Her yıl, Aralık ayının kapısından içeri girerken aynı his yoklar beni:
Sanki görünmeyen bir defter açılıyor ve hayat, “Hadi, yaz bakalım” diyor.
Bu yıl ne öğrendin? Neyi bıraktın? Neyi taşıyorsun?
Ve en önemlisi…
Kendine nasıl davranıyorsun?
Bu yıl kendime, yarım yamalak cümlelere sıkışan insan olmadığımı öğrettim.
Gücümün yetmediği günlerimin de bir değeri olduğunu,
bazen yorgunluğun bile bir öğretmen olduğunu.
Kendimi, sadece koşabildiğim günlerde değil;
yürüdüğüm, süründüğüm, durduğum günlerde de sevmeyi öğrendim.
Bu yıl öğrendim ki;
herkes anlayacak diye bir şey yok.
Bazı acılar sessizdir, bazı savaşlar görünmez.
İnsan kendi içindeki fırtınayı sadece kendisi duyar.
Ve en büyük olgunluk da, herkesin seni anlamasını beklemekten vazgeçmekmiş.
Bu yıl, “iyi niyet”in bedelini daha sakin ödemeyi öğrendim.
Kimseye küsmek zorunda kalmadan,
içimden taşan kırgınlıkların hesabını dışarıdan beklemeden,
kendi kendime sarılabileceğimi gördüm.
İyiliğin enayilik olmadığını,
ama iyiliğin yönünü bilmeyenin kendine zarar verebileceğini anladım.
Bu yıl, zor şeylerin de geçici olduğunu öğrendim.
Bazen sabrın, bazen susmanın, bazen pes etmenin bile bir dönüşüm kapısı olduğunu…
Ve insanın, sandığından çok daha dayanıklı bir varlık olduğunu.
Bu yıl kendime şunu da öğrettim:
Sürekli güçlü olmak zorunda değilim.
Bazen dağıldığım günlerde bile
hayatın beni yavaşça topladığını gördüm.
Eksiklerimle kabul edilmiş olmayı beklerken,
önce kendimin beni kabul etmesi gerektiğini anladım.
Ve en çok da şunu öğrendim:
Hayat kimseye söz vermiyor; ama her gün yeni bir seçim veriyor.
Bir insanın kaderi bazen bir sabah kahvaltısında,
bazen bir sessizlik anında,
bazen bir “artık böyle olmayacak” cümlesinde değişebiliyor.
Bu yıl kendime ne öğrettim biliyor musun?
Kendi içimde büyümeyi.
Küçük sevinçlere yer açmayı.
Olana direnmek yerine, olmayana küfretmek yerine,
akışın beni götürdüğü yere biraz daha güvenmeyi.
Belki de en kıymetlisi şuydu:
Hayat tam benim anladığım kadar derin, tam benim baktığım kadar gerçek.
Ben neye değer verirsem, orası yeşeriyor.
Aralık, yine defteri önüme koydu.
Bu kez sayfaya daha sakin baktım.
Kırıldığım yerleri parlatan bir yıl geçti.
Belki zor, belki yıpratıcı… ama kesin olan şu:
Bu yıl kendime, kendimi hiç bırakmamayı öğrettim.
Arzu Koloğlu