Adımlar…
Bizi alır her neredeysek tutar başka bir yere ulaştırır. İnsan fizyolojisindeki gerçek anlamını bir kenara koyarsak, var olan anlamı dışında tanımladığımız, yakıştırdığımız ifadeler vardır. Çağrışımlar hayatımızın bir anını, dönemini, kararını tarif etmekte kullanılabilir.
Bir adım atmak çok şeyi değiştirecekse ve belki de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaksa o an ne kadar önemlidir o küçücük anlardaki akıl karışıklığı, o belirsizlik ne kadar dayanılmazdır.. Ne olabilir, nasıl çıkılabilir bu durumdan dediğimiz anlarda belki başımızı biraz yukarı kaldırıp derin bir nefes alsak, başka bir boyutta değerlendirmek için bir ortam yakalasak o kadar endişeli ya da umutsuz olmazdık. Buna yardım eden anlar vardır aslında hiç dikkatinizi çeker mi bilmem.
İstanbul’un bilmediğim bir sokağında, etrafı koca koca binalarla çevrili olmasına rağmen her nasılsa yeşil kalmayı başarabilmiş narin bir kafedeyim. Buraya can katmış, yeşil bir fanus oluşturmuş fikrimce. Neredeyse sakin bir köyün kır kahvesi diyebileceğim kadar sessiz, huzur dolu, kendi halinde bir yer. Hava bahar. Yakınımda yöremde yeni yeni tomurcuklanan ağaçların morsalkımlarından, hanımellerinden oluşmuş kokulu bir duvar, henüz öğlen bile olmamışken.
Aklımda binbir düşünce direksiyonu sağa sola kırarak ana caddeye ulaşmaya çalışıyordum. Nefes alma ihtiyacı, o karmaşadan nasıl çıkacağımla ilgili belirsizlikler ve sıkışmışlık hissi içinde bir oh deme anı karşıma çıktı. Birdenbire kendimi toprak, ağaç ve doğa içinde bu tepecikte bulmuştum. Bir yere yetişmiyordum, bir daha başıma böyle güzel bir şey gelir mi gelmez mi bilemiyordum. Gelmemesi daha büyük bir ihtimal diye düşününce durdum ve kendimi bu renk, koku ve görsel şölenin ortasında buldum. Böyle zamanlar nasıldır bilirsiniz. Her şeyden önce huzurlu ve belki de biraz şaşkın. Metropollerde böylesi sürprizlere, çok sık rastlamayacağımız ödüllere alışkın değiliz biz kentliler olarak. Her daim, olağandışı, tesadüfi yaşananlar beni meraklandırır, çoğunlukla da mutlu eder. İşlerin yolunda gitmediği zamanlarda aldığım bir telefon, uzaklarda gözüme çarpan gökkuşağı, miskin bir öğleüstü ayaklarıma dolanan simokin kedi, TV kanalları arasında dolaşırken hayatımın ilk 10 filminden birine rastlamak ve daha niceleri.
Adımlara geri dönersek, Kolay gibi görünen zorlar, kararlar o adımı atma cesareti önemli. Hatırda kalıcı. Eyleme geçmeni sağlayan dönemeç, korkularına karşı duruşun, boyun eğmeyişin kendi içindeki adımlar. Geç kaldığımızı düşünmeden, kime göre neye göre, hangi kalıplar ya da yargılara karşı atılmalı bir düşünün derim.
İnsanlar değil mi en çok da hayatın bu alanında zorsa anlar içten sizi yönlendirmeye çalışan adımlarınıza inanın, sizi yanlış bir yere götürmeyecektir.
Ayşegül Ekşioğlu
İstanbul’da doğdum, Pertevniyal Lisesi, Mimar Sinan üniversitesi ve ardından İTü, eğitim hayatıma yön verdi. Uzun yıllardan beri İn...
1978 yılında Niğde’de memur bir aile...
“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...
2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...
İstanbul’da doğdum, Pertevn...
1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...
1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...
1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....
1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...
Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...
İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...
...
1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...
Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...
1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...