Ağça

                 

 

“İnsanın gözüne, kaşına, boyuna bakmakla olmaz; yüreğini görmek, bilmek gerek kızım.”  dedi. Bunu dediğinde yürüdüğümüz ormanın derinliklerindeki nehrin üzerinde bir köprüde duruyorduk. Köprünün altında sakinliğiyle akan suyun seyrine takılmıştım. Ne kadar da yerinde ve olması gerektiği gibi. Sözleri aklımın duvarlarına çarparak yüreğime ulaşıyordu. İki elini birleştirip köprüye yaslandı, başını göğe çevirip derin bir nefes aldı. Eğrelti yeşili yaprakların arasından bir gün ışığı kaçıp yüzüne yerleşmişti. Yeni yaşıyla birlikte oluşan çizgiler şimdi daha belirgindi. Nefesini tekrar göğe saldıktan sonra yüzünü bana çevirdi. Anlatmaya başladı:

 

  • On yaşındaydın, babannenin evinde asmanın altındaki somyadan yüz üstü düşmüştün. Sana bir şey olur diye o kadar çok korkmuştum ki, tam seni yerden kaldıracakken babannen tutmuştu elimden. Gözleriyle ‘otur yerine’ der gibi bir işaret yapmıştı. Sessizce ama yüreğimde kocaman bir ağrıyla oturmuştum. Kulağıma eğilip 'her düştüğünde ellerinden tutarsan hiçbir şey öğrenemez bu çocuk. Bırak sorunlarla başa çıkmayı ,düştüğünde kendi kendine ayağa kalkmayı öğrensin’ demişti. Bir yanım ona hak verse de bir yanım sana sarılmak istiyordu. Sonra sen; yerden yavaşça kalktın, üstündeki tozları silkeleyip koşmaya devam ettin. İşte hayatta da böyle olacaktı hep. Sen düşecektin ve ben her defasında sana yetişmek isteyecek ama bir adım dahi atamayacaktım. Aslında biz sana bir şeyler öğrettiğimizi düşünürken meğer sen bize hayatla ilgili gerçekleri öğretmişsin, bunu yeni anlıyorum.

Şimdi karşımda durmuş, tam yirmi beş yaşında bir kız çocuğu olarak ‘baba ben aşık oldum’ diyorsun. Sen bunu dedikçe benim yüreğimde yine o telaş ve korku beliriyor. Biliyor musun, kız çocuğu babası olmak çok zor, dedi ve gözlerinin kıyısında biriken yaşlarla gülümsedi.

 

Ellerinden tuttum, sıkı sıkı. Başına omzumu yasladım. Bir süre öyle kaldıktan sonra:

 

“İnsan, duyguları anne babasından ya da bir büyüğünden öğrenemiyor ki. Hakikatli bir biçimde yaşamak gerekiyor. Bir insanla tanışıyorsun, konuştukça yeni yeni sayfalar açılıyor akıl defterinde. Sesini duydukça bir deniz kıyısında vardığın huzuru yakalıyorsun o sesten. Bir de gülümsediğine tanık olmuşsan dünya değişiyor. Bir insanı anlamak, dinlemek ve sevmek ne mükemmel şey baba!” dedim.

 

Titrek sesiyle “Öyle kızım” diyebildi, ellerime hafifçe dokunarak.

 

Yürümeye devam ettik. Nehrin üzerinde ince, uzun ahşap bir yol vardı. Bir yanında çam ağaçları diğer bir yanında ise suyun derininde tutunmaya çalışan bitkiler…

Geçtiğimiz yollarda ağaçların renkleri, nehrin akışı, kuşlar, mevsimler üzerine konuştuk. Çocukluk anılarıma güldük beraber. Ne çok anı biriktirmişiz ve bu anılarla gelen güzel insanlar da. Benim için hayatımdaki en değerli adam hep oydu. Fakat şimdi adına  bu değeri paylaştırmak mı denir bilmiyorum ama başka bir adamı tüm ruhumla sevip anlamaya çalışıyorum. Kırılıp incinmekten çok korkarak fakat bir o kadar da cesaretle.

 “Bir insanı sevmek ne güzel eylem!”

 

  • Anlat bakalım, nasıl biriymiş benim kızımın gönlünde yer eden bu adam?dedi, biraz alaycı bir sesle ve biraz da gülümseyerek.

 

Derin bir nefes aldım ve;

 

“ O , iyi bir adam. Hani onca insanın arasında kendine rastlamışsın gibi hissedersin ya, kayıp olan bir yanını bulmuşsun gibi sevinirsin, işte aynı o his gibi; yüreğime bir yerleşti, kökleri hızla yayıldı toprağıma.

Sesini ilk duyduğumda dünyanın rengi acem mavisine döndü. Gözleri; korktuğum her şeyden kaçıp sığınabileceğim bir liman kadar güvenilir, üşüdüğümde ısınabileceğim kadar sıcak. Gözlerine ne zaman baksam bizim için mutlu bir hikaye yazılıyor bir yerlerde. Sanki tüm bedenim buz tutmuş da o baktığında çözülmüşüm gibi. Bir gülüşü var, yeryüzünü daha yaşanılabilir bir yere dönüştürüyor. Hiç konuşmasa bile ‘yanımda güvendesin’ diyen bir enerji yayılıyor bulunduğu ortamda. Beni dinliyor, anladığını hissettiren cümleler kuruyor sonra. Bu denli güzel konuşan adama az rastlanır. Sanırım onunla ‘şans’ a inandım ben baba!” dedim.

 

Yutkundu ve;

 

“Bu sevda, kızım. Hoş geldin!” dedi…

 

 

Dünya bir kız çocuğu için baharla, çiçeklerle doldu. Bir babanın kızına bırakabileceği en mükemmel miras, anlayıştır diye düşündüm.

 

“Her zaman seninleyim baba,” dedim…

Image

Arzu KOLOĞLU

1978 yılında Niğde’de memur bir aile...

Image

Aynur GÖRMÜŞ

“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...

Image

Aynur KULAK

2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...

Image

Ayşegül EKŞİOĞLU

İstanbul’da doğdum, Pertevn...

Image

Burak KETENCİ

1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...

Image

Gülhan MERİÇ

1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...

Image

Hasan Ünal TEKAĞAÇ

1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....

Image

İbrahim KORKMAZ

1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...

Image

İlkay AKIN

Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...

Image

Psk. İlkim ÖZ

İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...

Image

Mehmet DEĞİRMENCİ

1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...

Image

Orçun OĞLAKCIOĞLU

Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...

Image

Özlem KALKAN ERENUS

1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...