Dupduru deniz bir anda fırtınaya hapsolur. Ne olduğunu nerden geldiğini anlamazsın bile her şey o kadar hızlı olur ki burnunun ucunu göremezsin.Heleki o denizin tam ortasındaysan ve elinde sadece kürekler varsa vay haline. Boşa kürek çekmek deyimini iliklerine kadar hissedersin. Fırtına öyle kuvvetlidir ki, var gücünle kürek çekmene rağmen kafanı bi kaldırırsın ne ileri ne geri odluğun yerde debeleniyorsun hala. En azından savrulmuyorum dersin. Ama bir an pes etsen fersah fersah açık denize sürükleneceksin. Gücün azalır, halin kalmaz artık. Ama ne pes edebilirsin ne de fırtınayla baş edebilirsin. Tamam ne olacaksa olsun bittim dediğin anda gerçekleşir tüm mucizeler. Bir anda hafiflemeye başlar rüzgar yol aldığını kıyıya bir adım daha yaklaştığını anladığın o an daha hızlı çekemeye başlarsın o kürekleri bitmiş tükenmiş kollarınla... İşte bu yaşama arzusu seni o eşikten atlatır.
Hayatta böyledir. Bittim dediğin yerde açar o çiçekler kanayan avuçlarında sen bile şaşırırsın. Hep bir düzeni var sanırız hayatın ama öyle değil aslında. Dön bak geriye bu kaçıncı düzensizliğin doğurduğu düzen. Geçmişten ne kadarı seninle, ne kadarı yanında. Her düzen yıkılmaya muhtaçtır. Daha iyisini inşa etmek için. Bir önceki düzen seni bir adım ileri taşıyan hayatın mihenk taşlarından sadece birisiydi. Her atladığın eşikte hayatı ve kendini biraz daha tanır biraz daha şekillendirirsin. Yapmam dediğini yapar, yaparım dediğini yapamazken bulursun kendini. Yeri gelir kendinin karanlık yönleriyle karşılaşırsın. Al sana bir eşik daha...
Her fırtınanın ardı tertemiz bir gökyüzüdür. Yeter ki fırtınadan sağ çık. İster kendi karanlığın olsun isterse başkalarının karanlığı üstüne çöken. En güçlü halinle çıkacağın yer o karanlık işte, o dip, o sığlık, o karmaşa, o en korktuğun an, o en çaresiz hissettiğin an, o kaybolmuşluk hissi...Az sabret sisin dağılmasına ramak var. O eşikten atlarsan ardı ferahlık. Her bir sıçrayış yeni bir bilinç,tertemiz bir yol. Her yol yeni bir fırtına ,yeni bir eşik...
Velhasıl ömür imtihanla geçiyor. Yeri geliyor kendiyle sınanıyor insan yeri geliyor başka bir insanla. Ama ömür imtihanla geçiyor sonunda. Binbir kapısı olan bu handa hangi kapı denk gelir bilinmez. Hangi kapı aydınlığa,hangi kapı karanlığa açılır bilinmez. Sonsuz denklemli bu dünyada adım atmadan,cefa çekmeden,sefa sürmeden,ağlamadan,gülmeden bilinmez hiç bir eşik. Ya bakar durursun o eşikten göremediğin uzaklara ya da üstüne basa basa gelen her bir zorluğun üstünden geçer gidersin aydınlık yarınlara...
Ne demiş Şems-i Tebrizi;
“Düzenim bozulur, hayatım alt üst olur diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?”
Feraha çıkacağınız bir yıl diliyorum sevgili dostlar,ne olacaksa hayrınıza olsun inşallah.
Mutlu yıllar...
Arzu Koloğlu