Askıda Kalan Mutluluklar

 

 

 

Kendinize rastladığınız bir kitap; “Askıda Kalan Mutluluklar.”

Burak Toprak, Klaros Yayınlarından çıkan bu kitabında birbirinden güzel on bir öyküyle karşımıza çıkıyor.

 

Kitabın adını okuduğunuzda hemen kendi hayatınızda var olan, askıda kalan mutluluklarınızı düşünüyorsunuz, çünkü; bazı kelimelerin insan ruhu üzerindeki etkisi farklı. Her gün konuştuğunuz ve sıradan olduğunu düşündüğünüz bir kelime, yaşadığınız bir anı’ nın eşsiz parçası olabiliyor…

 

Kitabın ilk öyküsüyle Gezi Parkı’nda bulacaksınız kendinizi. Yaşanılanlar daha dün gibi yanı başımızda dururken tanıdık bir havaya rastlamak, kendinizi sorgulatacak. Biz neler yaşadık, tutunduğumuz düşüncelerimizin ardında nasıl cesurca savaştık, yazar hepsini hatırlatıyor. “Hiçliğin Bam Teli” adlı öyküden güzel melodiler yayılacak etrafa. Durup dinlenmek, nefes almak için ideal bir öykü. Ayrıca devamı hakkında da merak uyandırıyor.  Öykünün kahramanı Cemil’i tanıdıkça yeni bir arkadaş edinmenin mutluluğunu hissediyorsunuz.

 

…” Cemil, yere koyduğu bağlamasını yerden aldı ve iki eliyle sıkı sıkı göğsünde tutarak İstiklal Caddesi’ne doğru kaçmaya başladı. Aksak adımlarla yürüdüğü yol boyunca üzerine doğru gelip giden insanların arasından geçti. Uzun bir süre arkasına bakmadı. Cemil çocukluğundan beri polislerden çok korkuyordu. Polisler on iki eylül darbesinin patlak verdiği bir akşam, babasını evden yaka paça çıkarıp götürmüşlerdi”…

 

İkinci öykü: “Hayatın Öz Eleştirisi”. Bu öyküde bir tiyatro sahnesine gidiyoruz. Yazarın anlatım dilinin akıcılığında kendinizi güzel bir yolculukta buluyorsunuz.

 

“…Sanki bir geminin içinde aklımızın odalarında yaşattığımız insanlarla bir denizin dibine batıyoruz…”

 

Üçüncü öykü:“Beyaz Karga” . Bir karganın peşine takılmaktan keyif alacaksınız.

 

“… Duvarda asılı duran saat çalışmıyordu, muhtemelen adam sandalyeye çıkmadan önce saatin pilini çıkarmıştı. Pencere yarım açık ve içerideki kapı kapalıydı. Adam, ağır hareketlerle yapıldığında zevk alınan bir tavırla halatı sıkmaya başladı. Bilgisayarda çalan müzik yavaş yavaş sona yaklaştı. Birkaç saniye sonra müzik bitti ve adam kendini sandalyeden attı. En iyi ihtimalle yarın akşam bulunacak bir cesedin içine doğru uzandı…”

 

Dördüncü öykü: “Askıda Kalan Mutluluklar”. Yasin’in hayalleri ve hayatının ritmine kapılıp kendinizi onun yerinde bulacaksınız.

 

“Yasin çocukluğunu onu cami avlusuna bırakıp giden annesinin izini arayarak geçiriyordu. Her gece ezberlemişçesine gördüğü rüyaların içinde dolanıyordu. Rüyalarında tam annesinin yüzüyle karşılaşacağı sırada evinin bulunduğu kata kadar geliyor ancak birden vazgeçip apartmanı terk ediyor ve korkularının içinde yer edinmiş annesinin yüzsüzlüğü ile sokağın ortasında kalakalıyordu…”

 

Beşinci öykü: “Buraya Kadarmış”. Günün akışına dışardan bakmayı deneyimleyeceğiniz cümleler ve okudukça kendinize çıkan yollara rastlayacağınız bir öykü.

 

“Birisi nereye gidiyorsun diye bağırdı arkamdan. Dönüp arkama baktığımda hiç kimseyi göremedim. Etraf sokak lambalarının ışığına tutulmuş yürüdükçe açılamıyordu. Her bastığım adımda karanlığa bulanıyordum. Önce sokak lambaları kayboldu, sonra da içimdeki yerim. Birkaç adım daha attıktan sonra yineledi. ‘Nereye gittiğini sanıyorsun!’…”

 

Altıncı Öykü: “Kuşlar Meydanı”  Bir çırağın küçük mutluluğundan başlayacak yolculuk.

 

“ Sonra bir gün elinin tersiyle ittikleri, düşmemek için tutunduğu son dala dönüştü ve yaşlı bedeninin içinde kendi sonuna biraz daha yaklaştı. Geçici heves ve mutluluklarla dolu geçmişinden dolayı buralara nasıl geldiğini unuttu. Sanki dünya sadece onun için dönüyormuşçasına toplumunun o en çok bilinen hayalperestine dönüştü. Her gece aynı rüyayı görmek için uyudu. Rüyasında zahmetsizce kendisi için döndüğünü sandığı dünya her seferinde yörüngesinden ayrılıp onu sonsuza dek yalnız bıraktı. Yaşam dengesini kaybetmiş bir bitki örtüsü gibi yeryüzünde kurumadık tek bir dalı kalmamış ve güneş alnına vurdukça aklının içinde cereyan eden düşünceler birbirlerine saldırmaya başlamıştı…”

 

Yedinci Öykü: “Geçmişsiz” Yaşamak mı başlangıç yoksa ölüm mü? Değişik bir yolculuğa tanık olacaksınız.

 

“… Kendi geçmişini bitiren biri, artık geçmişinden dolayı korkmak için en ufak bir nedenin bile kalmadığını bilir. Sanki kendisinin düşmanıymışçasına kendisini en ağır şekilde eleştirir. Etrafında kilometrelerce tanımadığı insanlar görmek ister. Belki bir daha ölmek istemez, belki de ölümü çoktan kabullenmiştir…”

 

Sekizinci öykü: “İç Sesin Cümleleri” Yazmak, mucizedir. Biraz daha mucizeye  yaklaşmış olacaksınız.

 

“Düşüncelerimin içine üşüşmüş birkaç düş yüzünden ne yaptımsa kendi gerçeğime dönüşemedim. Biliyorum, toplumum karanlık şapkasını takmış siluetler eşliğinde biraz daha gayret etmem gerektiğini söyleyeceksiniz ancak sizin algılarınıza tanınmışlığın damgası vurulmuş dönüp kendi yüzünüze gerçeği bağıramamışsınız!”

 

Dokuzuncu öykü: “ Sondakiler” Hakan’ın çaresizliğinde gizlenen çareyi , güçsüzlüğündeki büyük gücü tanıyacaksınız.

“…Bir gün Hakan’ın sınıf öğretmeni derse elinde öğrenci tanıma formlarıyla girdi. Formları tüm sınıfa dağıttı. Hakan formdaki soruları okumaya başlarken bir yandan da sınıf öğretmeninin açıklamalarını dinliyordu. Herkes kendi hayatına yönlendirilen bu soruları cevaplamaya başladı. Hakan okuduğu her soru karşısında kendini hazırlıksız yakalamıştı…”

 

Onuncu öykü: “ Catamaran” Bir gerçeğin akla gelmeyecek bir yoldan insanlara ulaşmasını heyecanla okuyacaksınız.

 

“Güneş, göz kapaklarından içine doğru düşüyordu. Yaşayacaklarından bir haber, denize bedenini uzatmış gökyüzünü izliyordu. Başının yarısı denizin içinde, kulağına akın eden denizin melankolik seslerini dinlediği sırada, gökyüzündeki beyaz bulutların arka planını oluşturduğu bir görüntünün içinden martının geniş kanatlarıyla zahmetsizce havada süzülüşünü yakaladı…”

 

Ve son öykü: “Tek Kişilik Sihirbaz”  Bazı anların bir rüya olmasını mı isteriz, rüyamızda yakaladığımız anlar mı gerçekleşmeli soruların içine düşeceksiniz.

 

“Hayatım piyanonun beyaz tuşları gibi akıp giderken, sıkıntılarım siyah tuşlar gibi seyrini değiştirmek için kafamın içine baskı yapıyor. Duyuyor gibiyim derinden, sanki birinin çıkmaz sokağın sonunda bekleyen korkusu gibi fısıltılı ve bir o kadar da batan bir geminin güvertesinden bağıran insanlar kadar kalabalık. Sonra biraz daha yaklaşıyorum sese ve dinlemeye koyuluyorum…”

 

Yazarın öykülerinde yakaladığı uyum ve anlatımdaki sadelik sayesinde kısa sürede, zevkle okuyacağınız bir kitap. Her öyküde kendinizden bir parça mutlaka bulacaksınız. Kütüphanenizde bulunması gereken kitaplardan biri. Okuduktan sonra bana hak vereceksiniz.

 

Image

Arzu KOLOĞLU

1978 yılında Niğde’de memur bir aile...

Image

Aynur GÖRMÜŞ

“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...

Image

Aynur KULAK

2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...

Image

Ayşegül EKŞİOĞLU

İstanbul’da doğdum, Pertevn...

Image

Burak KETENCİ

1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...

Image

Gülhan MERİÇ

1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...

Image

Hasan Ünal TEKAĞAÇ

1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....

Image

İbrahim KORKMAZ

1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...

Image

İlkay AKIN

Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...

Image

Psk. İlkim ÖZ

İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...

Image

Mehmet DEĞİRMENCİ

1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...

Image

Orçun OĞLAKCIOĞLU

Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...

Image

Özlem KALKAN ERENUS

1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...