Bir Taşınma Halidir Ruh Çözülmeleri

 

 

Yağmur yağıyor…

İçimde kocaman ağır demir bir kapı. Ellerim kapıyla duvar arasında. Deli bir rüzgâr hatta daha fazlası, kafası karışık bir fırtına vuruyor da vuruyor. Sırtımı bu kocaman ağır kapıya yasladım, dayanmaya çalışıyorum. Kapatsam her şey bitecek, her şey dışarıda kalacak. Belki savruk bir dal parçası gibi oradan oraya savrulmayı bırakacağım.

Geriye bakma diyor içimdeki ses. Şimdiye dek tarihin sana acı veren, isli puslu basamaklarında yeterince kalmadın mı? Kaldım. İnsan için sabır, insan için dayanmak ne zor. Öyle güç anlara dayandık ki hayatın dönemeçlerinde, dayanmanın ne demek olduğu kelime anlamından taştı geldi, hayatımızın ortasına oturdu. Payımıza düşen bu oldu gerisi nafile.

Akşam oluyor…

Şehir ışıl ışıl aydınlanıyor, başımı kaldırdım şu çıplak dala tünemiş, kanatları ıslak kuşa bakıyorum. Neden burada olduğunu sormak, şu an dünyanın en anlamlı sorusu gibi geliyor bana. Kendimize soramadığımız soruları başkasına sormaya hakkımız var mı, sanmıyorum. İnsanlar geçiyor yanımdan, arabaların lastik izi su birikintilerine çizik atıyor. Keskin, acı bir kahvenin hatırına bu akşamüstü silüetini hafızama kazıyabilirim. Bu ürkek kedilerin bakışlarını, bu binaların heybetini, bu içi şişmiş bulutların ruhumda yarattığı ağırlığı, hepsini.

Yağmur yağıyor…

İçimde çözülmeler, rüyalarımı hatırlatıyor bana bu his. Tam düşecekken uyandığım rüyaların yarattığı ikilem. Uyandığıma sevinemediğim, hala orada olma hali. Uyandığımda gözümün önünden gitmeyen, kalbimden ağırlığı kalkmayan rüyaları, taşınmalarla dolu, yersiz yurtsuz arayışlarla dolu, köklenemeyen rüyaları hatırlatıyor.

Akşam oluyor…

Ayaklarım buz kesiyor. Şu ışıklı yer bir galeri mi? Belki bir zamanlar ünlüydü.  Alışılagelmiş bir uğrak yeriydi kim bilir, ya şimdi? Sulu boya bir tablo galerinin ardından bana bakıyor, bulanık. İnsanların yüzleri belli belirsiz, fırça darbelerinin yarattığı kalabalık sıkıntılı. Kırmızılı bir kadının bakışını yakalamaya çalışıyorum, yüzünün bir bölümünü de şapkası gizliyor.

Yağmur, kış, akşamüstü…

İçimde büyük, anlamsız bir boşluk. Tam kalbimin ortasında kocaman bir delik. Boşlukta sallanan bir halka gibi. Az önce yanımdan bir taksi geçti. Kaldırıma kaçamadan su birikintisinden ben de payımı aldım. Cebimdeki mendil buruşuk üstelik çamurlu ve haliyle yetersiz. Yağmurluğumun düğmelerini ilikliyor, kuşağıma sıkıca iki düğüm atıyorum. Caddenin akşam yüzü sessiz akıyor, insanlar arasında ben.  Belki birazdan ötelerden belli belirsiz duyulan çığlıklar, kavga sesleri buraya kadar gelecek. Şehrin karanlığa bürünmesi biraz da bu demek.

Bir taşınma halidir ruh çözülmeleri

Bir seremoni gerektirir aynı zamanda.

Ve yalnızlık tabii ki

Bir taşınma halidir iç konuşmaları

Ne sen anlatırsın ne o dinler,

Anlarmış dinlermiş gibi

Rüya gibi

Hani şu köşede eski bir kitapçı vardı, taşınmış. Ruh çözülmeleri onu da vurmuş mudur? Sahi, ya kendine soramadığı sorular… Peki, onlara ne oldu?

 

 

Ayşegül Ekşioğlu

Image

Arzu KOLOĞLU

1978 yılında Niğde’de memur bir aile...

Image

Aynur GÖRMÜŞ

“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...

Image

Aynur KULAK

2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...

Image

Ayşegül EKŞİOĞLU

İstanbul’da doğdum, Pertevn...

Image

Burak KETENCİ

1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...

Image

Gülhan MERİÇ

1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...

Image

Hasan Ünal TEKAĞAÇ

1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....

Image

İbrahim KORKMAZ

1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...

Image

İlkay AKIN

Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...

Image

Psk. İlkim ÖZ

İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...

Image

Mehmet DEĞİRMENCİ

1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...

Image

Orçun OĞLAKCIOĞLU

Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...

Image

Özlem KALKAN ERENUS

1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...