Kendime rengârenk kostümlerden, peruklardan yeni bir dünya yaratmaya başlayalı nereden baksanız en az 10 yıl olmuştu.
Eğer kendi sahneme daha yıldızlı, ışıklı biçimde çıkma cesaretini gösteremeseydim, belki ben de bu kalabalık sokakların gri yağmurları altında solup giden bir hayalet olurdum, bundan eminim. Hayatı hep birkaç adım geriden takip etmek zorunda kalmıştım.
Babam henüz ben çocukken terk edip gitmiş bizi. Annem ise hep geçim telaşıyla büyük sınavlar vermiş hayatı boyunca. Mutsuz evliliğimden kurtulup kendi hayat rotamı belirleme cesaretim olmasaydı belki şimdi daha da zor olurdu benim yaşam yolculuğum da.
Hep ''Ben'' diyen bencil, hoşgörüsüz ve sığ düşünce yapısına sahip olan bir adam ruhumu sömürmekten başka hiçbir şeye yaramıyordu.
Kararımı vermiştim, iş bulup çalışacak, kendi paramı kazanacaktım.
Ortaokul terktim, okuyamamıştım, babasız okumak çok zordu çükü bu devirde.
Mahallenin terzisi Nurten Abla elimden tutmuş, sağ olsun bana dikiş dikmeyi, elbiseler yapmayı öğretmişti.
Onun sayesinde girdim şu anda çalıştığım tiyatronun terzihanesine de.
Tiyatronun müdürü tanıdığıymış.
''Atölyede çalışacak eli becerikli bir elemana ihtiyaç var'' deyince müdür, hemen beni önermiş Nurten Abla.
10 yıl oldu burada işe başlayalı. Hayatımın en güzel yılları burada başladı diyebilirim.’Bu tiyatroda öğrendim ''Romeo ve Juliet''i, ''Othello''yu, ''Keşanlı Ali''yi, 'Shakespeare”i” ve daha nicelerini.
Birbirinden yetenekli oyunculara rengârenk kostümler dikmeye başladım. Perukalar yaptım, aksesuarlar hazırladım.
Her oyunda, her dekorda bambaşka hayatlar tanıdım.
Mesai zamanı bu renkli dünyaya öyle bir dalardım ki, her şeyi unuturdum.
Hayatın zorluklarını, insanların acımasızlığını, okul okuyamamış olmanın derin üzüntüsünü.
Hazırladığım perukları, topuz yaptığım saçıma özenle yerleştirir, perde arkasından ya da kulisten sessizce izlediğim oyunlardaki kadınlar gibi rol keserdim kendime.
''Aksesuarcı'' diye ad takmışlardı bana. Evet böyle bir iş dalı da vardı ama, bu isimle çağrılmamın bendeki yeri çok özeldi.
Kendimi büyük bir salonda, yüzlerce seyirci karşısında rolümü başarı ile icra ediyormuş gibi hissederdim her seferinde.
Bu tiyatro ve bu atölye benim en mutlu olduğum yerdi.
''Aksesuarcı''ydı benim rolüm. Büyük bir ilhamla yazılmış, ödüller almış bir tiyatro oyununun en büyüleyici rolüydü bana göre.
Bir karakteri yeniden yaratmaktı benim işim, her oyunda başka bir biçimde.
SERPİL KAYA
Serpil Kaya ‘’Gri Koza’nın Kelebekleri’’ adlı kitabın yazarı ‘’Derin Nefes Sayıklamalar’’ adlı...
1978 yılında Niğde’de memur bir aile...
“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...
2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...
İstanbul’da doğdum, Pertevn...
1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...
1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...
1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....
1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...
Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...
İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...
...
1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...
Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...
1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...