Daima Susan

 

Susan Sontag, yayın dünyasının her alanında tam ve eksiksiz eserler veren bir entelektüel. Bir yazar, bir eleştirmen, bir düşünür, bir fotografçı ve bir aktivist olarak Susan Sontag çağımızın en önemli entellektüeli hiç şüphesiz ve kendisi ile ilgili ona en yakışan tanım bir entelektüel oluşu, evet. 1933 yılında New York’ta doğan, 1960’lardan sonra Amerikan edebiyatı ve sanat çevresinin ikonu haline gelen , 2003 yılında Alman Yayıncılar Birliği’nin geleneksel Barış Ödülü’nü alan ve 2004 yılında aramızdan ayrılan Susan Sontag’ın  Andy Warhol'dan Patti Smith'e, William Burroughs'dan IsabelleHupert'a uzanan geniş çevresiyle kurduğu çalkantılı ilişkiler, kültür ve siyaset dünyasındaki toplumsal dönüşümler çerçevesinde, kültür sanat adına, çağımızın önemli gelişmelerine kapı aralıyor. Çünkü Susan Sontag’dan bahsederken sıradan bir insandan bahsetmiş olmuyoruz. Yugoslavya’nın parçalanmasına sebebiyet veren, tüm balkan ülkelerini ve Avrupa’yı etkileyen Bosna-Hersek Savaşı'nın tam ortasında Saraybosna'ya giderek Godot'yu Beklerken'i sahneleyen ve cephede savaş fotoğrafları çeken (Başkalarının Acısına Bakmak kitabını özellikle tavsiye etmek isterim) Sontag'ın aktivist ve kışkırtıcı kişiliği tüm eserlerinin önüne geçiyor.

Sigrid Nunez tarafından kaleme alınan Daima Susan / Bir Susan Sontag Biyografisi, Sontag’ı ve yaptığı tüm işleri hatırlatması adına önemli çünkü merkezden, içerden yazılmış bir biyografi. Böyle biyografiler okumak zor zira Signid Nunez, Susan Sontag’ın son asistanı ve aynı zamanda Sontag’ın oğlu David’in sevgilisi. Fakat henüz bitmedi, Sontag ölene kadar aynı evde birlikte yaşayan Sontag-David-Nunez üçlüsünün yaşadıkları, paylaşılanlar gerçekten merak uyandırıcı. Sontag öldükten altı yıl sonra yayınlanan Daima Susan kalıplara sığmayan bir ruhu birebirde ne ise o şekilde paylaştığı için de sıra dışı bir biyografi.

Sigrid Nunez’i daha önce Kafka Yayınları’ndan çıkan Dost kitabından tanıyoruz aslında. Susan Sontag gibi bir ikonun asistanı olarak yayın dünyasına giriş yapan Nunez’in Daima Susan kitabındaki her bir satırı büyük bir sevgi bağı ve hayranlıkla yazdığını görebiliyorsunuz. Susan Sontag’ın hastalığının ilerlediği (Göğüs kanseri) yıllara denk gelen birliktelikleri boyunca onun çalışmalarını yakından takip eden, tüm yazışmalarını temize çeken, ona gelen mektupları okuyan, tasnif eden ve cevaplamasına yardım eden Nunez için Sontag bir vahaydı.

“Riverside Drive 340 numaraya gittiğim ilk gün hava güneşliydi ve daire –bir sürü büyük penceresi olan bir çatı katı-     göz kamaştıracak kadar aydınlıktı. Susan’ın yatak odasında çalıştık, o ya odayı arşınlayarak ya da yatağında yatarak dikte ederken, ben onun masasında muazzam IBM Selectric daktilosuyla yazıyordum. Oda, dairenin geri kalanı gibi, sade bir biçimde döşenmiş; duvarlar beyaz ve boştu.”

Umut vadeden genç bir yazar olan Sigrid  Nunes kapısını aralayarak girmiş olduğu Susan Sontag dünyasında Amerika’nın en saygın entelektüelinin yaşamına ve çalışmalarına şahitlik edecekti. Kanser olmasına rağmen sigarayı bırakamıyordu mesela, yemek en büyük zaafıydı ve yemek yemekten büyük zevk alıyordu, telefonda saatlerce konuşabiliyordu ve konuşma esnasında kullandığı tabirler gerçekten çok ilginçti. Sigrid Nunes’in bir eleştiri ustası olan Susan Sontag’dan kitap boyunca aralarında geçen ilginç enstantaneler paylaşmaktan imtina etmediğini de okuyoruz aynı zamanda.

“Bir yazarın eleştirileri asla dikkate almaması gerektiğini söyledi, iyi ya da kötü. “Aslında, göreceksin, iyileri çoğu zaman kendini kötülerinden daha da kötü hissetmeni sağlayacaklar” Ayrıca, insanların koyun gibi olduklarını söyledi. Bir kişi bir şeyin iyi olduğunu söylerse, en yakındaki kişi de iyi olduğunu söyle vs. “Ben bir şeyin iyi olduğunu söylersem, herkes iyi olduğunu söyler” Belli bir noktada, insanlar artık yapıta bakmıyorlardı bile; hakkında söylenmiş olanları temel alarak onunla ilgili bir karara varıyorlardı.”

Sigrid Nunez kalıplara sığmayan ve son derece açık sözlü yapısıyla fikirlerini çekincesi olmaksızın söyleyebilen Susan Sontag’ı ön yargısız olarak, son derece sübjektif bakış açısı ve anlatımla bizlere aktarırken bir  entelektüeli bu kadar yakından ele alıyor olmanın kör edici taraflarını da ortadan kaldırmış oluyor. Susan Sontag’ı merak ediyorsanız ve kendisini bir daha keşfetmek isterseniz Daima Susan biçilmiş kaftan diyebilirim.

İyi okumalar dilerim.  

 

Image

Arzu KOLOĞLU

1978 yılında Niğde’de memur bir aile...

Image

Aynur GÖRMÜŞ

“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...

Image

Aynur KULAK

2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...

Image

Ayşegül EKŞİOĞLU

İstanbul’da doğdum, Pertevn...

Image

Burak KETENCİ

1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...

Image

Gülhan MERİÇ

1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...

Image

Hasan Ünal TEKAĞAÇ

1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....

Image

İbrahim KORKMAZ

1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...

Image

İlkay AKIN

Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...

Image

Psk. İlkim ÖZ

İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...

Image

Mehmet DEĞİRMENCİ

1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...

Image

Orçun OĞLAKCIOĞLU

Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...

Image

Özlem KALKAN ERENUS

1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...