Sanatçı herkesin gördüğüne çoğunluktan farklı bakabilen, farklı hissedebilen, farklı duyabilen ve farklı yorumlayabilen, gördüğünde farklı detaylar yakalayabilen, kısacası beş duyusunu herkesten farklı kullanabilen ve ayrıca 6.hissi, sezgileri kuvvetli, sorgulama ve merakla araştırma yeteneğine sahip olan ve bu sayede de bu bakış açısını eserine yansıtabilen, ilhamını bir esere dönüştürebilendir bana göre.
Ancak bu, sanatçı herkesten üstün, kusursuz demek asla değildir. Sadece yaratıcılığını ortaya çıkarmaya, yeteneklerini sorgulamaya, keşfetmeye ve bu keşfettiklerini eserleri aracılığıyla hayata geçirmeye dair daha cesurdur ve bunun için de özgür olmak isteyendir.
Sanat-Takdir ikilisi kadar Sanat-Eleştiri kavramları da birbirinden ayrılamaz bir bütündür. Her sanatçı eserleri beğenilsin, takdir görsün alkışlansın ister ancak bir o kadar da eleştiri görür. Buna rağmen üretimine de cesurca ve özgürce devam etmek isteyendir. Sanatçı aynı zamanda yaşamdaki duruşunu da şeffafça ortaya koyandır ve yeri geldiğinde toplumsal sorunlara dair çığlık atmaktan geri durmaz. Bu yüzden de bu duruşuyla kimi zaman doğanın muhteşemliğini, kimi zaman insanlığa dair eleştirel bakışını kendi gözünden bazen abartarak, bazen hayallerindeki gibi bazen de bire bir olarak eserlerine yansıtır.
İnsanların çoğu kendi telaşlı yaşamlarında, farklı koşturmacaların içindeyken çoğu detayı görmeye odaklı yaşamazlar, bazen es geçer bazen ıskalarlar. Hem kendi hayatlarına dair hem de muhteşem doğada olanları teğet geçebilirler. Sanatçılar ise bir üretici olarak insanlığa, yaşadığı toplumlara çoğunluğun görmezden geldiği, ıskaladığı ya da görüp idrak edemediklerini görebilme yetisine sahip insanlar olarak bu yetiyi bir esere evriltebilir, dönüştürebilir ve toplumlarla da buluşturabilenlerdir. Görülemeyeni görünür kılar ve eserleriyle mucize doğayı insanlığa fark ettirmeye çalışır, şimdinin gücüyle insanı gerçeklikte yaşatmak için uyanışına ışık tutanlardır.
Sanat insanların duygusal zekasını geliştirir, zihni şimdide tutar, düşünmesine, düşlemesine ilham verir. Kültürlerin gelişmesini ve yayılımını sağlar. Bireylerin kendini anlatamadığı durumlarda, sanat eserleri aracılığıyla dile gelemeyen duyguları dolaylı bir anlatımla görünür, duyulur, hissedilir kılma imkânı sağlar. Evrenseldir, birleştirir; insanları, toplumları, kültürleri anlamaya kılavuzluk eder.
Bazı insanlar da sanatın sadece izleyicisi ve takip edenidir. Bu yolla ruhunun üzerinden günlük hayatın tozunu atıvermek, biraz olsun gündelik hayatların telaşından uzaklaşıp, haz alma duygusunu, ruhunu beslemek ister.
İnsanın varoluşundan beri de sanat hayatımızda hep vardır, dönemlere göre, coğrafya ve kültürlere göre de sanatla ilgili farklı yorumlar, tanımlar hep yapılmıştır. Ama sanatı icra eden kadar sanatın tanımı da özgürlük ister, net bir şekilde sanatı kelimelerle anlatmak zordur. Bence sanat özgür olduğu kadar isyankardır da öfkelidir, şefkatlidir, birleştiricidir, egoludur, çılgındır. İnsana dair tüm duyguları barındırır çünkü sanat ve insan asla ayrılamaz bütünün iki parçasıdır.
Sanat herkes içindir. Sanatı anlamak da kişinin anlam arayışına, yaşam deneyimlerine ve zihnindeki hikayelerine göre değişir. Anlamak için emek vermek gerekir.
Peki geçmişten bugüne ünlü filozoflar ne söylemiş sanata dair;
“Eflatun (Platon)”, sanatı bir kopyayı tekrar kopya etmek, imgeyi tekrar imgelemek olarak ve sanatı bir yansıtma olarak tanımlamıştır. Yani ona göre sanat bir taklittir, gölgedir.
“Nietzsche” ise sanatı ve felsefeyi Yunan dramasını baz alarak incelemiştir. Ona göre insanı şekillendirecek, özgürleştirecek olan tek eylem yaratmaktır. Yaratma da sanatın başlangıç noktası olduğundan insanı geliştirecek, kendisini aşmasını sağlayacaktır.
Ünlü sanat tarihçisi “Herbert Read’e” göre sanatın en basit tanımı ise, hoşa giden biçimler yaratma çabasıdır. Sanat bir boşalma aynı zamanda bir dizginlemedir. Sanatı tutumlu bir duygu, iyi biçim yaratan bir heyecandır diye açıklar.
Rus yazar “Lev Tolstoy’a” göre; konuşma yoluyla düşüncelerimizi aktarırız, ama duygularımızı ancak sanat yoluyla aktarabiliriz der. ‘Sanat; düşünebilen, gerçeği görebilen, toplumu anlayabilen insanların işidir. Bir eserin bütün insanlık için yararlı olması için, iyi ve kötüyü ayırması, güzel ve anlaşılabilir olması gerekmektedir. Sanat, ancak belli bir sınıf için değil, büyük kitleler için yarar sağladığı zaman sözü edilebilir bir değere ulaşır’ der.
“Bigali” ; sanatı ruhi bir değer olarak görmekte ve onu varlığın özü, insan zekasının eseri olarak nitelemektedir.
Şair “Nazım Hikmet’in” sanattan beklentisi, halkın acısına, öfkesine umuduna, sevincine, hasretine tercüman olması gerektiği şeklindedir. Üretilen sanat dalında halkın nabzı atmalıdır, gerçek yaşamdan uzak ve bağlantısız sanat saman gibi anlamsızca yanmaya yazgılıdır der. Kısacası sanat yapmak; anlatmak, hikâye etmek demektir, demiştir.
“Sigmund Freud” sanat için der ki; ‘Biz ’i anlatan bilim ile ‘Ben’i anlatan sanat, bir insana giden en kısa yoldur. Yaratıcılık, geçerli ve yeni çözümler bulabilme yeteneğidir. İkna edici, anlamlı özellikler taşıyan imgesel ürünler yaratma becerisidir. Kökeni bilinç dışındadır.
“Oscar Wilde” ise her bir sanat eseri bir kehanetin gerçekleşmesidir: çünkü her sanat eseri bir düşüncenin imgeye dönüştürülmesidir, der.
Alman filozof “Immanuel Kant’a” göre sanatın kendi dışında, hiçbir amacı yoktur. Onun tek amacı kendisidir.
İrlandalı yazar “George Bernard Shaw’a” göre sanat var olmasaydı, gerçeğin kabalığı dünyayı katlanılmaz kılardı.
Bence de, bizi iyileştirecek olan sanattır belki de.
Sanatla ve Sağlıcakla
Aynur Görmüş
Not:
Sanat’la ilgili yazı serisi:
1-Bölüm- Aynur Görmüş-Sanatın Yaşama Katkısı (derKi Ekim-2022)
2-Bölüm- Aynur Görmüş- Sanatlı Bir Yaşama Doğru (derKi Kasım-2022)
3-Bölüm- Aynur Görmüş- Sanat Terapisi (derKi Mayıs-2024)
4-Bölüm- Aynur Görmüş- Sanatla Terapinin İşleyişi (derKi Haziran-2024)
5.Bölüm- Aynur Görmüş- Sanatın Eleştirilmesi (derKi Temmuz-2024)
6.Bölüm -Aynur Görmüş- Sanat ve Sanatçı Hakkında (derKi Ağustos-2024)