Ortalarında kaldı;
Linç edeceklerdi yalnızlığımı,
Okuldan sevinç içinde dağılan çocuklar.
Elimdeki bir top dondurmanın üzerindeyken bakışları…
Halden anlayan bir abi şefkatiyle,
Koşar adım geldi aklıma,
Yatılı okul günlerim.
Bavullarımız, iki saksı.
Ortasında biz, toprağını arayan çiçek!
Kırk şehrin, yüzlerce çiçeği…
Her gelen
Nevrini verirdi,
Hiç bilmezdik konuştuğumuz dilin,
Bu kadar renkli olduğunu!
Uçurum kenarında duran
Küçük çakıl taşları gibi¸
Yüreğimiz ağzımızda;
Acemisiydik yeni korkularımızın.
Şivesi bozuk bir ranza,
Anlamazdı sırtımızın dilini.
Naylon terlikleri önce biz ısıtırdık, üşüyerek
Sonra lütfederlerdi bize sıcaklıklarını.
Özlerdik epey bir halıyı kilimi.
Yapışık kardeş gezerdik terliklerimizle.
Kalabalık bir misafir odasına dönüşürdü,
Gergin çarşaflarıyla övündüğümüz
Tek kişilik ranzamız.
Yatakhaneyi basardı
Kaşık sapından saçılan portakal kokusu…
Dışarısı karanlığa evrilirken;
Gülüşmeler, eğlenmeler...
Yolumuzu keser, gülmekten öldürürdü bizi,
Yaptığımız geyikler.
Sonra ışık söner,
Sesimiz dönerdi hıçkırığa...
Gürültü içimizde uyurdu,
Biz gürültünün içinde.
Çok zor olurdu bizim için gece.
Hepimizin kalbi tek göz oda.
Hasret bombasına karşı,
Yok ki bir sığınak!
Anne okşamasıyla yer değiştirirdi, kalk zili.
Bazen de ranzalara vurulan tahta cetvelin sesi.
Bizleri, parmakla sayardı bazı hocalar,
Bazısı gönlüyle.
Hele biri var ki,
Sesi, kıvrılmış uyuyor hâlâ kulağımda.
Koştururduk geç kalmayalım diye nöbete.
Öyle ya, bir yığın dolusu iş…
Ekmek dağıtılacak, sürahiler dolacak.
Bir hayal gibi dolaşırdı yemekhanede,
Annemizin yemeğinin kokusu.
Üzse de bizi yasakları çiğnemek;
Yemekhaneden yatakhaneye
Günahsız bir sabi gibi,
Koynumuzda taşınırdı birkaç dilim ekmek.
Dizilirdik yan yana bahçede, etütte, toprak sahada.
Tellerdeki kuşlar gibiydik!
Büyütmeye çalışırdık hayallerimizi;
Dayayıp da başımızı,
Şefkat dolu gurbetin omzuna.
Yatılı okulun sera etkisi;
Erken hasat ederdi,
Ömrümüzün çocukluğunu!
Bundandır şimdi durmadan,
Çocukluğumuzu başaklamamız.
Eve gidecek olmanın heyecanı,
Cuma öğleden sonrası.
Ayrı bir ismi olmalı, o güzel anların.
Bir anda arı kovanına dönerdi yoksul yatakhane!
Hüzünlü bekleyişi biter, muzipçe güldürürdü bizi,
Dolabın üstünde, aylardır yüzünü asan bavul!
Bir eve varırdık ki,
Ayaklarımıza dolaşırdı;
Bize çaktırılmadan biriktirilmiş havadisler…
Durgun su gibiyken,
Bir anda çalkalanırdı yaşantımız.
İşte böyle,
Gür bir dereye dönüşür dilim,
Yatılı okul günlerimi andıkça.
Biz kalbi kınalı çocuklar,
Paylaştık onca sene,
Evlerimizden getirdiğimiz dupduru huzuru.
Ve sonradan, yepyeni bir memleket edindik,
Okulumuzun adından
Hasan Ünal Tekağaç
1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur. Ankara Adalet Meslek Lisesi ve Ankara üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü m...
1978 yılında Niğde’de memur bir aile...
“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...
2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...
İstanbul’da doğdum, Pertevn...
1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...
1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...
1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....
1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...
Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...
İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...
...
1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...
Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...
1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...