Mutluluk Sanatı
Adı Mutluluk Sanatı olmasa bile, mutluluk sanatı üzerine yazılmış bir çok kitabı merak edip aldığınıza, bir çok kitabı okuduğunuza eminim. İstediğimiz şey bu çünkü. Mutlu olmak. Mutsuz olma pahasına mutlu olmak hatta. Çoğu zaman, ‘mutlu olunca ne olacak peki?’ sorusu ile hiç ilgilenmeden bencilce bir tutkuyla mutluluğu, yalnızca mutluluğu istemek. Mutluluk sanatı nedir? Bunu gerçekten hiç düşünüyor muyuz? Ne olunca gerçekten mutlu oluyoruz ya da ne olmadığında?
Büyüme Yılları
Kafka Yayınları tarafından yayımlanan bir Goliarda Sapienza kitabı olan Mutluluk Sanatı, yayın dünyasında mutluluk üzerine yazılmış ve yayımlanmış bir çok kitaptan farklı. İlk önce bunu söylemek istedim çünkü 20. Yüzyılın en çalkantılı dönemlerine şahitlik etmiş bir yazar tarafından otobiyografik özellikler taşıyarak yazılıyor ki Sapienza aynı Mutluluk Sanatı gibi otobiyografik özellikler taşıyan iki roman daha yazıyor.
1924’de Sicilya, Katanya’da doğan Goliarda Sapienza’nın annesi tanınmış bir gazeteci. Babası ise avukat. Kızlarını faşist müfredattan korumak için okula göndermeyip evde eğitim veren anne baba Goliarda’ya son derece entelektüel bir eğitim veriyorlar. Çok küçük yaşta piyano çalmayı öğrenen kızlarını 16 yaşına bastığında Roma’ya Reale Accademia D’arte Drammatica’da tiyatro eğitimine gönderiyorlar. Fakat Goliarda birkaç yıl sonra buradaki eğitimini tamamlamadan dönüyor ve babasıyla birlikte faşistlerle mücadeleye başlıyor. İki kez intihara teşebbüs ediyor, elektro şok tedavileri görüyor ve hapis yatıyor. Mutluluk Sanatı kitabını 1967’den 1976’ya 9 yılda yazıyor. Kitap 2005 yılında ancak basılabiliyor.
Mutluluk Belki…
1996 yılında ölen Goliarda kitabının basıldığını göremiyor. Kitap boyunca, olup bitenleri, başına gelenleri, çevresindeki insanları, ailesini bizlere anlatan anlatıcımız Modesta aslında Goliarda’nın kendisi. Otobiyografik özellikler taşıyan Mutluluk Sanatı Modesta 9 yaşındayken başlıyor. Anlatıcımız Modesta annesini ya bağıran ya da susan biri olarak tarif ederken, yirmi yaşında akli melekeleri yerinde olmayan ablası Tina’yı delirmiş biri olarak bizlerle tanıştırıyor. İlk cinsel deneyimlerini onunlayken tecrübe ettiği erkek arkadaşı Tuzzu var bir de. Dokuz yaşında yetim kalan Modesta’nın çocukluğu bir manastırda rahibelerin katı eğitimiyle geçiyor. Bu katı eğitim Modesta’nın iyilik, alçakgönüllülük, tevazu anlamına gelen isminin tam tersine onu dediğim dedik, özgür ruhlu, kararlı biri haline getiriyor.
Bu özellikler sahip olan Modesta’ya kimse laf geçiremiyor. Önünde kimse duramıyor. Onun hikayesi her yönüyle bir 20.Yüzyıl hikayesi olarak bize sunuluyor aslında. Farklılıkların, değişimin, dönüşümün yüzyılı olan 20. Yüzyıl Modesta’nın hayata başkaldırmasından, isyanlarına, cinsel tercihlerinden (eşcinsel) düşünüş biçimine kadar her şeyiyle 20.Yüzyılı yansıtıyor.
“İşte karşınızda dört, beş yaşlarındaki ben, devasa büyüklükteki bir tahta parçasını çamurlu bir alanda sürüklüyorum. Etrafta ne bir ağaç, ne bir ev; sadece o sert cismi sürüklemenin zorluğuyla dökülen ter ve tahtanın yaraladığı avuçlatın şiddetle yanışı. Çamurun içine bileklerime kadar batıyorum ama onu çekmeliyim, nedenini bilmiyorum ama yapmalıyım. Bu ilk hatırladığım anıyı olduğu gibi bırakalım, canım ne tahmin yürütmek ne de kafadan uydurmak istiyor. Size sadece olan biteni hiçbir değişiklik yapmadan anlatmak istiyorum.”
Evet olduğu gibi bir hikaye aktarıyor bize Goliarda Sapienza. Acılarla dolu bir hayatı, mücadelelerle dolu, acılarla yüklü bir yüzyılı dalga geçercesine Mutluluk Sanatı adı altında bizlere aktarıyor. Doğa sana kurt olmayı bahşetmişken kuzu gibi davranma lüksüne sahip olmak kolaydır diyor Modesta, Goliarda’nın hislerine tercümanlık yaparken.
1976 yılından nihayet yayınlandığı 2005’e kadar bir çekmecede bekleyen bir ‘unutulmuş başyapıt’ ile karşı karşıyayız. Böylesine bir başyapıtı okuyucu ile buluşturan Kafka Yayınları çok özel bir işe imza atıyor hiç şüphesiz. 707 sayfalık böylesine bir kitabı çeviren Sinem Carnabuci’ye de teşekkür etmek isterim. Okumanız dileğiyle…
Mutluluk Sanatı
Yazar: Goliarda Sapienza
Yayınevi: Kafka Yayınları
Türü: Otobiyografik Roman
Çeviri: Sinem Carnabuci
Sayfa: 707
2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile edebiyat dünyasına demir atmıştır. Kitapsever, kültür sanat meraklısıdır. Sevdiği, ilgisini çeken ne varsa a...
1978 yılında Niğde’de memur bir aile...
“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...
2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...
İstanbul’da doğdum, Pertevn...
1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...
1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...
1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....
1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...
Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...
İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...
...
1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...
Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...
1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...