“Aşkı yeniden icat etmeli, besbelli.”
Arthur Rimbaud
Felsefe onunla ilgilenen kişiden bilgin, sanatçı, militan ve aşık olmasını bekler, diyor Alain Badiou Aşka Övgü kitabının sunuş yazısında. Felsefenin insana dair en başat dört unsuru istiyor oluşu felsefe ile ilgili ütopik bir algı yaratabilir. Bu zorlayıcı algı felsefe ile aramıza belli mesafeler de koyabilir fakat özellikle aşkı başka türlü tanımlamak ve anlamlandırmak başlı başına zor bir iş zaten. Ve felsefe olmasaydı aşkı övebilir miydik, hiç sanmıyorum.
Alain Badıou’nun Avingon Festivali kapsamında düzenlenen “Düşünce Sahnesi” dizisi için aşk üstüne halka açık yaptığı konuşmadan metinlerin bir araya getirildiği Aşka Övgü kitabı aşık bir felsefecinin aşka, felsefeye, bilime, sanata bakışını gözler önüne sermesiyle son derece dikkate değer metinlerden oluşuyor. Kitaptaki metinleri derleyen Nicolas Truong tarafından düzenlenen “Düşünce Sahnesi” etkinliği Aşka Övgü metinlerinin ortaya çıkmasına büyük katkı sağlıyor. Aşk üzerine 6 kapsamlı metinden oluşan kitap Tehdit Altında Aşk, Felsefecilerle Aşk, Sevgililerin Kurduğu, Aşkın Gerçekliği, Aşkla Siyaset, Aşkla Sanat bölüm başlıklarını içeriyor.
Arthur Rimbaud’un dediği gibi “Aşkı yeniden icat etmeli” evet. Alain Badiou aşkla ilgili bu cümleden start alarak felsefecilerin aşkla ilişkisi sorunu çok karmaşıktır, diyor. Aşkla ilgili herkes çok karmaşık duygu ve düşüncelere sahip değil midir zaten? Öyle muhakkak ve kitaptaki metinler boyunca Badiou’nun bu karmaşık aşk duygusunu açıklayıcı, anlamlandırıcı bir şekilde açıklamak istediğini, aşkı felsefi anlamlarını bozmadan nasıl anlatabileceğinin yollarını aradığını görebiliyoruz. Aşka dair bu bilgilendirici açıklamalar Nicolas Truong’un Alain Badıou’ya sorduğu sorularla da yüksek oranda kendine yol yordam belirliyor. Alain Badıou’nun Sarkozy Ne Demek İstedi? Kitabına atıf yaparak; “Aşkın yeniden icat edilmesi, ama aynı zamanda savunulması da gerekiyor, çünkü dört bir yandan tehdit altında.” diyorsunuz dedikten sonra, aşkı tehdit eden nedir, internet mi mesela, internetteki sosyal ağlar mı, diye yöneltiyor sorularını Nicolas Truong.
Aşk ile ilgili internet sosyal ağları üzerinden öncelikle bir güvenlik ağı yaratıldığını söylüyor Alain Badiou, bir sosyal ağ sitesinin, “Aşka düşmeden aşık olunabilir!” sloganı üzerinde durarak, “Demek mesele düşmemekte!” kinayesini yaparak aşk ile ilgili 21. Yüzyıl algısının dijital ağlar üzerinden nasıl oluştuğuna dikkat çekiyor. “Aşık olacaksınız, ama internette gezinip işinizi öyle iyi hesaplayacaksınız eşinizi önceden öyle doğru seçeceksiniz ki, -kesinkes fotoğrafını görecek, ayrıntılarıyla beğenilerini, doğum tarihini, burcunu vb. bileceksiniz- bu sayısız öğeyi bir araya getirdiğinizde, “Hah işte, onunla bu iş risksizce yürür” diyebileceksiniz. (…) Oysa ben aşkın ortaklaşa bir zevk olduğuna, neredeyse herkes için yaşama yoğunluk ve anlam kazandıran bir şey olduğuna inanıyorum, bence aşk bütünüyle risksiz bir düzende yaşamın zenginliği olmaktan çıkar. Bu buna biraz da bir ara Amerikan ordusunun yaptığı “sıfır ölüm”lü savaş propagandasını anımsatıyor.
Çevrimiçi flörtün risksiz romantizmin vaat ettiği, sevginin ise çoğu zaman sadece arzu ve hedonizmin bir çeşidi olarak görüldüğü tüketimle dolu bir dünyada Alain Badiou, aşkın tehdit altında olduğuna inanıyor hiç şüphesiz. Oya aşk varoluşsal bir sistemin bütünü, sürekli gelişen, kendini geliştiren bir hakikat arayışı olmalı. Kapitalist düzenin aşklarını değil “antikapitalist” aşkın birleştirici gücüne övgüsü aşktan hiçbir şekilde korkmamamıza sebebiyet verip, başkalarını keşfetmeye, ve kendimize olan saplantımızdan uzaklaşmaya sevk eden muhteşem bir girişim olarak adlandırılabilir.
Fakat bu şartlarda felsefe yörüngesinde aşkı aramak zor gerçekten. Aşka olan inanç, aşkta cinsellik, aşkta var olma şekillerinin tamıyla değişime uğraması aşkın felsefi yönünü de değiştirdiğini okuyoruz kitap boyunca. Aşkın coşkusunun bir evrensellik tohumu olduğunu söyleyen Platon’dan, Kierkeagaard’a Lacan’dan Schopenhauer’a Alaın Badıou aşka olan övgüsünü her fırsatta, her şeye rağmen yeniliyor. Tam da böyle bir dönemde, tam da şimdi aşka inancımızı tamamen yitirdiğimiz bu şartlar içinde Aşka Övgü gözünüzden kaçmasın. Okuyun lütfen.
2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile edebiyat dünyasına demir atmıştır. Kitapsever, kültür sanat meraklısıdır. Sevdiği, ilgisini çeken ne varsa a...
1978 yılında Niğde’de memur bir aile...
“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...
2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...
İstanbul’da doğdum, Pertevn...
1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...
1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...
1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....
1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...
Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...
İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...
...
1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...
Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...
1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...