Yaşamın kalitesi, büyük ölçüde aldığımız kararların niteliğine bağlıdır. Ancak yapacağımız bilinçli seçimlerle, dengeli, sürdürülebilir ve sağlıklı bir yaşam süreci inşa edebiliriz.
İnsanın sağlıklı ve dengeli bir yaşam sürmesinde elbetteki bir çok faktör etkili oluyor. Bunlardan genetik faktörlerin etkisi olduğu kadar, son yıllarda bilim dünyasında öne çıkan epigenetik çalışmalarda, yaşam tarzı tercihlerimizin sağlığımız üzerindeki etkisini daha net biçimde ortaya koymaktadır. Genetik mirasımız sabit olsa da, genlerin nasıl ifade edildiği epigenetik mekanizmalar aracılığıyla şekilleniyor. İçinde yaşadığımız çevresel faktörler ve yaşam tarzı seçimlerimiz işte bu kapsamda değerlendiriliyor; Beslenme biçimimiz, stres düzeyimiz ve yönetme yetkinliğimiz, hareket alışkanlıklarımız, zihinsel tutumumuz ve düşünce biçimimiz ve hatta sosyal ilişkilerimiz, genlerimizin davranışını etkileyebilecek kadar güçlü.
Örneğin, sağlıklı beslenme ve düzenli hareket etme, doğada zaman geçirme, zihinsel olumlamalar yararlı epigenetik değişikliklere olumlu katkı sağlayabiliyorken, ancak sürekli stresli bir yaşama, kötü beslenmeye ve zararlı kimyasallara maruz kalma da olumsuz epigenetik değişikliklere neden olabildiği söyleniyor.
Tüm bu bilgiler ışığında, şu önemli sonucu çıkarabiliriz:
Bilinçli seçimlerle, sağlıklı ve dengeli bir yaşam tarzı benimseyerek epigenetik süreçleri lehimize çevirebiliriz. Bu anlayış, yalnızca bireysel sağlığımız için değil, kuşaklar arası aktarılan sağlık mirası açısından da son derece kıymetlidir. Çünkü yapılan araştırmalar, epigenetik değişimlerin bazı durumlarda bir sonraki nesle de aktarılabileceğini göstermektedir. Bu da demek oluyor ki, bugün aldığımız kararlar ve benimsediğimiz yaşam tarzı sadece bizim değil, çocuklarımızın ve torunlarımızın sağlığını da etkileyebilir. Dolayısıyla bilinçli ve dengeli yaşam alışkanlıkları geliştirmek, bireysel olduğu kadar toplumsal bir sorumluluk da taşıyor. Bu sebeple hem kendimiz hem de ailemiz için, sadece insana özel verilmiş bir bilinçle hareket ederek ve daima bir irade göstererek beden, zihin, ruh ve kalp yani bütünsel sağlığımıza dikkat etmek zorundayız.
Tüm bu etkenlerin yanında, zihinsel sağlığın etkisi ayrıca dikkat çekicidir. Sürekli negatif düşünce içinde olan bir zihinle ve çevremizde var olan toksik ilişkilerle sınır koymadan birlikte yaşamak hiç de hafife alınmaması gerekenlerin başında geliyor. Çünkü zihinsel süreçlerin bedensel sağlığımız üzerindeki etkisi bilimsel olarak da ortaya konmuş durumda. Psikonöroimmünoloji alanındaki araştırmalar, düşünce biçimimizin bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan etkili olduğunu gösteriyor. Bu nedenle olumlu düşünce pratiği sadece psikolojik değil, fizyolojik bir iyileşme sürecini de tetikleyebilir.
Sürekli olumsuz düşünen, her koşuldan şikayet eden memnuniyetsiz bireylerle çevrili bir yaşam, kronik stres ve depresyona da yol açabilirken, kronik olarak da stres hormonlarının sürekli yüksek seviyelerde kalmasına neden olabilir. Bu da bağışıklık sistemini zayıflatabilir ve epigenetik değişikliklere yol açabilir. Bu durum da, sağlıklı ve dengeli bir yaşam sürmeye engel teşkil edebilir ve hatta yaşlanma sürecini hızlandırabilir ve çeşitli kronik hastalıkların riskini artırabilir.
Stres yok edilebilir mi bilemem ama yönetiminin zihnimizin elinde olduğuna inancım tam. Ayrıca sıfır korku tedbirsizliği getireceği için de kontrollü bir stres tedbir almayı da sağlayacağı için yok etmek yerine yönetmeyi öğrenme pratiği yapmaya inanıyorum ben. Koşullar bazen çok zorlasa da neden oldu diye takılı kalıp, direnmeden içinden geçebilir ve durumdan öğrenen olmayı denersek, mutlaka esenlikli günlerde yaşamak mümkün olabilir. Sürekli bir mutluluk ya da mutsuzluk hali zaten olamaz.
Burada en önemli farkındalık ve çözüm bana göre, etki edebileceklerimizin ve değiştiremeyeceklerimizin ayrımını yapabilmek noktasında. Olmuş ve geçmişte kalan bir şeyi kabul etmeden neden olduğuna dair direnmek o olanı değiştirmeyecektir. Önce buradan bakmayı öğrenmek önemli. Daha sonra o olanın yaşamımızdaki etkisinin ne olduğunu ve biz onun üzerine neyi farklı yaparak bu etkiyi ve yaşattığı o iyi gelmeyen duyguyu hafifletebiliriz, işte bu ayrıma gelebilmek değerli. Kısacası marifet, olana tepki vermek yerine, bize iyi gelecek, görmek istediğimiz o dünyanın baştan yaratıcısı, etkisi olmakta.
Araştırmalar, doğada vakit geçirmenin de stres düzeylerini azalttığını, bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve genel ruh halini iyileştirdiğini göstermektedir. Bu sebeple doğayla bağlantının kesilmemesi ve hayvan sevgisinin yaşamın içine daha çok katmak da insan sağlığı üzerinde olumlu etkiler yaratabilir. Hayvanlarla etkileşim oksitosin gibi iyi hissettiren hormonların salgılanmasını arttıran ve duygusal sağlığı destekleyen önemli bir faktör.
Hücre sağlığını korumak, sağlıklı yaşamak ve yaşlanma sürecinde kritik bir rol oynar. Antioksidanlar, vitaminler ve mineraller açısından zengin bir beslenme biçimi hücre hasarını azaltabilir. Düzenli fiziksel aktivite, yeterince besin alma, kas kütlesini korumak kısacası herşeyin dengesi de epigenetik faktörleri olumlu yönde etkiler ve yaşlanma sürecini yavaşlatır.
Sağlıklı yaşamak ve yaş almak, hem genetik hem de epigenetik faktörlerin bir kombinasyonuna bağlıdır. Epigenetik mekanizmalar, yaşam tarzı ve çevresel faktörlerin yaşlanma süreci üzerindeki etkisini daha iyi anlamamızı sağlar. Çoğunlukla negatif düşünen bir zihinle yaşamak ya da böylesi toksik ilişkilere maruz kalmak, doğadan uzak kalmak ve sağlıksız beslenme gibi faktörler, epigenetik değişiklikler yoluyla sağlığımızı olumsuz etkileyebilir. Buna karşın, olumlu düşünce biçimini öğrenmek, her koşulda bir şükür sebebi bulmaya odaklı yaşam, sağlıklı ve Samimi sosyal ilişkiler, doğayla iç içe olmak, hayvan sevgisi, sağlıklı beslenme ve düzenli hareket, sınırlarını bilmek, zamanını ve iş ve özel zaman planlamasını dengede yapabilmek sağlıklı yaş almayı destekleyen epigenetik değişikliklere yol açabilir.
Bu nedenle, elbette genetik yatkınlıklarımızı göz ardı etmeden, yaşam tarzımızda ve düşünce biçimimizde göstereceğimiz irade ve seçimlerimizin yaşamımız üzerindeki etkilerini anlamak, bireysel davranışlarımızın neyi değiştirme etkisinde olabileceğinin idrakına varmak ve sağlıklı yaşlanma için bilinçli seçimler yapmak, ferah bir yaşam sürmemiz açısından büyük önem taşır.
Peki, sen kendi yaşamında dengeli olmanı destekleyecek küçük ama etkili adımlar atabilir misin?
Dengeli bir yaşam için küçük adımlara var mısın?
Seçim Senin!
“İnsan doğanın bir parçası olduğunu
unuttuğu gün hastalanmaya başladı.”
“Tolstoy”
Sağlıcakla
Aynur Görmüş