Öylesine Bir Hikaye
Hala tüm anlatılan hikayelerde Anton Çehov’dan etkileniliyor. Onun yazdığı gündelik, sıradan öyküler, basit insan hikayeleri nasıl bir çağda olursak olalım yakalıyor bizi. Klasik öykü, modern öykü, çağdaş öykü tanımlamalarının hepsinde yer alabilen öyküler bizleri büyülemeye devam ediyor. Öylesine yazılmış gibi duran fakat dimağımızda asla öylesine bir tat bırakmayan yapılarıyla Çehov öykülerinin her biri ayrı bir dünyaya açılıyor.
Can Yayınları tarafından yayınlanan bir Anton Çehov kitabı olan Öylesine Bir Hikaye geçtiğimiz ay raflardaki yerini aldı. İlk etapta şunu düşünmeden edemiyor insan: Basite kaçan bir kitap ismiyle dahi nasıl bu kadar etkileyici olabilir, okuyucuda kitabı raftan alma isteği uyandırabilir ? Bazı soruların cevabı yok ya da sandığımızdan da çok. Anton Çehov 1860 yılında Taganrog’da bir bakkalın oğlu olarak dünyaya gelir. Tıp eğitimi alır. Hastanelerde çalışmaya başlar fakat dergilerde öyküleri de yayınlanmaya başlamıştır. Bir süre sonra birer perdelik kısa tiyatro oyunları devreye girer. Tüm bunlar sonucunda öykünün Rusya’da ve dünyada yazınsal bir tür olarak yerleşmesini sağlar.
Olgunluk Dönemi Öyküsü
Öylesine Bir Hikaye, Çehov’un olgunluk döneminde yazdığı öykülerinden. Tıp profesörü Nikolay Stepanoviç’le artık hayatta olmayan bir dostunun emanet ettiği manevi kızı Katya hikayenin iki dinamik karakterleri olarak karşımıza çıkmakta. Profesör Nikolay Stepanoviç’in tutuğu günlük üzerinden okuduğumuz hikaye birbiri arasında fazlaca yaş farkı olan, farklı şehirlerde, farklı yaşam tarzları ile yaşayan iki insanın inişli çıkışlı dostluğu üzerine kurulu. Katya’nın profesöre gönderdiği mektuplar üzerinden Katya’nın hayatını profesörle beraber izliyoruz aslında. Manevi babasından kendine kalan parayla gayet rahat bir hayatı olan bu genç katının duygusal dünyasındaki iniş çıkışlar yaşlı ve çoğu şeyden vazgeçmiş olan profesörün hayata dair enerjisini ayakta tutmaya yetiyor. Zaten kendisi de Katya’dan bahsederken onun en çok bitmek bilmeyen merakı ve enerjisine dikkatimizi çekmekte.
“Katya’ya ait ilk ve düşünmeyi en çok sevdiğim anım, hastalandığı zaman doktorlara karşı duyduğu sonsuz güvendi. Yüzü daima bu güvenin ışığı içindeydi. Bazen dişi ağrır, yanağı sarılı bir köşede oturarak büyük bir dikkatle bir şeyi seyrederdi. O anda ister masada çalışmamı, kitapları karıştırmamı, ister karımın ev işleriyle uğraşmasını, aşçı kadının mutfakta patates soymasını ya da köpeğin oyunlarını seyrediyor olsun, Katya’nın gözlerinde daima değişmez bir ifade vardı: “Bu dünyada yapılan her şey güzel, yerindedir” Çok meraklıydı, benimle konuşmaya bayılırdı. Masama gelir, karşıma geçip sorular sorardı.”
Çehov’un bu öykü özelinde verdiği en güzel duygu; bir şeylerden elini eteğini çekmiş olan profesörün duygularının genç bir kadın sayesinde canlılığını koruması. Hayatın deviniminin hiçbir zaman sonlanmayacak olması, bu anlamda insanların birbirlerine bir şekilde el veriyor oluşu Öylesine Bir Hikaye’yi öylesine yapmaktan çıkarıyor. Öylesine olan insan hikayelerini de bambaşka bir noktaya taşıyor yine Çehov öykücülüğü sayesinde.
Öylesine Bir Hikaye
Yazar: Anton Çehov
Yayınevi: Can Yayınları
Türü: Öykü
Çeviri: Nihal Yalaza Taluy
Yayın Tarihi: Ağustos 2019
Sayfa Sayısı: 77
2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile edebiyat dünyasına demir atmıştır. Kitapsever, kültür sanat meraklısıdır. Sevdiği, ilgisini çeken ne varsa a...
1978 yılında Niğde’de memur bir aile...
“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...
2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...
İstanbul’da doğdum, Pertevn...
1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...
1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...
1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....
1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...
Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...
İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...
...
1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...
Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...
1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...