Yorgun bir günün sonunda , ruhunu dinlendirecek, onu bambaşka diyârlara alıp götürecek masalsı bir yolculuğa ihtiyaç duyarken karşısına çıkmıştı ''Radyo Tiyatrosu''
Dijital çağın klasik döneme kafa tuttuğu zamanlardan geçiyordu dünya. Her şey bir ''tık'' ilerideydi artık.
Sayfalarca akıp giden renkli fotoğraflar, anlık değişen storyler... Ama eksik kalıyordu hep bir şeyler.
Görüntü vardı ama , ses yok gibiydi. Hani şu dinledikçe ruhu okşayan, kalbe dokunan sesler ve sözler.
Televizyonun siyah beyaz ve tek kanallı olduğu dönemlerde, arkası yarın kuşağı ve radyo tiyatroları dinlenirdi hep dedesinin evinde.
İçinde yaşadığı devir, dijital dünyanın hızlı çarkının dişlileri arasına alıp yok etmeye başlamıştı pek çok güzelliği. Oysa hep yaşamalıydı radyolar, tiyatrolar ve arkası yarınlar.
Derken tüm dünyayı pandemik bir virüs sardı.
İnsanlar izole olabilmek için evlerine kapandı.
Tam unutulmaya yüz tuttu, tarihin tozlu sayfaları arasında mâzi oldu derken, radyo tiyatroları yeniden hayat buldu.
Çocukluğunun ahşap kutulu radyolarından dinlediği o radyo tiyatroları, artık daha modernize edilmiş bir hâlde, sadece bir ''tık'' uzağında, pembe renkli kulaklığının ucundaydı.
Yolda, otobüste, durakta, balkonda... Bir telefona, bir tablete indirilebilen küçük bir uygulamayla, o özlenen tiyatro oyunları artık hep yanıbaşındaydı.
Bazen mutlu son ile biten bir hikâye, bazen de trajik bir kaza ile neticelenen dramlar eşlik ediyordu, günün sonunda kahve keyfine.
Çocukluk yıllarının en mutlu anılarında hep sıcacık soba önü sohbetleri ve radyo tiyatrosu geceleri vardı.
''Sesler, replikler ve hüzünler. Hayatın gerçekçi bir özeti gibi bu hikâyeler'' diye geçirdi içinden, o akşamki radyo tiyatrosu podcastini dinlerken.
Sonra gözüne, telefonunun ekranındaki tarih ilişti: 27 Mart 2021, Cumartesi.
Bugün Dünya Tiyatrolar Günü.
Dünya büyük bir salgın ile savaşırken, tiyatro oyuncuları da sahnelerden uzakta ve buruklardı elbette.
Bu zorlu süreçte seyircilerine radyo tiyatrosu aracılığı ile de olsa ulaşabilmenin mutluluğu bir nebze olsun su serpiyordu, tiyatro sevdâsı ile atan yüreklerine.
Sesleriyle, sözleriyle ve bizlere öğütler veren replikleriyle hep yaşasın tiyatro !
SERPİL KAYA
Serpil Kaya ‘’Gri Koza’nın Kelebekleri’’ adlı kitabın yazarı ‘’Derin Nefes Sayıklamalar’’ adlı...
1978 yılında Niğde’de memur bir aile...
“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...
2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...
İstanbul’da doğdum, Pertevn...
1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...
1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...
1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....
1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...
Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...
İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...
...
1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...
Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...
1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...