İnsanoğlu mükemmel bir sistemin parçası. Bu parçayı iyi ya da kötü kullanmaksa tamamen bireyin kendi elinde. Önümüzde yürüyebileceğimiz bir sürü yol var. Yol ayrımlarını iyi değerlendirip, yaşananlardan olumlu çıkarımlar elde edip doğruyu ya da yanlışı seçmek.. Evet yanlışta bir seçimdir. Sonuçlarını öyle ya da böyle görür ve ona doğru yürümeyi seçersin.Düşünce gücü, akıl bize bahşedilen bir donanımdır. Şekillendirmekse bize bırakılan bir seçenek.
Hayatın bir parçası olup hem kendine hem hayata bir şeyler katmak bu yolun sonunu çiçek bahçelerine çıkarmaz mı? Hepimiz zor zamanlardan geçtik, geçiyoruz ve geçeceğiz de...Ama her ne olursa olsun hayat devam ediyor, tüm acılara rağmen. Ahlanıp vahlanmak bunu bir yaşam biçimi haline getirmek sadece kaybettirir. Kalan ömrümüzden çalarız. Acılarımızı sonuna kadar yaşayacağız ama eş zamanlı olarak hayata da sıkı sıkıya tutunacağız.
İçimizde zorluklarla mücadele etmemize yardımcı olmak için ne cevherler var bi bilseniz. Siz yeter ki tutunmaya karar verin evren tüm gücüyle yardımcı oluyor. Hayatımın sıkıntılı bir döneminde hiç aklımda olmayan bir şey girdi hayatıma ve tüm dünyam renklendi. Fotoğrafçılık...
Hiç aklımın ucunda bile değildi. Bir doğa yürüyüşünde tüm ilgim fotoğrafa odaklandı. Ve dünyaya bakış açım değişti. Bakmakla görmek arasında ki ayrımı yaptığım o gün bana çok şey ve çok güzel dostlar kattı.
Derki’yi kattı mesela hayatıma :) Ve kıymetli bir sürü dost...Bir anda hayatımın akışı değişti.34 sene sonra...Ben evrenin bana gösterdiği yolu görmeyi seçtim iyi ki de...
Derken aradan yıllar geçti ve malum 1 seneyi aşkındır evlerdeyiz. Sıkıntıdan patlamadık ama hayatımız kısıtlandı. Mesela ben fotoğraf çekemiyorum çok uzun zamandır. Bu da beni başka arayışlara itti haliyle. Sanat uçsuz bucaksız rengarenk bir dünya...
Eski mobilyaların tadilatını yapıp onlara yepyeni bir görünüm kazandıran dostumun atölyesinde günler geçerken bir anda kendimi fikir deryası içinde buldum. Bunda internetin payı büyük tabiki. Atık ahşaplar, tahtalar, keresteler, ağaç dalları, kütük dilimleri, boyaların rengarenk dünyası derken neden olmasın ki fikri sardı bi anda beni. Yeni bir yol , yeni bir heyecan...
Bir şeyler üretmek seni bulunduğun andan zamandan alıp bambaşka dünyalara götürüyor. Hayatın bütün yükünü, derdini bir kenara bırakıyorsun. Saatlerce uğraşırken hem eğleniyor hem öğreniyorsun emeğin ne kadar kıymetli olduğunu...
Elbette işin en keyifli kısmı takdir. Seni bu yolda kamçılayan daha iyisini yapmaya zorlayan en güzel güç. Çerçöpten bir şeyler ürettiğini görmek insanı inanılmaz mutlu ediyor. Hem hayatın içinde kalmaya devam ediyorsun hem de etrafında olup biten insanın ciğerini deşen dünya dertlerinden bir parça da olsa uzaklaşıp bir nevi detoks yapıyorsun.
Üreten insandan korkmayın ama boş insandan korkun...Üreten insan işiyle boş insan kişiyle uğraşır.
Evren siz ne isterseniz vermeye hazır iyi ya da kötü...Evlerde sıkıldım diyen sevgili dostlar milyon çeşit fikir var internette bi bakın derim. Evlerde dönüşmeyi bekleyen nice malzeme var. Çöp olmasın eskiler sizinle beraber yeniden tutunsunlar hayata :)
İçinizdeki sanatçıyı keşfetmenin tam zamanı değil mi?
Üretim çarkının bir parçası da neden siz olmayasınız.
Güneş yüzünü gösterirken, masmavi gökyüzüyle denizin mavisi buluşurken sizin de ruhunuz çiçeklensin bu yaz, sanatın binbir rengi sarsın ruhunuzu.
Sağlıcakla, sevgiyle ve sanatla kalın dostlar...