Ölmek istemiyorum. Ne zaman ölümü düşünsem kalbim sıkışıyor. Ne zaman yalnız kalsam ölümü düşünüyorum. Sanki on altı yaşımdan beri ölüm herkesi bırakmış da sadece beni kovalıyormuş gibi davranıyorum. Eğer öldükten sonra ne olduğunu bilseydim bu strese katlanmaktansa şu an hayatımdan vazgeçebilirdim bile. Beni şu an hangi inanıştansanız ona göre yargılamaya başlamayın lütfen. Özellikle öldükten sonra ne olduğunu bilseydim dedim, hiçbirimiz ne olduğunu bilmiyoruz, sadece inanıyoruz.
Hamilton müzikalini izlediniz mi, bilmiyorum. Umarım izlemediyseniz bugünden sonra izlersiniz, Amerika’nın kurucu babalarından biriyle ilgili. Keşke bu ülkenin tarihiyle ilgili de bunun gibi bir müzikal yapılsa, oldukça zengin bir tarihi var ve çok etkileyici olabilirdi. Alexander Hamilton beyin söylediği bir kısım var: ‘‘ Ölümü o kadar çok düşünüyorum ki artık yaşadığım bir anımmış gibi hissediyorum/ Beni nerde avlayacak? / Uykumda mı, birkaç metre ötemde mi?’’
Bu kısmı ne zaman duysam çok kötü hissediyorum. Kalbim sıkışıyor. Ki mazoşistik bir şekilde üçüncü kez izleyişimde bu yazıya karar verdim. Ölümden neden korktuğumu biliyorum, ben hep böyleydim. Ortaokulda ödev listesinde adımın yanına eksi atılırken bile heyecandan, korkudan ölmek üzereyim sanırdım. Halbuki biliyorum öğretmenin bile umrunda değil, iki gün sonra listeye bakmayacak bile. Ne vaat ettiği ödüllerin konusu açılacak ne yıl sonu cezalarını göreceğiz. Ama kalbim sıkışırdı işte. Heyecanlanırdım anlamsız. Ne kendimi ödüle layık gördüm ne cezayı hak ettiğimi düşündüm. Hayatımda da ödül alacak kadar iyi değilim ceza alacak kadar da kötü. Ödüllük şeyleri gizli bile yapsam kendime gösterişten mi iyi kalplilikten mi yaptım ayırt edemem. Cezalık şeylere de hep iyi niyetim sebep oldu derim. Başkaları bana şeytan dediğinde duyar, bilirim. Salağa yatıp yine de onlara gülümserim.
Korkağın biriyimdir pek kavgaya yanaşmam. Ben zarar görmeyeceksem adaleti savunurum. Ama beni aksiyon halinde göremezsiniz. Yazmamın en büyük sebebi bu, elimden bir şey gelsin istedim. Politikacılardan nefret ederim hep ağzımı bozarım haklarında. Ama karşılarına geçsem susar kalırım.
Adalet için savaştığıma inanırım ama düşünüp kendimi ağlayarak uyutmaktan başka hiçbir şey yapamam. Tüm halk sokağa dökülse beni asla ön safta göremezsiniz. Başkası ölmesin diye canımı da feda edemem. Kahraman değilim aksine kötü karakter bile olabilirim. Bir yandan da şu hayattaki tek amacım kimseye ve hiçbir şeye zarar vermemek. Ölmemek için neler yapabileceğim hakkında fikrim yok. O durumda da kalmak istemem.
Rezil ama sonsuz bir hayatı ya da aynı günü tekrar tekrar sonsuza kadar yaşamayı yok olmaya ya da ceza almaya yeğlerim. Tanrı nasıl biri bilmiyorum, var mı ondan da emin değilim. Tek bildiğim eğer varsa insanlara çok fazla karakteristik özelliğini yüklemiş olması. Sadece ona itaat etmesi için iki ayaklı böcekler yaratmak insanın egosuyla örtüşür yönde.
Bu yüzden hadsizce Tanrıyla empati kuruyor ve o olsaydım beni sevmezdim diyorum. Bu bedende bu hayatı yaşarken ve kontrol kumandası elimdeyken kendimi sevemiyorsam başkası olsam yüzüme bakabileceğimi sanmıyorum. Kendimi tanrının bile sevebileceği biri olarak görmüyorum. Bu yüzden ölümden korkuyorum, bu yüzden sonumdan korkuyorum.
1978 yılında Niğde’de memur bir aile...
“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...
2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...
İstanbul’da doğdum, Pertevn...
1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...
1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...
1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....
1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...
Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...
İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...
...
1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...
Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...
1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...