çikolatasını yedikten sonra ne mi yaptı? Burcu çikolatasını yedikten sonra ambalajını Poki’nin içine attı. Poki o an çok mutlu olduğunu hissetti. Az da olsa karnına bir şeyler gelmişti.
Ancak bir gün sonra, çok kötü bir olay gerçekleşti. Poki’nin ömrü boyunca unutamayacağı olayda, sorumsuz bir gencin, kötü bir alışkanlık olan sigara içmesinden sonra, izmaritini söndürmeden Poki’nin içine atmasıydı. Poki’nin içi yanmaya başladı. Önce çikolata ambalajı yandı, daha sonra boyandığı plastik boyalar. O çok sevdiği ve gururla taşıdığı beyaz renkli, şehrin isimleri de ateşten nasibini almıştı. Birkaç saat içinde tanınmaz hale gelmiş, simsiyah bir hurda yığınına dönüşmüştü.
Poki çok üzülmüştü. Ancak onu daha da çok üzecek olan şeyden habersizdi. Sabah erken saatlerde o çok sevdiği şehrin belediyesinden gelmişler ve Poki’yi oradan alarak işe yaramaz diye şehir hurdalığına atmışlardı. Poki’nin gururu çok incinmişti. Yıllarca emek verdiği şehrin belediyesinden böyle bir muamele görmek onu kırmıştı. Poki hem açtı, hem karnı ağrıyordu, hem de her yeri yanmıştı.
Burcu birkaç gün sonra, yine aynı sokaktan geçerken çöp attığı çöp kutusunu görememişti. Elinde tuttuğu çöpünü, ta evine kadar getirmiş ve evindeki çöp kutusuna atarken, babasına da durumu anlatmıştı. Babası, okuduğu haberlerden şehrin o bölgesinde bir çöp kutusunun yandığını, hurdaya çevrildiğini ve çöp kutusunun kullanılamaz hale gelmesinden dolayı hurdalığa atıldığını okumuştu. Burcu’ya durumu anlattığında, Burcu çok ama çok üzüldü. Sınıf arkadaşı Can’a olayı anlattığında, Can da dalgınlığından dolayı geri dönüşüm kutusuna atması gereken gazoz şişesini bu çöp kutusuna attığını, sokağın sonuna kadar ilerledikten sonra durumun farkına vardığını, bu nedenle kendisin de vicdan azabı duyduğunu söyledi. Can ve Burcu birlikte çöp kutusu için ne yapacaklarını düşündüler. En iyi yardımı aile büyüklerinden alabileceklerini bildiklerinden durumu aile büyüklerine anlattılar.
Burcunun babası, kızının ne kadar iyi kalpli biri olduğunu bir kez daha görüp, eğilerek kızını öptü. Elinden geleni yapacağına dair kızına söz verdi. Sonra da şehrin hurdalığına giderek çöp kutusunu aradı. Hurdalık oldukça büyük ve genişti. Ancak şanslıydı ki, kısa bir zaman içinde Poki’yi buldu. Bulduğunda çöp kutusunun durumu çok kötüydü. Hem yanmıştı, hem de çok pis kokuyordu. Onu oradan alarak evine getirdi.
Burcu ve Can’ın babaları birlikte hurdaya dönmüş çöp kutusunu incelediler. Nasıl tamir edeceklerini tartıştılar ve gerekli malzemeleri tespit ettiler ve hemen aldılar. Sonra güzelce tazyikli su ile yıkadılar, sabunladılar. Daha sonra da kurumasını beklediler. Yanık yerlerini ve eski boyayı tel bir fırça ile kazıdılar, daha sonra da zımpara yardımı ile zımparaladılar. Temiz nemli bir bezle de güzelce temizlediler. Önce güzelce bir astar boya yaptılar, kuruduktan sonra da ellerindeki beyaz boyalarla çöp kutusunu boyadılar, tutamaçlarını da yeşil renge boyadılar. Yeni rengi olan beyaz rengi de, en az eski rengi olan kırmızı kadar sevmişti. Çöp kutusu çok mutluydu. Burcu ve Can, çöp kutusuna bakıp bakıp gülümsediler. Babaları da güzel ve iri harflerle, üzerine SEVİMLİ ÇÖP KUTUSU P O K İ yazdılar. Poki’yi, evlerinin bahçesinde bir yere koydular
Poki, Can’a yanmadan önce çok kızmıştı. Ancak yanlışlıkla gazoz şişesini attığını anladığında ve çok üzüldüğünü duyduğunda onu affetti. Burcu ve Can’a minnettarlıkla baktı. Poki artık çok mutluydu.
Hasan Ünal