Eski Kitapların Gölgesinde

 

 

 

Eski kitapların gölgesine sığınmak geçti içimden, bir meşe ağacından ya da çınardan güç alır gibi iyi geleceğine inandığım bir sığınma ihtiyacı. Akıl tutulması yaşadığımız günlerde,  kendi küçük ve sakin kozama, evime, kalbime döndüğümde belki bu gölge serinletir ruhumu. Her türlü olumsuzluğa rağmen bizi iyileştirecek şeyin yine de iyilik ve sanat olacağına inancım sonsuz.

Zaman zaman böyle oluyor, gökyüzünde unutulmuş bir uçurtma gibi savrulup durduğumu fark ediyorum. Değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenebilme gücümü dilemek iyi gelse de bu düşünce yağmuru, bu koşuşturma yoruyor. Şikâyet etmekle tespitte bulunmak arasındaki farkı daha net içselleştirdiğimden beri aslında hayat bir ölçüde kolaylaştı benim için. Tam da böyle zamanlarda moral motivasyon ve disipline girme eylemlerimi diri tutuyor bu bakış açısı.  Sizi bilmem ama ben kalbin mevsim geçişlerinde daha çok kendi başıma kalmayı seviyorum, beraberinde büyük bir düzen arayışı gelip başköşeye yerleşiyor. Bu düzen arayışının beni yenilediğini söyleyebilirim. Dolaplar, çekmeceler (kalbimdeki mi daha kalabalık evimdeki mi bilemem ama), kutularla geçen toparlanma ve kışa hazırlanma ritüeli beni bir passiflora sakinliğine sürüklüyor. Yıllar Önce Aganta Kitap’tan çıkan Francine Jay’in “Azla Mutlu Olmak” kitabını klasik kişisel gelişim kitaplarından ayrıştırdığım bir ilgiyle okumuş, hemen ardından uygulamıştım. Az, minimal, sade hepsi bir nevi vedalaşmayı zorunlu kılıyor. Eşyalardan, anılardan, yüklerden arınmak, hafiflemek insanda bir başka özgürlük hissi yaratıyor.

Eski kitapların gölgesi… Atlıkarıncaya binen bir çocuk sürekli başladığı yere döner ve mutluluğundan hiçbir şey kaybetmez. Dönem dönem o kitaplar raflardan indiğinde bende de benzer duygular oluşuyor. Yaş almalara göre değişen okuma tercihleri, belki de artık kapanan bir kitabevinden alınmış Rus Romanı, sayfaların arasına konmuş kitap ayraçları, notlar, kartlar, yapraklar bugünün gerçekliğinden koparıyor beni. Kitap, yazar ve hatta yayınevi tercihlerim, okuma zevkimin nasıl bambaşka alanlara evrildiğini gösteriyor. Örneğin ben üniversite yıllarımdaki seçimlerimi her zaman çok başarılı bulurum. Heyecanlı bir edebiyat sevdalısıymışım. Romanlar, öyküler, antolojiler, şiirler… Kitap Fuarı’nı dört gözle beklerdik. İstiklal Caddesi’ne çıktığımızdaysa şimdilerde bazıları maalesef ki kapandı; sağlı sollu kitabevleri bizi beklerdi. Sait Faik öykülerinden Cemal Süreya şiirlerine; Virginia Woolf/Kendine Ait Bir Oda,  Bilge Karasu/Gece ve Ne Kitapsız Ne Kedisiz,  Gabriel García Márquez /Yüzyıllık Yalnızlık, Murthan Mungan serisi, Salinger/Gönülçelen, Umberto Eco, Ursula K.Le Guin, Tomris Uyar, Sevgi Soysal,  Yaşar Kemal, Enis Batur, Kafka, Dünya Klasikleri ve daha çokları.

Ardından Kişisel gelişim kitapları ve spiritüel konular; iş hayatında çokça reklam ve pazarlama satış, liderlik, yönetim kitapları ve ardından tabii ki annelik çocuk gelişimi, psikolojisi vb.. kitaplar girmiş hayatıma.

Şimdilerde sanırım atlıkarıncadaki bir turu tamamlamış olacağım ki yüzümü yine edebiyata dönmek, istediğim tek şey. Aynı yazara ait en az 3 kitap tercihim ben her daim cesaretlendirmiştir. Farklı dönemlerdeki eserleri bana o yazarın yanında yürüme şansı vermiştir. Bu başlıkta da birkaç örnek vermek isterim. Kazuo Ishiguro’nun: Beni Asla Bırakma, Günden Kalanlar, Uzak Tepeler( ki ilk iki kitabın filmleri de çok başarılı oldu.) Haruki Murakami’nin:  Sputnik Sevgilim, İmkânsızın Şarkısı, Kadınsız Erkekler, Koşmasaydım Yazamazdım. Yine bunun gibi John Fowles’ın: Büyücü, Koleksiyoncu, Fransız Teğmenin Kadını, Cesare Pavese’nin: Yaşama Uğraşı( Günlükler), Güzel Yaz, Senin Köylerin. Ve tabii ki Ursula K. Le Guin/benim Ursulam… Mülksüzler, Yerdeniz Serisi, Dünyaya Orman Denir, Zihinde Bir Dalga, Kadınlar-Rüyalar- Ejderhalar, Karanlığın Sol Eli ve daha ne güzel yazarlar, ne güzel eserler evimizde hafızamızda yer etmiş. Siz de içinizde böyle bir muhakemeye girseniz eminim ki ruhunuza ait birçok çekmecenin kilidini açacaksınız.

Şimdi düşüncelerimi yazıya döküp şöyle uzaktan baktığımda eski kitapların gölgesini o sırtımızı yasladığımız güçlü, güvenilir, sağlam meşe ya da çınar ağaçlarına benzetmekte haksız mıyım? Bir sonraki halimizin, hiçbir biçimde okumadan önceki halimizle aynı olmayacağını bildiğimiz bir derinlikli yolculuktur kitap. Hayat akışınızda her ne kadar o gölgeler zaman zaman kısalsa ya da uzasa da bir an, bir dönem, bir ruh hali, bir kışa hazırlık gelir ve siz onda sığınabilecek bir gölge bulursunuz.

Ben bu sonbahar günlerimi kitaplığımda olsun ya da olmasın en sevdiğim beş yazarın okumak istediğim kitaplarına ayıracağım. Hem eğer evimde yoksa bir kitapçıya girmek için bahanem olur. Ursula K. Le Guin, Murathan Mungan, Destanlar, William Shakespeare, Muazzez İlmiye Çığ. Sözün özü, işimle ilgili kitaplar benim için ne kadar önemli bir ödevse, edebiyat da bir o kadar sığınak. Siz bu sonbaharı hangi okuma listesiyle yaşamayı planladınız?

Kitaplığınıza şöyle bir göz gezdirmek ve belki de hislerinizi benimle paylaşmak istersiniz: aysegulek@yahoo.com

İçtenlikle

 

Ayşegül Ekşioğlu

 

 

 

Fotoğraf-1

Fotoğraf-1

Fotoğraf-2

Fotoğraf-2

Fotoğraf-3

Fotoğraf-3

Fotoğraf-4

Fotoğraf-4

Image

Arzu KOLOĞLU

1978 yılında Niğde’de memur bir aile...

Image

Aynur GÖRMÜŞ

“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...

Image

Aynur KULAK

2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...

Image

Ayşegül EKŞİOĞLU

İstanbul’da doğdum, Pertevn...

Image

Burak KETENCİ

1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...

Image

Gülhan MERİÇ

1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...

Image

Hasan Ünal TEKAĞAÇ

1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....

Image

İbrahim KORKMAZ

1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...

Image

İlkay AKIN

Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...

Image

Psk. İlkim ÖZ

İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...

Image

Mehmet DEĞİRMENCİ

1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...

Image

Orçun OĞLAKCIOĞLU

Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...

Image

Özlem KALKAN ERENUS

1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...