Feda-kar 

 

 

Son yıllarda sık sık şu cümleyi kurarken buluyorum kendimi. 

"Son şanslı nesil bizdik. "

Evet 80'ler, 90'lar çocukları günümüz çocuklarına oranla daha şanslıydı. Çocukluğumuzu, gençliğimizi doyasıya ve özgürce yaşayabildik. Bu özgürce kelimesi şu an yazarken bile canımı acıttı. Neyseee... 

Öyle ortaya karışık bir nesil olduk ki delikli jetondan yapay zekaya kadar geldik. Topraktan araba ve yollar yapıp sokaklarda da oynadık. GTA da şehir için de arabayla da dolaştık. 

Her teknolojinin atasını da gördük, torununun torununu da. İnsan da gördük, insanlıktan çıkmışlarıda... 

İşte bu değişik neslin defosu yok mu hiç dersen o da var kardeşim. Kendini feda etmiş bir neslin büyüttüğü çocuklar olarak en iyi bildiğimiz şey feda/karlık oldu. 

Feda kısmını iyi kavramışız da kar kısmını hep ellere kaptırmışız. Fedakârlık, erdem diye yazıldı üzerimize.

Gurur duyduk hatta.

Kendimizden kısmayı, başkasına tamamlamayı iyi insan olmak sandık.

Ama kimse bize şunu söylemedi:

Her fedanın bir faturası vardır.

Ve o fatura, yıllar sonra, en olmadık anda kesilir.

Yaş aldıkça farkediyor insan ve dünya değiştikçe... Bizim DNA 'mız bozuk sanırım. Anormali normalleştirerek yaşamanın başka bir açıklaması olamaz demicem, olmamalı. 

Kendinden vere vere, vazgeçe geçe yürüdüğün yolun sonunda ruhun yolunmuş bir tavuğa dönüyor. Bizim nesil bu hayatta en çok vazgeçmeyi öğrendi. 

Kimi hayallerden. 

Kimi şehirlerden.

Kimi aşklardan.

Bazen bir “ayıp olur” cümlesi, koca bir hayatın yönünü değiştirdi.

Gitmedik.

Söylemedik.

Kendimizden vazgeçtik... 

Fedakârlık kisvesi altında feda ettik ruhumuzu. 

Bu sadece bize yapılan bir şey değildi.

Biz de bunu sürdürdük.

Sevdiklerimizle aynı dili konuştuk.

Fedayı büyüttük, kârı küçümsedik.

Çünkü kâr etmek, bencillik gibi geldi.

Kendini seçmek, suç gibi... 

Yeni nesil gümbür gümbür maşallah. Bebekler bile hakkını savunuyor. Alanını koruyor. Gurur duyuyorum onlarla çünkü birey olmak orada başlıyor. Kendi sınırlarını, kendi alanını çizmekle başlıyor her şey... 

Biz sulu boya gibi dağıldık, karıştık. Alanlar, görevler birbirine karıştı. Yeni nesil pastel boya gibi keskin ve net. 

Belki de bizim öğrenmemiz gereken tam olarak bu:

Dağılmadan sevmek.

Vazgeçmeden vermek.

Kendimizi silmeden var olmak.

Çünkü insan, kendini yok ederek iyi olamaz.

Sadece eksilir.

 

Arzu Koloğlu

Fotoğraf-1

Fotoğraf-1

Fotoğraf-2

Fotoğraf-2

Fotoğraf-3

Fotoğraf-3

Fotoğraf-4

Fotoğraf-4

Image

Arzu KOLOĞLU

1978 yılında Niğde’de memur bir aile...

Image

Aynur GÖRMÜŞ

“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...

Image

Aynur KULAK

2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...

Image

Ayşegül EKŞİOĞLU

İstanbul’da doğdum, Pertevn...

Image

Burak KETENCİ

1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...

Image

Gülhan MERİÇ

1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...

Image

Hasan Ünal TEKAĞAÇ

1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....

Image

İbrahim KORKMAZ

1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...

Image

İlkay AKIN

Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...

Image

Psk. İlkim ÖZ

İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...

Image

Mehmet DEĞİRMENCİ

1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...

Image

Orçun OĞLAKCIOĞLU

Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...

Image

Özlem KALKAN ERENUS

1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...