Ruhsat sözcüğü hecelendiğinde Türkçe ‘deki bütün sözcüklerin kanını donduran bir anlam çıkar; ruh-sat...
Doğal zincirin bir halkası eksilse bütün zinciri dağılmış bil...
Somon balığının nehre meydan okuması da doğal akışın bir parçası. Ama zaman akıntıyla birlikte yol alanları takma yüzgeçlerinden yakalayıp dışarı atar: tekrar tekrar dağılıp kurulan dünyada somon balığının iradesiyle yüzenler karşıya geçip yeni şeyler yaparak dünyayı güzelleştirmiş, yarına kalmanın huzuru ile göçüp gitmişlerdir. Ama konu bu değildi: sağ üstteki British Museum'da ağırlığı 230 gram olan, doğal oluşum sonucu şekillenmiş tek taş, müzede, İngiltere'de ki tek taş; Afrika'da bulunmuş ve yaşı 3.2 milyon yıl olarak hesaplanmış...
Diğer Afrikalı ise bildiğiniz gibi İNSANSI TAŞLAR MÜZESİ'nin önde gelen üyelerinden; 13 kg ağırlığında ve kızgın bakışıyla insana benzerlikten çok, anlamı, duygusu olan bir doğal yontu...
Ruh-sat, işte burada sanatı ezip geçiyor, vasatın ruhsatı varsa iyiyi gölgede bırakmakla kalmıyor, kör kuyuya atıyor...
Doğuş grubu Göbeklitepe'ye 20 milyon dolara sponsor olmuş; Göbeklitepe arkeoloji dünyasını alt üst etmiş bir buluş, Ünesco dünya mirası kalıcı listesine almış, yani gökteki yıldıza sponsor olup onu yere indirmek değil, yerde kanat çıkartmaya çalışan serçenin hayaline sponsor ol. Olmazlar, çünkü ruh-sat yok...
Gazeteler dergiler kültür sanat sayfalarında açılmış müzelerin haberlerini yapıyor, her gün yapsınlar, ama her gün, bir gün de kapanan bu müzenin haberini yapsınlar, sanatı kucaklarında yumurta gibi kırılma korkusuyla taşıyan sanat camiası, "aydın"lar, köşe yazarları, daha kötü, daha kara gün mü var?
Bir zaman "sanat için soyunuyorum" diyen mankenler vardı; ben de ruh-sat için sanırım soyunacağım...
Bir kaç köşe yazarına yazdım, şöyle bir bakıp bir cevaba bile değer bulamadılar...
Sadece takipçi dostlarımız müzenin kapanmaması için çırpınıyor: tıpkı Afrika savanalarında yeni doğum yapmış bir antilobun aslanlar gelmeden yavrusunu ayaklandırma telaşı gibi, ne yapabiliriz, diye çırpınıyorlar...
Sevgili somon; nehri geçeceğine inanıyorum, ama yolunda ayılar da var...
Askerdeyken şiirler yazmaya başlayan Ahmet Aslan, komutanın ''Sen yazmaya devam et'' tavsiyesini bir emir olarak hayatına adapte eder. Bu yüzden Şanlı...
1978 yılında Niğde’de memur bir aile...
“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...
2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...
İstanbul’da doğdum, Pertevn...
1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...
1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...
1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....
1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...
Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...
İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...
...
1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...
Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...
1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...