Yılın Sessiz Eşiğinde

 

 

Bitişlerden Başlangıçlara

 

Yılın son sayfasına geldik.

Takvimlerin inceldiği, günlerin kısaldığı, gecelerin uzun sessizliklere sokulduğu bir zaman dilimi bu.

Aralık… hem bir eskiyi bırakma hem bir yeniye hazırlık ayı değil mi?

Geçmişin yankılarıyla geleceğin fısıltılarının birbirine karıştığı o ince çizgi.

 

Dışarıda soğuk, içimizde yavaş yavaş bir çözülme var sanki. Bir yılın ağırlığı omuzlarımızdayken hesaplaşalım bakalım bir bir kendimizle. Yaşananların, yarım kalanların, hiç başlayamadıklarımızın, yolda vazgeçtiklerimizin…

Hepsinin hatırası kalbimizde.

Zamanın önünden değil, ardından yürüdüğümüzü fark ediyoruz bazen. Sürekli tekrar ediyoruz geçmişi. Ritmimiz bozulmuş. Oysa zaman ve düşler birbirine paralel eşlik etmeli: bugünde, anda, şimdi’de.

Duruyoruz, geriye dönüp bakıyoruz; neleri taşıdık, nelerden vazgeçtik, neleri yitirdik, neleri bırakmamız gerekiyordu da biz tutunduk yine de?

En azında farkına vardıysak bundan sonra taşımayalım. Olmuşu bitmişi hatıralara bırakalım, büyük hayallerimizle dolu gelecek güzel günlerimize yük etmeyelim, hayellerimize hizmet etmeyecekleri.

Aralık, insana bir eşik çizgisi yaratıyor; kendi iç muhasebesine çağırıyor. Biten her şeyde olduğu gibi yılın ardından da “hayatla ve kendimizle ne kadar eksik, ne kadar tamam kaldık?” diye sormadan edemiyoruz. Oysa mesele sadece tamam olmak değil; her şeyin geçiciliğini kabul edip, yeni başlangıçlara yeniden inanmayı seçebilmekte.

Bence bir şeyleri hakettiği gibi sonlandırabilmek, deneyimi onurlandırabilmek de bir sanat sayılmalı aslında.

Her bitiş, biraz cesaret ister. Bir kapının kapanması, ardında yenisinin açılmasının ön koşuludur çünkü.

Yılın bu son ayında gökyüzü soğuk ve ağır görünse de içinde yenilenmenin ilk kıpırtısı saklıdır. Doğa bile bunu hatırlatır: Ağaçlar çıplaktır ama kökleri hâlâ toprağın derinliklerinde yaşam taşır.

Belki de şunu sormanın zamanıdır artık:

Ne bitmeli?
Ne başlamalı?
Nerde durmalı, nerde kalmalı?
Neye devam etmeli, neyi yarım bırakmalı?
Neye katlanmalı, neyi çok sevmeli, neye kaynak ayırmalı?
Hepsinin üzerine düşünmek için çok değerli bir dönemeç.
Hepimizin durakları başka; yolları uzun, yolculukları, heyecanları, gücü birbirinden farklı.

Kimi duygular, kimi alışkanlıklar, kimi görevler, hatta kimi insanlar artık bizden uzaklaşmak isteyebilir.

Yaşamlarımızda görevleri bitmiş olabilir.

Öğreneceklerimizi öğrenmiş olabiliriz ya da tekrar yeniden deneyimleyeceğiz kim bilir.

Ama bir gerçek var:

Zihnimizi ve zamanımızı meşgul edenleri filtreleyemezsek ve eskiden özgürleşemezsek yeniye yer açmak mümkün değildir.

 

Peki biz gitmelerine izin verebilir miyiz?

Bazen bir yılı bitirmek, bir insanı affetmek kadar zor olabilir.

Takvimlerden bir yılı uğurlamak, aslında kendi eski hâlimize veda etmek gibidir.

Direnir zihin, dağılır beden, incinir ruh, kırılır kalp.

Ama işte tam da oradadır öğreti; o ince çizgide.

Ya mücadeleye devam etmeyi ya da kalbe yeni bir başlangıcın tohumlarını düşürmeyi seçer insan.

Yeniden niyet etmenin, yeniden umut etmenin, yeniden eyleme geçmenin; yeniden tutkuyla sevmenin zamanı gelmiştir belki de.

Yeni yıl, sadece yeni bir takvim değildir; tazelenmiş bir bakış, ferahlamış bir zihin, yenilenmiş bir iç ses, sadeleşmiş bir kalptir… fark edebilene.

Sihirli bir değneği yoktur yeni yılın.
“Bana güzel şeyler getir” demekle gelmez güzellikler.
Çünkü güzel olanı hayatımıza çağıran, bizzat biziz. Sen güzel olacaksın ki güzeli seçip görebilesin, güzelleştirebilesin dünyanı.
Sen yeni yıla hangi hâlini, hangi gücünü, hangi niyetini götürüyorsun ki?


Unutma: Beklediğin her şey kendindendir.

 

Aralık bize der ki:

“Bırak gitsin yüklerin, ferahlasın, boşalsın ki ellerin; yeni olana yer tutabilesin.”

 

Belki de bu yüzden yılın sonunda değil, eşiğinde duruyoruz hep, geçmişle gelecek arasında kuracağımız bir köprü gibi.

Ve o köprünün ortasında, kışın dinginliğiyle baş başa kalınca, anlıyoruz:

Bitmek ve başlamak, aynı nefesin iki ucudur.

Her vedanın içinde bir merhaba gizlidir.

Her “hayır” diyebildiğinde, kendine bir “evet”e yer açarsın.

Her kar tanesi, eski bir yılın toprağına düşen bir umut tohumu gibidir.

 

O yüzden bu yıl, geçmişi minnetle onurlandıralım; geleceğe güvenle, umutla bakalım. Ama yaşamın içinde capcanlı olalım; tüm deneyimlerimize, hayal kırıklıklarımıza rağmen.

Keza umut pasif beklentide olmak değildir, gelecekte de değildir. Sorumluluğunu bilip, arzu ettiğin geleceğin adımlarını bugünde, şimdide atabilme iradesini gösterdiğinde ete kemiğe bürünebilir.

Biz, eksiklerimizi, kaybettiklerimizi değil, öğrenmişliklerimizi, kazandıklarımızı sayalım.

Kırılmışlıkları değil, onlardan süzülen ışığı hatırlayalım.

Ve kalbimizin derinliklerinden şu niyeti fısıldayalım:

“Ben:
Bu defa daha bilinçli seveceğim.
Daha sade yaşayacağım.
Daha az korkacağım.
Daha kısa cümleler kuracağım.
Ve her şeyin sonunda yine umut edeceğim a
ma mutlaka canlı olacağım; arzu ettiğim o hayatın yaratıcısı olmaya geliyorum ey yeni yıl.”

 

Çünkü her Aralık, aslında bir başlangıcın habercisidir.

Her yıl bitimi, yeniden doğmanın davetidir.

Yeter ki geçmişin gölgesine değil, geleceğin ışığına doğru olsun yönümüz, yolculuğumuz.

Yorulabiliriz; duralım nefeslenelim… ama gönlümüzü koyduğumuzdan vazgeçmeyelim.

Ve unutmayalım;

Eğer söylendiği gibiyse; bir yılı nasıl uğurluyorsa, bir sonrakini de öyle karşılıyorsa insan gerçekten; o hâlde bu defa biz öğrettiklerine minnetle bitirelim, vedalaşalım; sevgiyle, inançla, özenle, nezaketle yeni bir sayfanın başlatanı olalım.

Yüzümüz hep aydınlıklara dönük olsun; karanlıkları da yok saymayalım, bilsinler ki onların şifası da kabulde, şefkatle sarıp sarmalamakta.

Ve yazalım bakalım…

Yeni yılın düşleri tazecik yolda.

 

 

Sağlıcakla

Aynur Görmüş

Image

Arzu KOLOĞLU

1978 yılında Niğde’de memur bir aile...

Image

Aynur GÖRMÜŞ

“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...

Image

Aynur KULAK

2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...

Image

Ayşegül EKŞİOĞLU

İstanbul’da doğdum, Pertevn...

Image

Burak KETENCİ

1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...

Image

Gülhan MERİÇ

1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...

Image

Hasan Ünal TEKAĞAÇ

1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....

Image

İbrahim KORKMAZ

1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...

Image

İlkay AKIN

Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...

Image

Psk. İlkim ÖZ

İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...

Image

Mehmet DEĞİRMENCİ

1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...

Image

Orçun OĞLAKCIOĞLU

Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...

Image

Özlem KALKAN ERENUS

1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...