Yeni yapılmış bir kültür merkezi binasının büfesinde çalışıyordu genç delikanlı.
Henüz lise son sınıfa gidiyordu.
İşçi bir baba ve ev hanımı bir annenin tek çocuğuydu. Kader bu işte, imtihanı hep yoklukla, yoksulluklaydı.
Dar bir çevrenin, eğitim ve kültürden uzak bir mahallenin yeni yetme ferdiydi.
Zor şartlarda lise öğrenimini bitirmeye çalışıyordu. Okuldan arta kalan vakitlerde de sanat cafenin büfesinde çalışıp okul harçlığını kazanmaya çalışıyordu.
Lise hayatı bitince yükseköğrenim okuyup okuyamayacağı belli bile değildi bu şartlarda.
Meslek seçimi konusunda halâ kararsızdı üstelik.
Çalıştığı büfeye sanat merkezinin öğrencileri ve tiyatro oyuncuları gelip alışveriş yapıyorlardı sık sık.
Tiyatro binasının içinde bulundukları için oyun provası ve perde aralarında hem oyuncular hem de seyirciler geliyordu.
Büfe tam orta kattaydı.
Alışverişe gelip giden oyuncuların o rengârenk kostümleri, şık ve zârif tavırları onu her defasında daha da büyülüyordu.
Kendi fakir mahallesinin dışında, bambaşka renkli hayatlar da vardı demek ki?
Klasik meslek gruplarından çok farklıydı oyunculuk dünyası.
Yakışıklı adamlar, güzel ve hoş kadınlar. Şarkılar, danslar, şan ve operalar...
Bir de tiyatro dekorları vardı tabii. Oyunlara sahne olan o masalsı kostümler ve ışıklar.
Dikkatini çeken bu dünyaya adım atmanın bir yolunu bulmalıydı o da.
Hem neden olmasındı ki?
Büfede her gün müşterilere sigara, gazoz, bisküvi vermenin dışında işler de yapabilirdi pekâla değil mi?
Bir gün tüm cesaretini toplayıp genel sanat yönetmeninin kapısını çaldı. Zaten cafeden aşinaydı genç delikanlıya yönetmen.
''Ben de sizinle çalışmak istiyorum Hocam'' dedi genç delikanlı heyecanla ve umutla.
''Şimdilik dekor taşımakla ve kurulumuna yardım etmekle başla bakalım'' dedi sanat yönetmeni de.
Henüz öğrenciydi ve sanat eğitimi yoktu çünkü delikanlının.
Büfeden ayrılıp tiyatroda işe başladı , oyunlar akşam oynandığı için çalışması daha da kolay oluyordu bu vesileyle de.
Ve aradan yıllar geçti, tiyatronun ona sağladığı özel bursla sahne ve dekor tasarımı bölümünü okuyup önceden işçi olarak çalıştığı tiyatroya dekor tasarım bölümü sorumlusu olarak atandı, hem de girdiği sınavda en yüksek puanı alarak.
Hayâller bir adım ötede diye diye kendisini motive ettiği bu hayat yolculuğuunda mutlu sona ulaştı o da.
Hayâllerine inanan her insan gibi.
SERPİL KAYA
Serpil Kaya ‘’Gri Koza’nın Kelebekleri’’ adlı kitabın yazarı ‘’Derin Nefes Sayıklamalar’’ adlı...
1978 yılında Niğde’de memur bir aile...
“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...
2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...
İstanbul’da doğdum, Pertevn...
1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...
1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...
1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....
1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...
Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...
İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...
...
1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...
Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...
1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...