Yarpuz

                                               

 

Göğün alacasının maviye döndüğü bir saat. Eğrelti yeşili bir ağacın tazelenmiş dallarından birinde öten çıvgın kuşu, hemen yanında atlas sediri, toros göknarı… Doğanın uyanışına yazılan güzelliklerin arasında gülibrişimin arkasında duran bir adam…  Onu gördüğümü fark edip sağ elini havaya kaldırdı ve selam verdi. Daha önce hiç rastlamadığım için ilkin bunun bir yanılsama olduğunu düşündüm, ben de istemsiz selam verdim ve oturduğum yerden doğrulup ona doğru adım attım. Ben adım attıkça kaçar ya da yok olur sanıyordum ama o öylece durup yanına varmamı bekledi. Yaklaştıkça yüzünü daha net görebiliyordum. Kahverengi, büyük kare çerçeveli gözlükleri vardı. Saçlarının hafif dökülmüş ve beyaz oluşundan yaşının epey ilerlemiş olduğunu düşündüm:

  • Nerede kaldın? Her gün buradasın görüyorum, dedi.

 

Şaşkınlıktan ne diyeceğimi bilemedim. Zaman geçmeden:

  • Ben bu ovanın, dağın, doğanın rehberiyim. Doğanın dilinden söyleyen insanım, dedi. Haydi gel de sana ağaçlar, kuşlar, bitkiler ne söyler onları anlatayım.

 

 

Bir yaprak tazeliğinin yaydığı temiz havada ormanın içine doğru yürüdük. Benim ayaklarıma batan dikenler onu görünce yoldan çekildiler. Bir kuş, sık ağaçların bitimindeki çalılıkta duruyordu;

“ Bir  kuş bir çalıya sığınır. O çalı da o kuşu saklar.” dedi.  Kuş sanki onaylar gibi başını eğdi ve aynı hızda yukarı kaldırdı. Kuşun bir sesi vardı ki adam o sesten anlıyor ve kuşa gülümsüyordu. Işıklı bir yolu yürüyorduk.

  • Nereye gidiyoruz, diye sordum.

“Toros dağlarının etekleri ta Akdeniz’ den başlar. Kıyıları döven ak köpüklerden sonra doruklara doğru yavaş yavaş yükselir. Akdeniz’in üstünde top top ak bulutlar salınır. Kıyılar dümdüz cilalanmış gibi düz killi topraklardır. Killi toprak et gibidir. Bu kıyılar saatlerce içe kadar deniz kokar, tuz kokar. Tuz keskindir. Düz, killi, sürülmüş topraklardan sonra Çukurova’nın bükleri başlar.”  Dedi ve ekledi:

  • Seni biriyle tanıştıracağım..

Heyecanım ve merakım gittikçe artıyor, şaşkınlığım karşısında tek kelime söyleyemiyordum. Tavrı, konuşması çok tanıdık gelen bu adamın hayatıma dahil oluş biçimini düşündüm. Daha önce nerede rastlamıştım?

 

Hem yürüyor, hem anlatıyordu:

 

  • Burası Çukurova. “Çukurova sarı sıcaktır. Toz dumandır… Konuşmayan, sırasında yalnız bağıran insanüstü bir yaratık, pamuktan el, ipekten ten, ibrişim saçtır…”

 

Onu bir yanım çok iyi tanıyor bir yanım yabancı gibi ondan uzak duruyordu. İyi tanıyan yanımın ellerinden tutmak istiyordum. Çünkü gülüşünde, bakışında, sesinde beni kendine bağlayan bir şeyler vardı. bir çiçeğin açtığı an’ı izlemek gibi bir şeydi onu izlemek. Hiç susmasın, bu yol da hiç bitmesin istiyordum.

 

Bir ağacın gölgesinde durduk.

 

“Az soluklanalım,” dedi.

 

  • Sana insanı sorsam ne söylersin, dedim. İnsanlar hakkındaki düşüncelerini çok merak ediyordum.

 

Derin bir nefes aldı ve:

 

“ İnsan olmak başka iş, insanlık başka iş” dedi. “İnsanoğlu bir karanlıktan geliyor, bir karanlığa doğru gidiyor. Ama nereden gelip nereye gideceğini hep unutuyor. Bir defa geldim, bari tadını çıkarayım demiyor. İnsan olmak çok zor. Dünyada çok şey kolay da, insan olmak zor.”

 

Durdum, düşündüm. Aslında sormak istediğim buydu. İnsanlık arıyordum. Ne olduğunu hiç bilmediğim bir kavramın peşinde ama doğru yerde olmanın verdiği rahatlıkla sordum:

 

  • Peki yaşamak nedir?

 

“ Uğruna bu kadar alçaldığımız, zulmettiğimiz, haram yediğimiz, insan öldürdüğümüz yaşamak ne işe yarıyor?” dedi.

 

Öylece kaldım. Bu soruya verebilecek bir cevap yoktu heybemde.

 

“Haydi kalk , bekletmeyelim “ dedi. Kimi diye soracak oldum, eliyle yürüyeceğimiz yolu işaret etti. Bu yolculuğu sevmiştim.  Kim olduğunu bilmiyordum ama bana huzur veriyordu. Yolculuğumuzun büyüsü bozulmasın diye adını sormadım ama yol bittiğinde mutlaka soracaktım. Yolda bana doğup büyüdüğü bu toprakları anlattı:

 

“ Toros dağlarının etekleri ta Akdenizden başlar. Kıyıları döğen ak köpüklerden sonra doruklara doğru yavaş yavaş yükselir. Akdeniz’in üstünde daima, top top ak bulutlar salınır. Kıyılar dümdüz, cilalanmış gibi düz killi topraklardır. Killi toprak et gibidir. Bu kıyılar saatlerce içe kadar deniz kokar, tuz kokar. Tuz keskindir. Düz, killi, sürülmüş topraklardan sonra Çukurovanın bükleri başlar. Örülmüşçesine sık çalılar, kamışlar, böğürtlenler, yaban asmaları, sazlarla kaplı, koyu yeşil, ucu bucağı belirsiz alanlardır bunlar…”

 

Adımları yavaşladı. “Geldik mi?” diye sordum;

 

“ Geldik ya, geldik ama O daha gelmemiş. Şu kayalığın üstüne oturup bekleyelim. Benim kim olduğumu hiç merak etmiyor musun? Takıldın peşime, yol bilmez iz bilmezsin. Merak edipte sormadın.”  Dedi.

 

Heyecandan avuçlarım terlemişti. “ Merak ettim, ettim ama konuşmanı da bölmek istemedim. Yol bitince soracaktım,” dedim. Gülümsedi. Sonsuz bir mavi ışık yayıldı yeryüzüne. Ama herkesin göremeyeceği bir mavi ışık ki aydınlığına şiirler okunurdu.

 

“ Bak,” dedi az ilerideki derenin kenarında boy veren bitkiyi göstererek.

“ O bitkinin adı yarpuzdur.”

 

Göğün olanca şimşeği aklımda çaktı. Yürümeye başladığımızdan beri düşündüğüm bu adamı hatırlatan şeylerden biri yarpuzdu. Titrek bir sesle;

 

“Hürü Ana’nın yarpuz kokulu tarhana çorbası!” dedim.

 

Güldü ve “ Hay yaşa!” dedi.

 

“Sen de “ dedim , başını salladı. Zayıf bir adam düzlükte bize doğru yürüyordu.

 

“Nerede kaldın?” diye bağırdı adama , iyice yaklaşınca da kendine çekip sarıldı. “Bak burda kim var,” dedi ve ikisi de bana döndü:

 

Şaşkınlıktan tutulan dilimden bir isim dökülebildi:

 

“İnce Memed…”

 

 

 

 

 

 

Image

Arzu KOLOĞLU

1978 yılında Niğde’de memur bir aile...

Image

Aynur GÖRMÜŞ

“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...

Image

Aynur KULAK

2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...

Image

Ayşegül EKŞİOĞLU

İstanbul’da doğdum, Pertevn...

Image

Burak KETENCİ

1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...

Image

Gülhan MERİÇ

1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...

Image

Hasan Ünal TEKAĞAÇ

1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....

Image

İbrahim KORKMAZ

1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...

Image

İlkay AKIN

Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...

Image

Psk. İlkim ÖZ

İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...

Image

Mehmet DEĞİRMENCİ

1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...

Image

Orçun OĞLAKCIOĞLU

Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...

Image

Özlem KALKAN ERENUS

1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...