‘‘Birine altı çizili kitaplarınızı vermek,
yaralarınızı emanet etmektir bir bakıma’’ der,
Nazan Bekiroğlu.
Bu ay; Maksim Gorki’nin Ana isimli romanından altını çizdiğim cümleleri paylaşacağım. Maksim Gorki’nin dünyada en çok okunan ve neredeyse tüm dillere çevrilmiş ölümsüz eseri Ana, toplumcu gerçekçi edebiyat türünün en önemli örneklerinden biridir. Ana, fabrika işçileriyle köylülerin içinde bulundukları şartları değiştirmek için devrimci bir yola giren ve bu uğurda mücadele veren insanları bir kadının, bir annenin bakış açısından anlatır.
ANA / Maksim Gorki
# Fabrika tüm günlerini alıyor, makineler ihtiyaç duyduğu enerjiyi bu insancıkların hayat enerjisini emerek sağlıyordu.
# Mezara giden bu yolculukta sefalet bayrağını onlar taşırdı ancak yine de bu insanlar dinlenme fikrinin sıcaklığıyla ve hoş kokulu meyhanede geçirecekleri zamanla buruk bir teselli bulurlardı.
# Bir an genç kızı kendi gelini olarak düşündü ve yüzüne davetsiz bir gülümseme yayıldı.
# Evlenen adam sirkenin içindeki mantar gibi olur.
# İnsanlar artık gerçek dünyadan ziyade kafalarının içinde yaşıyor.
# Hepimiz zihnimizde acılar çekeriz. Acılar soluruz ve acılar en yakınımız olur. Ancak bunu her fırsatta ulu orta söylemenin de bir faydası olmaz. Bazı insanlar buna sabreder ve acılarını kendi içinde yaşar. Yalnızca aptallar çektiği sıkıntıları dillendirmekten hoşlanır.
# Her gözyaşı damlasında geçmişte kalan bir yarayı daha serbest bırakıyordu.
# Sevdiğimiz şeyler en temelde ihtiyacımız olan şeylerdir aslında derler. Sana gelince, anan adına üzüntü duyuyorsun. Ona duyduğun dayanılmaz ihtiyaç onun mutluluğu için yapacaklarının önüne geçebiliyor.
# Hayatım boyunca sindirilmiş biri olarak yaşadım. Her günümü nasıl daha az fark edilirim diyerek geçirdim.
# Mesela ‘‘Ne kadar az bilirsen, o kadar iyi uyursun’’ da demişler.
# İnsanları limon gibi sıkıp fırlatıyorlar.
# İnsanlar kıskanırlar, kendilerini yüceltmeye bayılırlar. Yiyecek 3 lokma ekmek varsa, ikisini yemenin peşine düşerler. Kalan bir lokmayı da birden çok insana bölüştürüp lütufta bulundum havalarında gezerler.
# İnsanların bazı gerçeklere kendi akıllarıyla ulaşması gerekiyor.
# En derinde vahşi bir hayvan olan insana nasıl güvenebilirsin.
# Fiyatlar sürekli artıyor. Sonuç olarak da insanın değeri azalıyor.
# Ana ise gözünün ucuyla onun geniş yüzünü inceliyor ve ona dair güzel duygular beslemek için bir sebep arıyordu.
# Eğer bir çocuğun çorbasına her gün belli miktarda bakır eklersen, kemiklerin gelişimini dolayısıyla büyümesini engellersin. Bir insana da düzenli olarak karşılıksız para verirsen onun ruhunun gelişimini engellersin. Onu bir av köpeğine çevirirsin.
# Eğer cüzdanın boşsa, ruhun dolu olacak.
# Kiliseler kanun ve nizamı simgeler.
# Öyle bir zamandayız ki eğer kafanı çalıştırıp düşünmüyorsan, tüm bedeni felçli olup ölmeyi bekleyen bir adamdan farkın yok demektir.
# Su içtiğinde susuzluğu da geçmiyordu; uyuyunca göğsündeki ağrı da dinmek bilmiyordu.
# Ana anlattıkça özgür hissediyor; kötü anıların karanlık ve nemli dehlizlerinden kurtuluyordu.
# Ruhun gülümsüyor Sofya.
# Ciddi bir adam uçurumdan atlamadan önce aşağı bakmayı da akıl eder.
# ‘‘Yoksul insanlar açlıktan, zenginlerse açgözlülükten dolayı aptallaşıyor’’ dedi ve kendi kendine bir şarkı mırıldanmaya başladı.
# Kiliseler Tanrı’nın hiç ihtiyacı olmayan altın ve gümüşlerle doluyken kilise önleri, bir bakır teklik bekleyen bir deri bir kemik dilencilerle doluydu.
# Hiçbir şey olmamış ve kimse ölmemiş gibi yeni gün doğuyordu.
# Aslında tanrıya da inanmıyorum. Bu dünyanın zorluklarına boyun eğelim ve sesimizi çıkartmayalım diye uydurdukları bir şey gibi geliyor.
# Acı çekmeyi göze alamayanlar asla mutluluğa ulaşamazlar.
# Düşününce hayatımın bir anlamı olmuyor ancak düşünmezsem de hiçbir anlamı olmuyor.
# Esen bir rüzgârla birlikte pencereler titredi. Evin bacası ıslık çalıyordu ve bir köpek dışarıda havlarken hafifçe çiselemeye başlayan yağmur kendine göre bir ritim tutturmuştu. Duvardaki gaz lambası şöyle bir silkelendikten sonra sakince yanmaya devam etti.
# Hiç okuması olmayan insanların eğitimli insanlardan daha fazla şey anladığına şahit oldum. Özellikle de eğitimlilerin karnı toksa eğitimsizlerden çok daha az anlarlar.
# Seni sevmek bir insanın sevebileceği en güzel insanı sevmektir.
# Eğer tam olarak inanmıyorsan, inanmak istemediğindendir. Bakınız ben, inanmak istiyorum ve inanıyorum.
BURAK KETENCİ
Ocak 2023
İstanbul