Günümüz modern dünyasına teknolojik taşlarla döşenmiş gizli tuzaklardan ''Lovebombing'', ''Gashlighting'' ve ''Ghostinng'' tüm duygusal ve insani hissiyatların adetâ birer katilidir.
Hepimizin büyüdüğü aile, yetiştiği toplumun ve çevre ilmek ilmek bir motif hazırlar bizlere.
''Cehenneme giden yol, iyi niyet taşlarıyla döşelidir'' sözünü hatırlarız ''Abraham Maslow''dan.
Ah o iyi niyet elçileri! Bazen annemiz, bazen babamız , belki de çok yakın bir akrabamız olarak çıkarlar karşımıza.
''Ben senin iyiliğini düşünüyorum, bence şöyle şöyle yapmalısın!'' yönergeleriyle kim bilir kaç kez müdâhil olmuşlardır hayatımıza.
Fikirleri sorulsun ya da sorulmasın bu iyi niyet gösterisi hiç ama hiç bitmez.
Oysa her insanın hayat deneyimi farklıdır, ve her yolculuğa aslında tek başına çıkılır.
Etrafımızdaki diğer herkes birer eşlikçidir.
Ama doğduğumuz andan itibaren öyle manipülatif bir ortam içerisinde yaşarız ki, bu gizli baskı ve manipule eğer biz dur demezsek, belki de bir ömür boyu sürer gider.
Etrafımızdaki koşulsuz herkes bizim iyiliğimizi istiyordur ama , bizim ne hissettiğimiz, günün sonunda neyi kazandığımız ya da kaybettiğimiz pek de önemli değildir onlar için.
Tek istedikleri gizlice onaylanmaktır,içten içe.
Ne de olsa herşeyin en iyisini onlar biliyordur.
Ama unuttukları birşey vardır : Her ruhun yolculuğu , hayat amacı farklıdır.
Onların ruhuna iyi gelen birşey ya da durum , bizi tam tersi şekilde etkileyebilir mesela.
Ama bunu anlatmak çok güçtür.
Hele ki zihinsel olarak ufku darsa o insanların.
Fikri sorulmadığı halde bizimle ilgili her duruma karışma hakkını kendisinde bulan bu insanlar, esasında kendi hayatlarındaki yetersizlikleri bu şekilde dışavurmaktadırlar, farkında olmadan.
Günümüzde teknolojinin ilerleyişi zaten insanları birbirinden koparmaya yeterken, bir de sosyal medyada aradığı mutluluğu bulmaya çalışan ve ekranda gördüğü sanal hayatların ve insanların yapay paylaşımlarının sahte ışığıyla kendisine yalan yanlış bir yol çizmeye çalışan herkes için de çok tehlikeli bir tuzaktır aslında.
Zaten çevresel etkilerle büyümüş bir birey, bu arada kalmışlık ve sıkışmışlık hissi ile, tam olarak gerçek bir duygusal bağ da kuramamaya başlar ne yazık ki.
Sosyal medyadaki ve hayatın içerisindeki sözde mutlu hayatlardan birisine sahip olmak isteyen insan, henüz kendi duygusal farkındalığını bile yaşayamadan hızlıca ilişkilerini tüketmeye başlar.
Kendi ruhsal huzursuzluğunu daha fazla bastıramadığı için de , hızlıca ve düşüncesizce adım atıp başlattığı her ilişkiden ya karşısındaki insanı yetersizlikle ve doyumsuzlukla suçlayarak , ya da aniden ilişkisini kendince nedenlerle kesip atarak hızlıca uzaklaşma meyili gösterir.
Pek çok filme ve romana konu olmuş yanlış ilşkiler silsilesidir en nihayetinde insanın elinde kalan.
Oysa sağlıklı bir ilişkinin yolu sağlıklı bir birey olmaktan ve ilk önce kendisini tanımaktan geçer.
Ne yazık ki günümüzde sosyal arkadaşlık sitelerine dek düşen flört ve ilişki kurma müessesesi, hızlıca alınan yanlış kararlarla, ve belki de çevrenin de yanlış yönlendirmesi ve baskısıyla çözülemez bir çetrefil yumağına dönüşür.
Sosyal ağlardaki ana akım ilişkiler, kendi benliğinden uzağa düşmüş pek çok insanı en büyük duygusal boşluklara da bu şekilde iter.
Oysa ki sevgi ve aşk gibi nâzik kavramlar, herşeyden önce duyarlılık, sabır ve inisiyatif ister.
Bizden önceki nesillerin kurduğu ailelerin, yaşadıkları o derin aşkların en önemli anahtarıdır karşılıklı sevgi, saygı ve güven.
Şimdiki zamanda ise sosyal medya aşkları, birey olmadan biz olmaya çalışmanın duygusal yükü ve ağırlığı sardı dört bir yanımızı.
Kendi duygusal beklentilerimizi, benlik bilincimizi doğru inşa ettiğimiz sürece mutluluk hep bizimle olacaktır.
Geriye kalan herşey ise hayalet bir misafir.
SERPİL KAYA