Günün en güzel saati. Bir yudum kahveyle güneşin aydınlığına kavuştuğun o vazgeçilmez an. Önce perdenin arasından sızan gün ışığının izinde pencereye doğru birkaç adım atacaksın, sonra başını göğe çevireceksin. O sonsuz maviliğin ruhunu temizlediği, sesinde kocaman bir iyi ki havasıyla göğe döneceksin yüzünü. Çünkü biliyorsun; mavi bir renk değil…
Dünün, önceki günlerin geçecek aklından. Yakaladığın bir anının kahkahasına gülümseyeceksin, ağladığın bir başka anının hüznünde sürükleneceksin. Sonra kırgınlıklarınla mutluluklarını bir terazide denk tutmaya çalışacaksın. “Ne çok üzülmüştüm” dediklerin bir tarafta, “ Keşke bir daha yaşasam” dediklerin diğer tarafta.
En sevdiğin yemeğin tadını, en sevdiğin enstrümanın sesini anımsayacaksın ve bununla gelen o anları. Sevdiklerin gelecek aklına. En zor zamanında seni mutlu etmek için nasıl da koşmuşlardı. Bir başarını ayakta alkışlarken, ağladığında başını yaslayacak bir omuz ararken onların hep yanında durduğunu hatırlayacaksın. Gökyüzünde süzülen bir kuşun kanadına takılacak gözlerin. O özgürlüğe doğru her kanat çırptığında inandıkların ve inandırıldıkların gelecek aklına. Gelişiyle baharları getiren insanların gölgesinin, hayatının yüz ölçümünde herhangi bir yere sığmadığını; kaçtığın gerçeklere inanmak zorunda kalacağını bildiğin bir geleceği düşüneceksin. İyi insan olduklarına, yaralarına merhem olacaklarına, senin hep yanında olduklarına nasıl da inandırdılar seni değil mi? Soluğun bedenine dar geldiği an – hani düşündüklerin adım atacak yol bulamadığında- pencereyi açıp ılık bir rüzgarın ciğerlerinde dolaşmasına izin vereceksin.
Aldığın derin nefesle birlikte pencereden içeri koşuşan bir melodi duyacaksın. “Bunu bir yerden hatırlıyorum” dediğin bir ses, bir tele dokunuş…
Bir ses, söze umutla başlayacak. Aynadaki gülümsemene takılacak ve “ kendine gel!” diyeceksin.
“Dik dur, seni mutlu eden de üzen de senin düşüncelerin. Bırak, insanlar senin istediğin kadar yer kaplasın hayatında. Sen baharlı bahçeler sunsan da, sessizliğinle bir köşede yaşamalarını istesen de kendini bildiğin kadar değil onların seni düşündüğü kadar yer edineceksin hayatlarında.
Sen, kendini mutlu et! “
Derin bir nefes alacaksın günün aydınlığından ve o bildik sesinle söyleyeceksin her gün tekrar ettiğin cümleyi:
“Hoş geldin, yeni gün!”…
1987 yılında Bolu’da doğdu. Dokuz Eylül üniversitesi Yerel Yönetimler ve Anadolu üniversitesi Kamu Yönetimi, Adalet bölümü mezunudur. Amas...
1978 yılında Niğde’de memur bir aile...
“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...
2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...
İstanbul’da doğdum, Pertevn...
1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...
1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...
1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....
1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...
Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...
İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...
...
1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...
Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...
1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...