Bir insanda beğenmediğin yanlarını nasıl “düzeltebilirsin”?
Aslında cevap basit: Düzeltemezsin.
Çünkü kalıcı ve sürdürülebilir değişim, yalnızca bireyin kendi iradesi, bilinçli seçimi ve adanmışlığıyla ancak mümkün olabilir. Bir başkasının dışardan çabası, ne kadar samimi olursa olsun, tek başına yeterli değildir.
Değişimin İlk Adımı
Dönüşüm, bireyin kendi öz ihtiyaçlarına odaklanması, mevcut durumundan rahatsızlık duyması ve konfor alanından çıkmayı göze almasıyla yolculuğun temeli başlar.
Elbette dışarıdan gelen destekler, denetlemek ya da kaynaklar sunulması oldukça değerlidir. Ancak bunun asıl işlevi sadece bireye yol arkadaşlığı kadardır. En büyük katkımız, karşımızdaki insanın kendini keşfetmesine ve farkındalık kazanmasına alan açmak, potansiyelini keşfetmesine destek olmak, başka deneyinlerden ilham olmak, belki de yalnızca cesaret vermek olabilir.
“Gerçek değişim, bireyin içinden doğar
ve yalnızca onun isteğiyle şekillenir.”
İlham Olmak
İnsan, yalnızca kendi yaşamını dönüştürebilir. Etki alanı kendi hayatıdır. Başkalarının değişimine veya dönüşümüne ise ancak yaşamı, davranışları ve düşünme biçimi ile ilham olabilmesi mümkündür. Birini değiştiremezsin, ama ışık olabilirsin.
Koçluk da tam olarak bu noktada anlam kazanır. Kurtarıcılık rolü değildir; kişinin kendi yolculuğunu seçmesine eşlik eden bir süreçtir. Güçlü sorularla farkındalık yaratır, rehberlik eder ama nihai seçim yine bireyin kalbine aittir. Çünkü gerçek dönüşüm, bireyin yürekten istemesiyle başlar.
Empati ve Sınırlar
Bu yolculukta empati, yargısız dinleme ve yapılan işe duyulan sevgi olmazsa olmazdır. Ancak empati de sınırlarla dengelenmelidir. Aşırı fedakârlık, sürekli “evet” demek ya da karşıdakinin tüm yükünü omuzlamak dönüşüm değil, tükeniş getirir.
Bazen birine yapılabilecek en büyük iyilik, onun kendi deneyimlerini yaşamasına izin vermektir. Çünkü acı da, zorluk da, hatta düşmek de yeniden ayağa kalkabilmeyi öğrenmekte yaşamın bir parçasıdır.
Bunu yaşamadan da yolunu belirlemekte zorlanabilir, kendisi için en “doğru” seçimi yapamayabilir ve belki de yaşamı öğrenemeyebilir ve başkasının hayatını yaşayabilir.
Oysa yaşam her birimiz için ayrı bir deney alanıdır; “başarısız” performanslar da başarıya giden yolun ayrılmaz parçasıdır. Hatalar kurduğumuz düşlere gidecek yolda öğrenmek için çok önemlidir. Bu sebeple o deneyimi yaşama hakkını elinden almak yolculuktaki öğrenmesi gerekene engel olmak da olabilir.
Israr etmek, “senin için en iyisini ben bilirim” demek çoğu zaman faydadan çok engel olur, hatta kişinin direncini artırır. Olanı olduğu gibi kabul etmek, akışa izin vermek ve sadece destekleyici bir alan sunmak gerçek yardımın ta kendisidir.
Kendi Yolunu Seçmek
Unutma: başkalarının iyileşmesi senin sorumluluğun değil. Sen önce kendi yolunu, kendi deneyimlerini sahiplenmekle yükümlüsün. Otantik seçimlerin ve deneyimlerin, yalnızca isteyenler için bir ilham olabilir. Bu da yine kişinin kendi seçimidir; çünkü iham, vermekten çok isteyenin almasıyla ilgilidir.
Bazen birine “senin için ne yapabilirim?” diye samimiyetle sormak bile en büyük destek olabilir. Çünkü insan önce kendi değerlerini bilmeli, kendine şefkat göstermeli ve sınır koymayı öğrenmelidir. Sürekli başkaları için “evet” derken kendine “hayır” demek uzun vadede yıpratıcıdır. Aşırı verici olmak çok erdemli bir davranış gibi görünüyor olabilir ama uzun vadede herkesi memnun etme çabası tükenmişlik getirebilir.
Yeni Bir Yaşam Üslubu
Sağlıklı ve dengeli ilişkiler bireyin yaşamına hem huzur hem de gerçek bir bütünlük ve kendinden tatmin getirir. Sonuçta herkes, yaşadığı hayatı beğenmediğinde, fark edebilirse onu değiştirebilecek iradeyi gösterebilir.
Bilincini referans alan her insan; kendi yolunu seçebilir, sorumluluğunu alıp bedellerine de katlanabilir.
Ve en önemlisi:
Sağlıcakla
Aynur Görmüş