Viyana’nın düzenli sokaklarında dolaşıyorum. Yüzlerce yıl öncesinde geziyormuş hissi veren grinin ya da beyazın tonlarında uzanan gotik, barok, grotesk yapılar. Binaların yüzlerinde, çatılarında ya da önlerinde; caddelerin birbirine çıkan düzlerinde, kıvrılıp bükülen sokak başlarında ya da meydanların en bilindik yerlerinde birdenbire karşıma çıkan heykeller…
Dünyanın pek çok dilinin aynı anda konuşulduğu dükkânlar, meydanlar, müzeler... Klasik ya da etnik enstrümanlardan yükselen notalar, metrolarda, meydanlarda bu notaların ve ritmin sahibi sokak müzisyenleri…
Ellerinde birer klasörle ve üstlerinde kırmızı yeşil cüppelerle bilet satan öğrenciler…
Gotik bir katedrale giriyorum. Günışığını, tüm renklerini kırıp da ancak öyle buyur eden vitraylar. Avizelerden mumlardan yansıyan ışığın yollara bölünüşü. Meleklerin, azizlerin ve havarilerin freskleri. Tablolar, heykelcikler.
Çarmıhta boynu bükük kalmış bir İsa. Katedralin büyüklü küçüklü kubbelerinde dolaşan, kavislerinde eğilip bükülen, avizelerine çarpan, mum alevlerini silkeleyip titreten, duvarlarından ve kirişlerinden seken bir ses: Tanrım, tanrım beni neden terk ettin.
Birazdan günahkârlar gelecek. Birazdan çok sesli ilahiler söylenecek. Birazdan tütsüler tütecek. Birazdan süvariler orta çağ silahları ve zırhlarıyla gelecek, birazdan bir Mecdelli Meryem, bir çarmıh bulup, avuçlarını kanata kanata, taş zeminin soğuğuna kıvrılıp kalacak, birazdan bir ihanetçi gözlerini dikecek, birazdan acılı bir annenin gözyaşları tükenecek. Birazdan cadılar avlanacak, birazdan bir Jeanne d’Arc bağlanıp bir kazığa yakılacak, birazdan yakılanlar azize ilan edilecek. Birazdan kuşlar, bulutlar, dumanlar…
Bir korku dolduruyor kalbimi, damarlarıma hücum eden kanın ritmine uyup kaçıyorum oradan. Ancak bir gölgenin peşim sıra geldiğini de hissediyorum. Dönüp dönüp arkama bakıyorum. Ensemde bir ürperti. Bu ürpermenin soğuğu ve uyuşan başım. Ah başım. Gölgeden kurtulabilmek için hızlanıyorum, yok; yavaşlıyorum, yok; aniden yön değiştiriyorum, yine yok. Bir müzenin basamaklarına tırmanıyorum. Işıklar arttıkça gölgeler de artıyor sanki. Müzenin salonlarında dolaşmaya başlıyorum. Camekânları, resimlerin çerçevelerindeki yansımaları kullanarak arkama bakmaya çalışıyorum, gölgeyi görmek için uğraşıyorum. Gitmemiş işte. Görüyorum. Hâlâ peşimde.
Resimleri inceliyorum. Fırça izlerini açık seçik görebiliyorum. Çerçevelerin tarihini kestirebiliyorum. Tabloların altında açıklamalar yazılı. Ressamların adları, yapılış tarihleri, hangi koleksiyonerden alındığı…
Gölgeyi unutup resimlere dalıyorum. Picasso’dan Klimt’e; Egon Schile’den, Cezane’a; Van Gogh’tan Dürer’e pek çok ressamın resimleri ve heykelleri. Büyüleyici.
Paul Klee’nin tablolarına gelince uzunca bakıyorum. Yanımda yaklaşık benim boyumda, buğday tenli bir adam elini çenesine götürmüş kımıldamadan duruyor. Önce pek çok heykelden biri sanıyorum onu. Ama yok, değil, kanlı canlı duruyor yanımda. Yüzüne dikkatle bakınca ağzımdan İlhan Berk, sözleri dökülüyor. Gözlerini bana çeviriyor.
“Evet,” diyor. “Paul Klee değil mi? Ne kadar etkileyici. Evimde onun resimlerinin baskıları var. Bir şiir düşlüyorum bu aralar. Adı Paul Klee’de Uyanmak, olacak.”
“Nasıl yani, diyorum. Sen, şey sen?..”
“Evet,” diyor. “Adam ne güzel resim yapıyor büyüleyici. Şu sarı ters duran kuşa bak. Ad Marginem’den asma köprüler kuracağım İstanbul’a. A’lar U’lar V’lerle olmak, Paul Klee’de uyanmak olacak şiirimin sonu. Böyle sokaklar istemiyorum ben, böyle gökler, güneşler… Paul Klee’de uyanmak istiyorum Edibe,” dedi.
“Nasıl yani, abi, ssseen, dedim. Sen ölmüştün.”
Öyle deyince öfkelendi. Paul Klee’nin güneşleri gibi gözlerle baktı bana. Öfkelendi, ama sesini bile yükseltmedi.
“Aşk olsun, şair ölür mü hiç,” der demez de gölgemle birlikte kaybolup gitti.
1979 yılında Tokat’ta doğdu. İnönü üniversitesi Sosyoloji Bölümünden mezun oldu. Küskün, Göç çağı adlı öykü kitaplarının yanında üçüncü çoğul ad...
1978 yılında Niğde’de memur bir aile...
“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...
2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...
İstanbul’da doğdum, Pertevn...
1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...
1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...
1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....
1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...
Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...
İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...
...
1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...
Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...
1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...