Çöl sıcaklarını aratmayan bir temmuz akşamıydı.
Tutunacak bir dal arar ya her insan? İşte ben de tutunup kalmıştım hikâyesi yarım, yamalı bir adama.
Belki iki yarımdan bir tam olur , kim bilir? demiştim kendi kendime.
Kırık dökük, parça bölük bir ilişki yumağına ''Aşk'' demeye çalışıyordum belki de, bilemiyorum.
Aslında içten içe kalbim ''Olmuyor, zorlama artık'' dese de, ben benliğimin çetin harbinde sıkışıp kalmıştım bu savaşta, hem de en ön cephede.
''Bizden olmaz, anla artık bunu, ben kendimi bu aşka ait hissetmiyorum. Daha fazla incitmeyelim birbirimizi''diyordu kim bilir kaçıncı sözde ayrılığımızın arefesinde yine.
Ben ise olmazları oldurmaya and içmiş bir yaralı savaşçı gibi ısrar ediyordum, bir şans daha verelim birbirimize diye.
Kırık dökük gönül parçalarımı da alıp yanıma, kendimi müziğin iyileştirici kollarına atmak istedim o gece ilk kez.
Yeni birşeyler duymaya ihtiyacım vardı belli ki.
Yakın arkadaşım bu akşam ''Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu''nda Tan Taşçı konseri var, gidelim mi? dedi.
Sanki bu daveti bekliyordum ben de, hemen ''olur'' dedim.
Günlerden 18 Temmuz'du.
Hayatın son dakika spontane sürprizlerini seviyordum. Rüzgârı tersine döndüren güzel şeyleri...
İlk kez canlı canlı dinleyecektim. İlk'ler hep özeldi.
Daha evvel radyolardan, cd'lerden dinlediğim bir sesin canlı performansını izleyecek olmak ayrıca mutluluktu benim için.
Yıllardır ezbere bildiğim şarkılara bağıra çağıra eşlik ettik o gece arkadaşımla.
Rengârenk ışıkların ve o büyülü sesin dansı etkisine almıştı açıkhava tiyatrosunu hınca hınç dolduran o büyük kalabalığı.
Son dakika organizasyonu ile ancak en arka sıralardan yer bulabilmiştik kendimize.
Ama değerdi elbette.
Şarkılardan fal tutalım dedik, sıradaki parça bana ve olmazları oldurmaya çalıştığım kırık dökük aşk hikâyeme gelsin dedim , arkadaşıma dönerek.
''Tamam'' dedi o da.
Hayatın mesaj alma ve verme dengesi inanılmazdır. O gece bir kez daha anladım.
''Şimdi size bir kaç gün evvel stüdyo kaydını yayınladığımız yeni şarkımızı söyleyeceğiz dedi sevgili Tan Taşçı.
Şarkılar büyülüdür, şifâlıdır,iyileştirir. Hep bunu savunmuştu o da yıllarca.
Ve yeni şarkısının içindeki gizli mesaj usulca ulaştı kalbime:
''Bir hayale kapılmışım
Kaybolmuşum, kalmışım sende
Kime gitsem, ne söylesem bilmem bu hâlde?
Hiç kendimle yormam öyle
Zorluk olmam el âleme
Umarım nazım geçer senin hanene.
Böyle isyan etmem ben genelde
Koştum, çok yoruldum tabii ben de
Aynı bakmamışsın benle bir yerde
Zaten sevmemişsin herhâlde
Şimdi yerini kim dolduracak?
Kim katlanır yapacak tüm olmazlarımı?
Gittiğin yeri kim bekleyecek?
Kim derdine ekleyecek yaptıklarını?''
Kalp kırıklıklarıma yara bandı yaptım alıp bu şarkıyı.
Şarkılar, her dâim bizlere devâydı.
SERPİL KAYA
Serpil Kaya ‘’Gri Koza’nın Kelebekleri’’ adlı kitabın yazarı ‘’Derin Nefes Sayıklamalar’’ adlı...
1978 yılında Niğde’de memur bir aile...
“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...
2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...
İstanbul’da doğdum, Pertevn...
1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...
1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...
1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....
1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...
Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...
İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...
...
1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...
Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...
1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...