Sular durulmuyor, sıkıntılar pencereden kaçmak için can atıyor, hayaller geceyi bıraktı gündüz yüreğimize çöküyor yol yol. Özlemler hayallere, hayaller hüzne doğru yelken açıyor. Biz ise stabil bir şekilde bekliyoruz hayatın normalini. Normal sandığımız eskinin yeni normalini daha doğrusu. Büyük sanılan saçma sapan dertler çoktan yerini hiç ummadığımız dertlere bıraktı. Sokakta olabilmenin bile bir şükür sebebi olduğunu anlamamız geç olmadı.Deniz kenarında gün batımı izlemenin ne büyük lüks olduğunu anca idrak ettik.İnsansız hava sahasının sanılandan çok daha sıkıcı bir şey olduğunu deneyimledik.
İnsan insana muhtaç bir tebessüm için bile. Belki de en çok kuşları kıskandık günü karşılarken şen şakrak kah dallarda kah semada şakırdarken. Bir kedinin umarsızca sokak sokak dolaşması bir iç çekmeye sebep oldu.Bazende "lan keşkekedi olsaydım be" bile dedirtti.Doğanın bir parçası olmanın erdemini pencerelerimizden izledik.
Eksik kalan yanlarının parçalarını buldun mu sahi?
Ruhunu, yüreğini yoklamak için çok zamanın oldu da.
Aynada kendinle karşılaşmadığın kadar çok karşılaştın. Bakabildin mi yüzüne?
Neler konuştun kendinle?
Kimin üstünü çizdin, kimin adının altını?
Sular durulunca nasıl netleşti görüntü değil mi zihninde?
Gülten Akın'ın dediği gibi " Ah, kimselerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya." kısmında mısın hala yoksa bir bir açıp gönül gözünün perdelerini görmekte misin artık senin dışında olup biteni?
Ah keşke görsen dünyanın yalnız senin için dönmediğini... Papatyaların sırf senin şımarık gönlün için çiçeklenmediğini bir anlasan keşke.Okuduğun roman sensin şu an farkında mısın? En sevdiğin yazar tarfından yazılmış bir karakter olsaydın ne kadar severdin kendini?
Yıldız tozu musun? Leblebi tozu mu?
Yeni normalleşmeye hazırlanırken temize çek bence ruhunu. Karakterin Bestseller olmasa da ilk üçe oynasın. Tozlu bir rafta kapağına dahi dokunulmamış bir roman olmasın hayatın. Doğaya dokun, yüreklere dokun.Gelecek nesillere dokun...Dokun ki bir yıldız tozu gibi parlasın ruhun...
Sana dokunan her yürekte ışıltın kalsın.
Sular duruluyor, sıkıntılar geçiyor, hayaller netleşip gerçeğe dönüşüyor.Sen dönüştükçe mavisi gökyüzüyle çakışan bir denizin dalga sesleri vuruyor yüreğine öylesine huzurlu artık...Tüm tiz seslerden arınmış yüreğin, kaos bitmiş, hırslar, egolar, kavgalar bitmiş.
Usul usul yürü artık ne suyu bulandır, ne de ruhunu…
1978 yılında Niğde’de memur bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. İlk, orta ve Lise eğitimini Ankara’da tamamladıktan sonra, Muğla ü...
1978 yılında Niğde’de memur bir aile...
“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...
2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...
İstanbul’da doğdum, Pertevn...
1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...
1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...
1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....
1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...
Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...
İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...
...
1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...
Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...
1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...