Bir Sonbahar Hediyesi

 

 

Bir sonbahar hediyesi gibi geldi…

Sizin hiç muhteşem keşifleriniz oldu mu? Hani tesadüfen fark ettiğiniz, hayatınıza iyilik getiren kişi, olay, an, nesne. Ruhunuza iyi gelen, gününüze eşlik eden bir önemli ayrıntı.  Günün ağırlığını alır götürür, sizi bu uğultulu şehirden kısa bir an için bile olsa uzaklaştırır. Hüzünlü bir gençlik anısı, yeniden başlama isteği, içinizde bir yerlerde sıkışıp kalmış söylenmeyen sözler gelir yerleşir kalbinize. İnce bir sızı, belli belirsiz bir iç çekiş, duru bir gülümseme gibidir.

Eskiden İstiklal Caddesi’nde yürürdük, kitapçılardan caddeye yayılan melodiler tramvay sesine karışırdı, biz de gider beğendiğimiz müziğin kasetini alırdık hemen. Zaman değişti, teknoloji her ne kadar eski dönem İstiklal Caddesi’nde yürümenin verdiği hissi sağlayamasa da keşifler için şahane bir kaynak oldu. Çok bilinen, sevilen, takip edilenler haricinde sessiz sedasız, kendi halinde çoğalan, büyüyen değerler de var, gençler var.

Sevda Deniz Karali’den bahsediyorum. Aslında önce sadece sesi dikkatimi çekti, geri plandaki enstrümana eşlik eden dingin bir ses ve ardından o öykü tadında şarkı sözleri. Telaşsız, bazen kâğıt kesiği gibi kalbimi çizdi şarkıları bazen de ziyadesiyle hüzünlendirdi. Şarkılarını dinlerken sahneler geldi gözümün önüne, ben bir seyirci oldum, o sözler sahnede ete kemiğe büründü, usul usul anlatmaya başladı. İnceliklerle bezeli, günün herhangi bir anını betimleyen ya da sevdiğini bekleme heyecanını anlatan ya da kendini avutma çabasını. üzülme bu da geçer tadında. Sorular soruyor, senin içinde cevaplar doğuyor dinlerken.  

 

“Bulut olma, Ne yapacaksın bu kadar dolup,

Hep bir sıcak, hep bir soğuk,

Ve sen sıkış sıkış,

Bir yağışa ramak kala, Kapkara kapkara,

Ağlama artık, Kendini unuttuğuna yazık.

Hadi sen yine gökyüzüne bak, Elbet güneş doğacak,

Karanlıktaysan bile hala unutma,

Yıldızlar seni bulacak.”

(Bulut Olma)

 

İnsanın şöyle zamanları olur, bir şarkıya tutunur ve günlerce ondan kopamaz.  Yaşamın inişli çıkışlı ruh hallerine bir tutam çaredir.

 

“O kadar kolay mıydı hakikaten mutlu olmak.

Çok rüzgârlar esmiş unutmuşum.

Elindeki rüzgârgülü döndükçe gülen bir çocuğun.

Kahkahasıyla anımsadım geçmişi bugün.”

(Rüzgargülü)

Her zaman yaptığım gibi keşfin ardından bir öğrenme merakı gelir bana. Kimdir Sevda Deniz Karali, neler yapar, hayata nasıl bakar ki bu güzellikler bize ulaşır. Bir müzisyen, bir çevirmen ve bir yazar olur kendisi. 1992 doğumlu gencecik, ışıl ışıl bir ruh, sürprizli… Açıkçası araştırdığımda sadece müziği, sesi çıkacak karşıma diyordum. Çok daha fazlası varmış. Bir edebiyat sevdalısı ile tanıştım, Üniversitede Fen Edebiyat Fakültesi çeviri bölümünden mezun, Fransızca, İspanyolca, Yunanca çeviriler yapan bir çevirmen aynı zamanda.  Yayınevlerine kitap çevirisi yapıyor, öyküleri, şiirleri var ve bir de roman yazmış. “Hayatın Tüm Haziranları” Ardından oyunculuk eğitimi başlıyor. BAM İstanbul adlı tiyatro ekibinde yönetmen. Şarkılarının çoğu kendi eserleri, bir de ukulele çalıyor, şarkılarına eşlik ediyor.  Youtube kanalını özellikle tavsiye ederim. Eminim orada şarkılarını, sesini, kitaplardan alıntılar seslendirmesini büyük bir keyifle takip edeceksiniz.

 

“Kime ait bu dört duvar? Bu gümüş geçmiş, bu çamaşırlar?

Zaman durmuş, beni unutmuş senin yanında

Hiç bilmediğim duygular dilimin ucunda “

(Bu anlar burada kaldı)

 

Yaşadığımız dönem yorucu, herkes, her şey çok hızlı. Bu yüzden bizi biraz da olsa durduran o anın kıymetine yoğunlaştıran her şeyi seviyorum. Çünkü artık yemeğin tadını alamıyoruz, ilişkiler tam bir tüketim çılgınlığı, insanla uğraşmak bizatihi zor bir de şehrin karmaşasına ekmeğinin peşinde koşma stresi eklenince işte sana kentli yaşam. Yorgunluk bu “kentli olmanın” diğer adı. Bize kendimizi hatırlatan anlar da ellerimizin arasından uçup gidiyor bu hengâmede. Yıllardır sinemaya, tiyatroya gitmeyenler, gökyüzünü bir sabah bir akşam görenler var aramızda. Dopamin bağımlılığıyla bize kalacak üç beş saati de sosyal medyaya esir ettik mi son gücümüzle yatağımızı zor buluyoruz. Siyaset ve ekonomiyi konuşmuyorum bile. İnsanın kendine yaptığı en büyük zulüm galiba bu çarkın içinde debelenip durmak. Bırakın bu çemberin dışına çıkanları, çeperinde durabilenleri alkışlamak geliyor içimden. Demem o ki bir mola, kısa bir uzaklaşma fark edenler için çok kıymetli. Sevda Deniz Karali’nin şarkıları da benim için öyle oldu. Sevdamız edebiyat olunca bir biçimde yolun sonu oraya çıkıyor. Edebiyatta çok kısa, minimal öykülere verilen bir isim vardır biraz tuhaf bir adlandırması var. Çok kısa öyküye “küçürek öykü” deniyor. Sözcüklerde cimri, anlamda cömert, oldukça yaratıcılık isteyen bir tarz aslında. İşte Sevda Deniz Karali’nin şarkı sözlerini birer küçürek öykü gibi dinledim.

 

“Bu kadar sokağı olması mantıklı mı bu şehrin?

Bunca köşeyi kim dönecek?

Yolların bir yere gittiği de yok. 

Aynı kapının önündeyim, oysa çekip gitmenin yolu çok.

Geçiştirdiğim ne varsa bende bitiyor.

Başlamak hayattaki en zor şey.

Zaten ben aramayı da hiç beceremedim.”

 

Çok ilginç Sevda Deniz Karali’nin bir de Türk edebiyatının en önemli şairlerinden biri olan Özdemir Asaf’ın 100. doğum yıldönümüne özel hazırlanan tribute albümünde yer alması olmuş. Özdemir Asaf’ın Hep Olan Oldu şiirini besteleyip okumuş.

 

“…..

Şarkı söylüyormuşum sokaklarda, görmüşler

Yere yere bakıyormuşum yürürken, duymuşlar

Sonrasını kendileri uydurmuşlar

Zaman her zaman geçti

O yüzden

Adları önemli değil o yerlerin

Şimdi

Apaçık görülüyor her şey

Hep olan oldu”

 

Hani hazır kış geliyorken kendinize bir şans tanıyım derim. Dikkatinizi çeken bir güzellik olduysa yanından geçip gitmeyin. Size huzurlu birkaç saat kazandıracak, başınızın üzerinde taşıdığınız bulutları dağıtacak bir keşiftir belki de nereden bileceksiniz…

 

 

Ayşegül Ekşioğlu

 

Image

Arzu KOLOĞLU

1978 yılında Niğde’de memur bir aile...

Image

Aynur GÖRMÜŞ

“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...

Image

Aynur KULAK

2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...

Image

Ayşegül EKŞİOĞLU

İstanbul’da doğdum, Pertevn...

Image

Burak KETENCİ

1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...

Image

Gülhan MERİÇ

1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...

Image

Hasan Ünal TEKAĞAÇ

1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....

Image

İbrahim KORKMAZ

1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...

Image

İlkay AKIN

Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...

Image

Psk. İlkim ÖZ

İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...

Image

Mehmet DEĞİRMENCİ

1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...

Image

Orçun OĞLAKCIOĞLU

Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...

Image

Özlem KALKAN ERENUS

1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...