Ömür bir nefeste yaşanmaz fakat bir nefes aralığında geçip gider. İnsan bunu er veya geç değil, geç anlar. Farkında olmadan alıp verdiğimiz, olmazsa olmaz yaşam enerjimizin gittikçe azaldığını fark etmek nasıl bir histir? Nefes alıp vermeden, yaşamadan bilemeyiz!
Bir Nefes Gibi romanını okurken ömrümüzün bir nefesten ibaret olduğunu ve geriye kalan her şeyin, yaş aldıkça, alıp verdiğimiz nefeslerin muhasebesinden başka bir şey olmadığını düşünmeden edemedim. Ferzan Özpetek hikaye anlatıcılığındaki ustalığını sinemada gösterirken edebiyatta da çok iyi bir hikaye anlatıcısı olduğunu Bir Nefes Gibi romanıyla taçlandırdı. Dünyanın iki büyük şehri İstanbul ve Roma’nın romandaki diğer karakterler gibi vücut bulduğu hikayeyi okurken Ferzan Özpetek tarafından sekans sekans kurgulanmış bir filmi seyre dalıyoruz.
Sergio ile Gİovanna’nın evlerinde dostları için düzenledikleri yemeğe konuk olarak katılmak üzereyken Elsa Corti’nin çıkagelmesiyle tüm dikkatimiz 70 yaşını seyreden Elsa’ya kayıyor. Hikayenin seyri Elsa’nın gelmesiyle tamamen değişirken 1970’li yıllarda Sergio ile Gİovanna’nın şimdi yaşadığı bu evde yaşayan iki kız kardeşin bir aşk hikayesi etrafında şekillenen kaderlerinin kederli hayatına İstanbul – Roma güzergahı üzerinden tanıklık ediyoruz. Yıllar önce kız kardeşi Adele ile yaşadıkları bu evde anılarına dalan Elsa’nın evde yaşayan çifte anlattıkları ortada bir sorun olduğunu belli ederken Adele’in hala yaşadığını ve isterse ona ulaşması için telefon numarasını verebileceklerini belirtmeleriyle farklı bir boyut kazanır. Çünkü Elsa kız kardeşi ile yıllardır süre gelen küslükleri nedeniyle Adele’i onların aramasını rica eder. Adele’e haber verilir, kız kardeşinin şu an Roma’da bir zamanlar birlikte yaşadıkları evde olduğu söylenir. Fakat Adele gelene kadar Elsa aniden ölür. Elsa’nın Adele vermek için yanında getirdiği mektuplar acılı, kederli ve yanlış anlaşılmalarla dolu hayatların zaman koridorundaki yolculuğuna sürekler bizleri.
İstanbul, 23 Ekim 1969
Sevgili Adele,
Sana kaç kez yazmak istedim bilemezsin, ama bir şey bana hep engel oldu. Keder olsa gerek. Evet, keder… Her şeyi anlatan, ama hiçbir şeyi tam olarak açıklamayan bir kelime. Keder ve kader kelimelerinin benzerliğini fark ettin mi? Kaderin insanı nereye sürükleyeceğini benim kadar iyi bilen tek kişi sensin. Eğer seviyorsan her şeye hazırlıklı olmalısın. Fırtınaya ve yıldırıma. Yağmura ve kuraklığa. O duygunun seni nasıl tüketeceğini, nerelere sürükleyeceğini tahmin edemezsin. Ve öyle bir an gelir ki mutlulukla umutsuzluğu birbirinden ayırt bile edemezsin çünkü aşkta biri, diğerinin sebebidir.
Okuduğumuz bu ilk mektup ile Elsa’nın zorunlu olarak çıktığı yolculuğun onu İstanbul’a nasıl getirdiğini okumaya başlıyoruz. Adım adım ilerlediğimiz bu zaman tünelinde Elsa’nın yalnızlıkla ve mücadeleyle çepeçevre sarılmış hayatı Adele’i derinden sarsarken, Adele’in anlatımlarıyla da yavaşça aralanan sır perdelerinin, bir dizi yanlış anlama ve ön yargının kardeş dahi olunsa iki kişinin hayatını ne hale getirdiğini okuyoruz. Gerçekten de kederle dolu bir hikaye bu. Aşkın insan ruhunda kapanmaz yaralar açmasına, hiç umulmadık yollara sürüklemesine ve bu arada ömürlerin bir nefes gibi geçip gitmesiyle dolu bir hikaye.
15 yıl boyunca yaptığı yardımcı yönetmenlik görevinden sonra yönetmenlik koltuğuna 1997 yılında çektiği Hamam filmi ile oturan Ferzan Özpetek daha sonra çektiği Harem Suare, Cahil Periler, Karşı Pencere gibi filmlerle Avrupa’nın en önemli yönetmenleri arasına girmeyi başardı. Bir Nefes Gibi romanı ile Ferzan Özpetek artık edebiyat dünyasında da sağlam bir şekilde yerimi aldım diyor. Ruhumuzda, duygularımızda derin izler bırakacak olan bu romanı okumak düşüyor bizlere de…
2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile edebiyat dünyasına demir atmıştır. Kitapsever, kültür sanat meraklısıdır. Sevdiği, ilgisini çeken ne varsa a...
1978 yılında Niğde’de memur bir aile...
“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...
2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...
İstanbul’da doğdum, Pertevn...
1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...
1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...
1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....
1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...
Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...
İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...
...
1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...
Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...
1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...