"Bu bir uçurtmanın kaçışı belki de değil, bilmem gökyüzünde aramak doğru da değil..."
Bir şarkının mısralarından dökülen bu sözler dolanıyor dilime. Gerçekten de öyle... Bazen insan özgürlüğü, kaçıp gitmeyi hep çok uzaklarda, erişilmez yüksekliklerde arıyor. Oysa aradığımız o hafiflik, tam da durduğumuz yerde, şu anın içinde saklı.
Dışarıda takvimler Temmuz’u gösteriyor. Yaz, tüm cömertliğiyle sokaklara ve sahillere dökülmüş durumda. Cıvıl cıvıl bir kalabalık akıp gidiyor gözlerimin önünden; kahkahalar dalga seslerine, müzik sesleri rüzgara karışıyor. Büyük, coşkulu bir kalabalık... Ve o kalabalığın tam ortasında, sırtımı bir kayaya yaslamış otururken, o çok iyi bildiğim, hiç yabancısı olmadığım o his gelip kuruluyor yanıma: Kalabalık içindeki o eşsiz yalnızlık.
Bu hüzünlü ya da terk edilmiş bir yalnızlık değil. Aksine, dünyanın gürültüsünü dışarıda bırakıp insanın kendi içine, o en sadık dostuna sığınması. İşte tam o an, başımı gökyüzüne kaldırıyorum. Tepede parıldayan güneş, sadece tenimi yakmıyor; ışıklarını direkt göğüs kafesimin içine sızdırıyor. Güneş, öyle bir sıcaklıkla sarıyor ki ruhumu; kırgınlıkları, keşkeleri ve yorgunlukları eritiyor usulca. İçimden sessiz, derinden gelen büyük bir şükür yükseliyor göğe. Bu sıcaklığı hissedebildiğim, bu anın içinde nefes alabildiğim ve kalbimin ritmini duyabildiğim için bir şükür...
Ve sonra gözüm denize kayıyor.
Deniz, yeryüzündeki sonsuz özgürlüğün ve teslimiyetin ta kendisi. Ufuk çizgisine bakarken insan yapımı tüm sınırların ortadan kalktığını hissediyorum. Dalgalar kıyıya vurup her çekildiğinde, sanki benden de bir şeyler alıp götürüyor: Zihnimin kalabalığını, omuzlarıma binen gizli yükleri, hayatın o bitmek bilmeyen koşturmacasını...
Maviye her bakış, aslında bir arınma seansı. Deniz, insanı yargılamadan dinleyen kadim bir dost gibi her defasında ruhu temizliyor, hafifletiyor. Bu muazzam döngünün, bu kusursuz şifanın bir parçası olduğumu görmek içimdeki teşekkür hissini daha da büyütüyor. Varlığa, yokluğa, bizi büyüten acılara ve ruhumuzu iyileştiren bu sonsuz maviliğe şükürler olsun.
Bırakın dışarısı alabildiğine kalabalık, alabildiğine gürültülü olsun. Güneş ruhumuzu ısıtmaya, deniz bizi tüm fazlalıklarımızdan arındırmaya devam ettikçe; içimizdeki o sessiz, şükür dolu özgürlük bize fazlasıyla yeter...
Arzu Koloğlu